Güney Öztürk

Sözcü

Üç kütük kaldı geride

Evimin önünde üç ağaç vardı. Her biri ayrı güzel, ayrı görkemli. Camı açınca kokusu odaya dolardı; meltemle dans ettiklerinde hışırtıları yüreğe serinlik verirdi. Biri ıhlamurdu – çiçeklenince bütün mahalle o taze kokuyla sarhoş olurdu. Diğeri çınardı – kökleri kaldırım taşlarını bile kaldıracak kadar güçlü. Üçüncüsü ise at kestanesi – gölgesinde b

Pedala mı bastı prize mi taktı

Yokuşa tırmanıyorsun. Ciğerlerin yanıyor, bacakların acı içinde titriyor, nefesin kesiliyor. Arka dişliye almışsın zinciri ama yetmiyor. Her pedalda kalbin zonkluyor, gözlerin kararıyor. O anda, başka bir bisikletçi yanından süzülerek geçiyor. Ne nefesi dar ne yüzü terli. 'Zzzzzzzzzz...' diye sessiz bir torkla seni geçiyor. Dönüp bakıyorsun. Belki

Onlarınki astronot gibi!

Bizimkiler ise tişörtle cehenneme giriyor. Amerikalı orman işçisiyle Türk işçisinin farkı yangın kadar yakıcı... ★★★ Sırtında 25 kiloluk bir yük var. İçinde yangın barınağı, oksijen maskesi, ilk yardım çantası, su matarası, GPS, el feneri, çakı, radyo ve pompalı su tankı. Üzerindeki elbise sıradan bir kumaş değil, Nomex adı verilen özel bir yan

Karanlık fabrika!

Karanlık fabrika... Kulağa bilimkurgu gibi geliyor değil mi Ama Çin'de bu kavram gerçek. Üretim bantlarının başında ışık yok. İnsan da yok. Sadece robotlar var. Hatta ışık gereksiz çünkü çalışanın gözü yok. Vizörler, sensörler ve kolu bükülmeyen makineler var. 7/24 mesai, sıfır mola, sıfır sendika. ★★★ Çin'in yükselen markaları bu sistemi vitrin gi

Tarla akıllandı, biz akıllanmadık!

Bir tarlada dron dönüyor gökyüzünde. Altında binlerce dönüm mısır tarlası... Direksiyonsuz traktör, kendi kendine gidiyor. İçinde sürücü yok. iftçi kulübede Zoom toplantısında. Traktörün kamerası, milisaniyede toprağın rengini okuyup gübreyi damla damla hedefe yolluyor. Toprağın nemini ölçen sensörler karar veriyor: "Şuraya biraz su, şuraya biraz g

Harç denen şey dinamite benziyor

Bir zamanlar adı Yugoslavya olan güçlü bir ülke vardı. Tito'nun gölgesinde birleşmiş yedi halk, tek marşla selam duruyordu: Sırp, Hırvat, Boşnak, Sloven, Arnavut, Karadağlı ve Makedon. Dili birleştirmişlerdi. Ordusu, parası, söylemi birdi. Ta ki harcı karan kişi toprağa düşünceye kadar... Tito'nun ardından herkes kendi diniyle, mezhebiyle ve silahı

Bu şarkıyı kim söylüyor

Yapay Zeka ile oluşturulan The Velvet Sundown grubu üyeleri. Bir derdim var, artık tutamam içimde/ Gitsem nereye kadar/ Kalsam neye yarar Bir yaz akşamı... Evde elimde telefon, Spotify'da çalma listemden bu ezgileri dinlerken birden yabancı bir grup karşıma çıkıyor. Vokaller derin, gitar country rock, sanki 70'lerden kopmuş. Albüm adı bile etkil