Alaattin Karaca

Alaattin Karaca

Karar
Yaşam / Din 94 yazı 0 takipçi

Han Kang'ın cılız isyanı

2024 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Güney Koreli yazar Han Kang'ın nasıl bir yazar olduğunu merak ediyordum. Sadece yazarı değil, dünyadaki edebi zevki, beğenilerdeki, biçim ve içerikteki değişimi de görmek istiyorum. Bunun için Türkçe'ye tercüme edilen eserlerini aldım, önce "Vejetaryen"i (Çev. Göksel Türközü, April, 2024) okudum.İlk izlenimim

Yahya Kemal'in şehri

Turgut Uyar bir şiirinde "İstanbul coğrafyada ışıksız bir şehir" der. Peki Yahya Kemal'in İstanbul'u "Işıksız bir şehir" miydi İşte bu soru Yahya Kemal'in 'Modernist bir şair' olup olmadığını da ortaya koyacaktır. Bilindiği üzere Beyatlı 1 Kasım 1958'de vefat etti. Öldüğünde İstanbul'u 'kör kazma'lar didik didik etmiş ve o kadim şehri yıkmıştı. Ama

Teleskopun gördüğü ve göremediği...

İsmet Özel, "Yıkılma Sakın" adlı şiirinde "yaşamak bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki." der. Kastettiği ve tercih etmediği, ona hiç de dokunaklı gelmeyen nasıl bir hayattır.. Bu soruya bir nebze "sen o baygın sevgilerin adamı değilsin" dizesiyle cevap verir. Şaire dokunaklı gelmeyen o "baygın sevgiler"le kirlenmiş yaşamdır. Baygın sevgiler nedir

Mazi mi hâl mi, gerici mi ilerici mi..

Kanaatimce Türkiye'nin; Türk modernleşmesinin, Türk sanatının en büyük sorunlarından biri, içinde var olduğumuz ve içimizde var olan geleneği -bu kimi kez dini inançlar, düşünceler ve pratiklerdir, kimi zaman geleneksel müziktir, kimi zaman Divan edebiyatıdır, kimi zaman kılık kıyafetlerdir vs.- ilerlemenin 'engel'i olarak görerek, sırf onları kald

Anadolu irfanı ve Nuri Bilge Ceylan'ın 'Bir Zamanlar Anadolu'da' filmi

Çok tekrarlanan bir sözdür 'Anadolu irfanı' Anadolu insanının kendine has idrak tarzı denebilir kısaca. Nedir, nasıl elde edilir Soyuttur. Ariflikle tanımlanır genelde. Arif olan anlar derler. Okur-yazarlıkla, eğitimle edinilen 'bilgi' ve 'görgü' değildir kastedilen. Bir tür 'iç görü' olsa gerek!Aziz dostum İbrahim Kiras, cumartesi günü "Anadolu ir

Ortadoğu anılarında düşman anlatıları

Tarih, daima kaygan bir zemindir. Hele Ortadoğu'nun I. Dünya Savaşı sürecindeki ve sonraki tarihi Dengeler beklenmedik bir biçimde öyle değişir ki, o hengamede kimin kimle dost, kimle düşman olduğu dahi kestirilemez.Geçen haftaki yazımda 1916'daki Arap isyanı'nı, Şerif Hüseyin'in oğlu Kral Abdullah'ın "Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik" adlı anı kit

Kral Abdullah'ın anılarında Arap isyanı

Yakın tarihteki tartışmalı konulardan biri de I. Dünya Savaşı'ndaki 'Arap isyanı' Dindaşımız Araplar, bu savaşta bize ihanet etti mi, ettiyse niçin, bu süreçte neler oldu vb. sorular önemli. Bu soruların bir kısmına, o dönemde Osmanlıya isyan eden Mekke Emiri Şerif Hüseyin'in oğlu Kral Abdullah'ın Türkçe'ye "Biz Osmanlı'ya Neden İsyan Ettik" (Klasi

Terakki meselesi

İnsan, yaratıldığından beri değişen bir varlık, ilerleme de bu bağlamda kaçınılmaz. Tarih içinde kimi toplumların diğer toplumlara göre daha ileri gittiği de bir gerçek. Şüphesiz bunda coğrafi, siyasi, askeri, ilmi, iktisadi vb. pek çok şart önemli rol oynuyor.19. yüzyılda Osmanlı merkezde olmak kaydıyla tüm İslâm dünyasının Batı karşısında geri ka

Kategorizasyona tâbi zihinler

Türkiye'de zihinler, hangi inanç ve görüşte olurlarsa olsunlar, genelde ilerici-gerici, modern-gelenekçi, dindar-ateist vb. kategorilere tâbi olarak çalışıyor ve insanları da bu kalıplar doğrultusunda bir çekmeceye yerleştirme eğiliminde. Bu, kanaatimce dönemin, toplumun ya da bireyin sosyal, psikolojik şartlarını göz ardı eden, tekâmüle ya da deği

Bilge anlatıcılardan enformist yazarlara

Bizi nesnelere, kimi insanlara ya da varlıklara, hatta kimi vakitlere, mekânlara hususen bağlayan, onları nezdimizde kıymetlendiren veya kutsal kılan anlatılardır. Gelenek de öyle! Her gelenek, bir anlatı ile anlam ve değer kazanır, anlatısıyla kuşaktan kuşağa naklolunur; daha doğrusu bir şeyi gelenekleştiren, ritüele dönüştüren anlatısıdır. Örneği

Aynılaşan dünya...

Byung Chul-Han, "Ötekini Kovmak" (Çev. Mustafa Özdemir, Ketebe Yay., 2024) adlı eserine "Ötekinin var olduğu zamanlar sona erdi." diye başlar. Kitap boyunca tekrarlanan hüzünlü bir mırıldanıştır bu! Neoliberalizm, küreselleşme ve dijital düzenin insanı sürükleyip bıraktığı yer, 'aynılığın cehennemi'dir. İletişim değildir kurulan artık, bağlantıdır.

Oktay Akbal'ın ölüm yıldönümü münasebetiyle...

28 Ağustos 2015'te Muğla'da ölmüştü Oktay Akbal. İki gün sonra ölüm yıldönümü."Şairlere Ölüm Yok" adlı kitabında Hüseyin Siret'le ilgili bir yazısı anısı var. Bu yazıda Akbal, Hazım Bey'in torunu olduğunu söyler. Evet, kendisi annesi Vuslat Hanım tarafından ünlü devlet adamı ve "Küçük Paşa" romanının yazarı Ebubekir Hazım Tepeyran'ın torunudur.Öykü