Faruk Çakır

Faruk Çakır

Yeni Asya
Gündem 761 yazı 0 takipçi

Derelerden adalet aksın!

Tekraren ifade etmek gerekir ki ülkemizin esas meselesi petrol ya da zengin maden kaynaklarının olup olması değildir.Esas mesele, hak, hukuk ve adaletin tam olarak tecelli etmemiş olması ve belki de adaletin tecelli etmesi yönünde ciddi bir talebin olmamasıdır. Ne zaman ki milyonlarca insan, siz, biz, hepimiz; "ekmekten önce adalet isteriz" diyecek

Küresel adalet için

Sadece ülkemizde değil, bütün dünyada "hak, hukuk ve adalet"e ihtiyaç duyuluyor. Bu bakımdan adalet çağrılarını ülkelerle sınırlı tutmayıp bütün dünya için tekrarlamakta fayda vardır.İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere'den Filistin toprağı Batı Şeria için ortak açıklama yapılmış olması, adalet ihtiyacının ülkelerle sınırlı olmadığını düşündürüyor.

Siyasete dizayn mı

Belki sloganlaşmış bir cümle olarak görülebilir, ama siyasî partileri milletin kurduğu ve icap ettiğinde yine milletin kapattığına yakın tarihimiz şahittir.Bu bakımdan hangi parti olursa olsun hukukî müdahalelerle devre dışı bırakılmak istenmesi çoğunlukla aksi tesir yapar. Türkiye bir bakıma 'kapatılmış siyasî partiler'le doludur. Fakat milletin o

Kâğıt kaleme dönüş

Dünya ülkeleri "daha iyi bir eğitim" için projeler geliştirmeye çalışıyor.Dolayısı ile bu mesele sadece ülkemiz için değil dünya için hayat memat meselesi. Bir dönem hızlı bir şekilde "dijital"e geçilmesi savunulmuş olsa da son zamanlarda yapılan çağrılar, "kitap ve kaleme dönüş" olarak yorumlanabilir. Örnek olması bakımından İsveç hükümeti sınıfla

İtalya kadar olamadık mı

Dünyadaki kriz bölgelerinin ekseriyetinin İslâm dünyasında olması her halde kaderin bir cilvesidir.2 milyar Müslümanın yaşadığı ve aynı zamanda bazı "çok zengin İslâm ülkeleri" olduğu halde Müslümanların hem ekonomik hem de siyasî sıkıntılarla boğuşması hakikaten ibretlik bir durum. Bu tablonun iç ve dış sebepleri vardır, ama esas sebebin "cehalet"

Çok oku, az konuş

Bir TV programında dil üzerinde görüşlerini beyan eden uzmanlar özet olarak "Az okuyor, çok konuşuyoruz" demişler.Bu tesbiti dile getirmekte çok haklılar, çünkü hem anketler hem de rakamlar gösteriyor ki her geçen gün hem kitap satışları azalıyor hem de gazete ve dergiler daha az takip ediliyor. Gerçi Türkiye genelinde açılan onlarca, belki de yüzl

Doğru yöne, akıllıca yürü

Bütün dünya işlerini doğru yapmak için gayret sarf ederken bazı ülkeler de "hızlı iş yapmak"la övünür. Nitekim bir dönem dışişleri bakanlığı yapan bir siyasetçi, Avrupa Birliği'ni yavaş kararlar verdiğinden bahisle, "Biz bir iki kişi, bir iki saatte karar alıyoruz. Onlar ise bir haftada kararlar alamıyor" diyerek güya onları tenkit etmişti.İlk bakı

Abdullah Eraçıkbaş Abimizi de uğurladık

Bir mesai abimizi de, Abdullah Eraçıkbaş'ı da ebedî âleme uğurladık.1982 yılında Yeni Asya bünyesinde yayınlanan Can Kardeş dergisinde çalışmaya başlamış. Biz de 1990 öncesi dergilerde çalıştığımız için o yıllar beri hemen her gün iş icabı görüşür, işleri birlikte yürütürdük. eyrek asrı aşan mesai arkadaşlığı sebebiyle anlatılacak çok şey var. Anc

Adaleti kim koruyacak

Dünya, bir bakıma savaş taraftarlarıyla barış taraftarlarının 'kavga'sına sahne oluyor.Esasında sulhun, barışın esas olduğu ve barış şartlarında İslâm'ın daha iyi tanınıp yayıldığına dünya tarihi de şahittir. Bu bakımdan Müslümanların umumî anlamda barıştan yana olması icap eder ve beklenir. Buna rağmen "savaş taraftarı" olan dindarlar da vardır. O

Küresel uyanış ne zaman

Neredeyse 21. asrı da yarılamış olacağız, ama dünyanın pek çok yerinde haksızlık ve adaletsizlikler sürüp gidiyor.Bütün haksızlık ve hukuksuzlukların sora ermesi "insanlığın uyanışına" ve zulümlere karşı itirazına bağlı. Bu yönde güzel haberler duyuluyor olsa da tam uyanışın henüz gerçekleşmediği belli. Zulmün zirve yaptığı yerlerden biri de Filist

14 Mayıs 1950'yi hatırlamak...

Tek partili hayattan çok partili hayata geçişin sembolü olan 14 Mayıs 1950 seçimlerini ve sonrasında yaşananları hatırlamak Türkiye siyasî tarihi bakımından önemlidir.Bu tarihten önce de çok partili hayata geçiş denemeleri olmuş ancak bu denemeler netice vermemişti. Gerek dünya şartları ve gerekse Türkiye'nin sosyal yapısı ülkemizi 1950'deki "Yeter

Hukuka dön, krizi aş!

Türkiye'yi idare edenler yapılması istenen "iyi şeyler" için yeterli para ve maddî imkân olmadığını ileri sürerek bu yöndeki talepleri erteliyorlar. Geçinmekte zorlanan emekliler daha fazla para istese, "Bütçe imkânlarımız buna izin vermiyor" derler.İdarecilerin öne sürdükleri bahaneler kâğıt üstünde haklı olduklarını gösterir. Bütçenin gelir ve gi