Ersin Çelik

Yeni Şafak

Kanlı kanepeden yalı partilerine: Garipoğlu dokunulmazlığı

Geçenlerde bir avukat dostumla, son operasyonlar üzerine konuşurken, "dokunulmaz" ve "imtiyazlı" aileler meselesinin Türkiye ayağına dikkat çekti ve Garipoğlu ailesinin villasına yapılan uyuşturucu operasyonunu hatırlattı. Laf lafı açtı, bir hukukçu ve bir gazeteci olarak beyin fırtınası yaptık. Geçmişte yaşananları içinde bulunduğumuz şu günlerle

Kim izliyor bu film ve dizileri

Dijital platformların kataloglarında, afişine bakınca bile "Bunu kim, neden çeker" dediğiniz film ve diziler var. Ne senaryosu belli ne de amacı. İzleyiciye hiçbir mesaj vermeyen, ünlü oyuncuların nasıl ikna edilip oynatıldığına şaşırdığınız, sektörde tabiri caizse "çöp" denilen işler...Haftanın seçkilerine giriyorsun, bir umut açıyorsun, 10 dakika

Elitlerin Tuzağı: Tasmalar kimin elinde

***İMTİYAZLI MİSAFİRLERİN UTANÇ MÜZESİAmerika'da taşları yerinden oynatan ve tüm dünyanın anbean takip ettiği Jeffrey Epstein dosyasından söz ediyorum. Gayri meşru yaşam düzeni iflas etti etmesine ancak Epstein'in ölümüyle -ya da öldürülmesiyle- kapatılmak istenen dosya, aslındasistemin kendini kurtarma çabasıydı.Görülüyor ki mızrak çuvala sığmadı.

Kime güveneceğiz

Nasıl yanıt vereceğimi bilemedim. Ne desem diye düşündüm bir süre.Nihayetinde, "Tanış olduğunuz, görüştüğünüz insanlara güvenmelisiniz. Uzaktan tanıdığınız kişilere ise aranızdaki mesafe kadar yakınlık duymalısınız" diyebildim.Soru ise kafama takıldı... Sahi, kime güveneceğiz"İçeriden" yani ekrandan, sosyal medyadan biri olarak gözlemlerim var elbe

"O gün" geldiğinde: Bir anahtarın ağırlığı

Belgesel, 2019 yılında İdlip'teki o korkunç sıkışmışlıkla başlıyor. Rejim uçakları tepede, şehre ölüm yağıyor. İnsanlar, dişleriyle tırnaklarıyla yaptıkları evlerini, "ömrümü verdim" dedikleri yuvalarını geride bırakıp sınıra, yani bilinmez bir yola yürüyorlar. Fakat giderken kapılarını kilitliyorlar, anahtarı ceplerine koyuyorlar.O anahtar... Sade

Konforlu ergenlik, sorumluluk ve KYK yurtları

Ortada üç muhatap kesim var:"Bize karışılmasın, öğrenci de veli de biziz" diyen öğrenciler…"Bu kurumun kuralları var, bizler ailelerinize karşı sorumluyuz" diyen KYK yönetimi…"Çocuğumu ben devlete emanet ettim, gece vakti yurtta olmadığını bana haber vermek zorundasınız" diyen anne-babalar… "DEVLET NEREDE"Önce şu fotoğrafı netleştirelim: KYK yurtla

Bir anne, bir tava ve devrim!

"Ne var bunda, her anne evinde çocuklarına yemek yapıyor" diyenler olacaktır. Öyle evet, ama yüreği Gazze ile atan Lailatul Sarahjana çocuklarının istediği boykot marka tavukların daha lezzetlisini, en önemlisi de sosunda kan ve gözyaşı olmayanını pişiriyor. Çocuklar tadına bayılıyor. İşte o gün kızaran tavuklar, sadece çocukların karnını doyuran b

Çürüme: İçeriden dışarıya…

Geçtiğimiz pazar günkü "çürüme" yazısının devamını getirmem gerekiyor. Ancak peşinen şerh düşeyim; haddimi aşarak ahkam kesmek niyetinde değilim. Hatta en sonda söyleyeceğimi, dilimden düşürmediğim ve herkesin etmesini dilediğim şu dua ile baştan ifade edeyim:"Allah ayağımızı sabit kılsın, şaşırtmasın."Ayyuka çıkan, yukarıdan aşağıya seyreden çürüm

Devrimin ertesi günü: Nefretin sermayesi nasıl tükendi

Uzun zamandır zihnimde demlenen bir mesele var. Üzerinden tam bir yıl geçen Suriye Devrimi'nin Türkiye'ye yansımaları ve iç muhasebesi hakkıyla yapılmıyor. Oysa "kapanmaması gereken defterler" ve yüzleşilmesi gereken gerçekler var.Suriye'de, 8 Aralık 2024 gecesi yaşanan devrim sadece bir rejimin sonunu getirmedi, aynı zamanda Türkiye'de yıllardır s

Çürüme: Yukarıdan aşağıya…

Son dönemdeki yasa dışı bahis ve uyuşturucu operasyonları, Türkiye'de uzun süredir göz ardı edilen bir gerçeği görünür kıldı: Toplumsal çürüme artık yalnızca yoksul mahallelerin ya da zor durumda kalmış bireylerin meselesi değil. Aksine, çürümenin, "sosyal etkileşim fırtınası"nın da etkisi ile toplumun en görünür, en güçlü ve en ayrıcalıklı kesimle