Cevher İlhan

Yeni Asya

"Tahrik siyaseti"ne dönüş

"Yumuşama normalleşme"den dem vururken partili Cumhurbaşkanı'nın yeniden muhalefete bir yığın tahkir ve tahrikle "kutuplaştırma siyaseti"ne dönmesi, ekonomik çöküşten dış politikaya her alanda iflasın siyasi tehevvürü olarak açığa çıkıyor.Cumhurbaşkanı'nın bu denli sert söylemlerle yeniden "fabrika ayarları"na dönmesi öncelikle önüne gelen anketle

Simitte "neredeeen nereye!"

İKRARMuhalefetin kazandığı belediyeleri "başarısız kılma" maksadıyla çoğu AKP'li belediyelerin son güne ve hatta son saate kadar israf ve yandaşlara ihale peşkeşleriyle bıraktığı 96 milyarı bulan borç yığınını yeni kazanan belediyelerden tahsili "tâlimatı"nı veren Cumhurbaşkanı'nın "öyle 25 kuruşa simit yok!" tehdidi yeniden "simit hesabı"nı sözkon

Belediyelere partizanca katakulli

Siyasette "normalleşme" fiyaskosu tartışılırken Cumhurbaşkanı'nın "Hazine ve Maliye Bakanlığımız kaynağında belediyelerin borçlarını tahsile başlayacaktır, öyle 25 kuruşa simit yok" çıkışıyla muhalefet belediyelerini tehdidi, "iktidar cephesi"nde siyasetin hâlâ kamplaştırıp kutuplaştırma partizanlığıyla sürdürüldüğünü gösteriyor.Bilindiği gibi salg

Suriye ile çözüm hâlâ savsaklanıyor

Nevzuhur gündemlerin gürültüsünde Suriye ile çözüm yine güme gidiyor. Bir yığın itiraftan sonra yeniden "çözümsüzlüğe" dönülmesi, Ankara'dakilerin "Suriye meselesi"nde işgalci ecnebilerin projelerine karşı irâde zaafiyetini açığa çıkarıyor.Her ne kadar Cumhurbaşkanı havada gazetecilere, "Şimdi öyle bir noktaya geldik ki Beşar Esed şu anda Türkiye i

Millet artık kanmıyor

Özellikle mahalli seçimlerden sonra artık toplumu manipüle edemeyen iktidardakilerin yeniden "kamplaştırma ve kutuplaştırma siyaseti"ni tahriki dikkat çekici.Öncelikle Cumhurbaşkanı ile ekonomiden sorumlu bakanların neredeyse her ay "düşecek" nakaratını tekrarladıkları enflasyonda Türkiye'nin dünyada "dördüncü", Avrupa'da "birinci" çıkmasına karşı

Siyasi tezgâhlar boşa çıkarılmalı

Siyasette sona eren "yumuşama - normalleşme"nin bir siyasi operasyon olduğu artık açıkça ortaya çıkıyor.Cumhurbaşkanı'nın "amacın muhalefeti normalleştirmek olduğu" açıklaması, siyasi tezgâhın ikrarı oldu. Amaç, zaten oldukça "yumuşak" kalan ve bu yüzden eleştirilen muhalefetin milletin hakkını ve hukukunu aramasını engellemek, bilhassa daha da dib

"15 Temmuz" vahameti

VAZİYET"15 Temmuz"un önceden haber alınıp bile bile önlenmediğine dair tesbitler, bir tek Meclis'in "15 Temmuz'u Araştırma Komisyonu Raporu'ndaki şerhlerde "öngörülüp önlenmeyerek sonuçları kullanılan kontrollü bir hâdise" tanımlanmasıyla kalmıyor, daha ilk gündeki ifşaatlarla belgeleniyor. Bunların başında "15 Temmuz"da Boğaz Köprüsü'nde eşi Erol

"15 Temmuz" manipülasyonu

"15 Temmuz"un fırsata çevrilerek "tek adam otoriter rejimi"ne zemin hazırlama ve siyasi rant sağlama hesâbıyla "tertiplendiği"ne dair değerlendirmeler gün geçtikçe açığa çıkıyor.Maksadın, Meclis'in yasama ve denetim işlevinin ıskartaya çıkarılması, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ortadan kaldırılarak Sarayın ve "siyasetin sopası" haline getir

"15 Temmuz" neden hâlâ karanlıkta

"15 Temmuz"un devletin derin dehlizlerinde karartılmasına hâlâ devam ediliyor. Ne var ki yıllardır her fırsatta "15 Temmuz"u alabildiğine siyasette istimal eden "iktidar cephesi", "hâdise"nin perde arkasını aydınlanmasından fellik fellik kaçıyor.Öncelikle durumu Cumhurbaşkanı ile Başbakan'a bildirmeyen Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı'nın "tepe

"Kontrollü 15 Temmuz"

Sekiz yıldır hâlâ devletin derin dehlizlerinde kalan "15 Temmuz" soruları bütün ağırlığıyla devam ediyor. Bir yığın soru cevapsız kaldığından şüpheler daha da katmerleniyor.Cumhurbaşkanı, "15 Temmuz'a 'oyun', 'tiyatro', 'danışıklı-dövüş" diyenleri "çirkin iftira" atmak"la suçlayıp "kıyamete kadar affetmeyeceğiz" diye tehdit ediyor; lâkin "15 Temmuz