Gürcan Bilgiç

Sabah

Özel fiyasko!

Hem oyun hem de oyuncu "yetersizliğini" üretip, en büyük bütçenin oluşturulduğu sezonu derbi kazanmadan, hatta kaybede kaybede bitiren müthiş bir performans sahibi var orada. Her konuşmasında ekibini savunup, "sorumlu benim" dedikten sonra, yenilginin ardından koşa koşa soyunma odasına giden de orada. Anlayamadığı veya anlatamadığı bir süreç içinde

Edin Dzeko liderliğin ne olduğunu gösterdi

Kendine özel 'garipliklerin' hüküm sürdüğü, 'ikiyüzlü' bir maç izledik aslında. Edin Dzeko'nun yorgun pasını yakalayıp, golü attı Gaziantep. Sonrasında da adam adama eşleşmeler ile Fenerbahçe takımının tüm rüzgârını aldı. Öyle ki ilk şut ve korner 22. dakikada geldi. Devre bittiğinde 14 faulü vardı Antep'in. Şarkıda "Her şeyin bedeli var" diyordu r

Mektubu Koç'un önüne koymalı!

Ne maç derler ya... Kendi içindeki hikâyesi bambaşka olan bir karşılaşma seyrettik. Cezalıları- sakatları ve düşme hattındaki kritik durumuyla Kadıköy'e gelen Kayserispor'un müthiş direncini ve inadını geçemedi Fenerbahçe. Bu 90 dakika tüm sezonun hikâyesi haline geldi. Yarışı önce bitirdiler, sonra "Devam" dediler. Uzatma dakikalarında da teslim o

Şampiyon takımı futbol belirler

Sokağa çıktığımda tanıyanların ilk sorusu "kim şampiyon olacak" şeklinde. Geçen iki sezonda yaşanan mücadelede, yine aynı durumda G.Saray'ın ipi göğüsleyeceğinden kimsenin şüphesi yoktu. Bu kez dengeyi görüyorlar ve yarış kendi merak havuzunda oynanacak maçları bekliyor. Peki; ne de değişti Öncelikle hakem kararlarına standart geldi. Penaltı olmaya

Mourinho seyirci gibi seyretti!

Yine öne geçtiği, rahatça bitirebileceği bir maçı, teknik direktörünün ön görüşüz ve inatçı bakış açısına teslim olarak kazanmayı başardı Fenerbahçe. Talisca'yı ön tarafa daha yakın değerlendirirsek, 4-4-2 ile çıktı sahaya. Tehdit etmesi gereken takımın, Maximin'in bire birleri veya Tadic'in ortaları dışında hücum planı yoktu. Sivasspor'un daha akı

Plan ve performans!

İki teknik adamın müthiş satrancını izledik. Fatih Tekke, 3 hücumcu ile Fenerbahçe'nin orta sahasını direkt paslarla geçerek, oyuncularını defans ile hep yüz yüze bıraktı ilk 45'te. Özellikle Mert-Maximin kanadını Zubkov ile koridora çevirdi. Biri direkten, biri Livakovic'ten dönen iki pozisyondan sonra da devreyi önde kapamayı başardı. Bu arada te

Özel bir seyirci!

Böyle derbilerin sırrı, büyük futbolcuların maça ağırlıklarını koymasıdır. Mourinho'nun 11 seyircisi vardı sahada, Okan Buruk'un ise kahramanları. Bir önceki maçın "aman berabere bitsin" Galatasaray'ı yerine, önde basıp, hücumda doğru eşleşmeler ile Fenerbahçe'yi çaresiz bırakan takım vardı. Hiçbir yanıt veremediler bu organizasyona. Bir fazla orta

Rakibin fişini çekme fırsatı

Herkes kupa maçı diye bakıyor ama ligi de etkileyecek bir kırılma karşılaşması izleyeceğiz. Galatasaray zor durumda. Beşiktaş yenilgisi sonrasında ezeli rakibinden alacağı ikinci darbenin etkilerini kaldıramayabilir. Yani; Fenerbahçe, Galatasaray'ın fişini çekme şansına sahip... Mourinho'nun sistemi oturdu. Fenerbahçe, taktik-disiplini koruduğunda

Yine dersler çıkarılacak bir karşılaşma

Milli maçlar sonrasındaki mental ve fiziki gerilemenin üstüne, bir de deplasmanda küçük stat ortamı geldiğinde, problemler başlar. Oyuncuların tekrar lige konsantre olması, takım tadını yeniden alması için gereken ortam eksik kalınca, sahada da hırs eksik kalır Fenerbahçe, Bodrum'da 'erken gol ile bu zorlukları aşarım' tavrını çabuk gösterdi. Porte

Milli Takımımıza çok yakıştı!

İki takımın da ince bir ip üstünde yürümeye çalıştığı, endişelerin en yüksekte olduğu dakikalardı. "Bizimkiler" iki farklı yenip gelmişlerdi Budapeşte'ye... "Bana ne" modunda, A Ligi'ni getirecek skorun peşinde "ayağa pas" ile oynuyorlardı. Macarlar ise hepimizin beklediği agresif baskı yerine, alanı kapatıp pozisyon peşinde oynadılar. Sanki gol ye