Sanat eserlerinin temel figürü imgedir bence. Nedir imge diye sorulsa, bir nesnenin, varlığın ya da olayın hafızadaki gölgesidir derim. Gölgesidir, yani görüntüsü... Çünkü yoktur gerçekte. Gerçeğin hafızamızda kalan 'hayali'dir. Gölge kalmıştır ama gerçeği zamanın rüzgârınca silinmiştir. Hatırlamakla ilgilidir, hatıranın hafızadaki izidir imge.O hâ
12.01.2026
70
İnsan niye yazarOnca roman, onca şiir, onca öykü, onca yazı Hepsi, insan denen varlığı, hayat denen esrarengiz süreci, toplumsal oluşumu, içimizdeki arzuları, yaşamakla ölüm, akılla kalp, ruhla beden arasındaki çatışmayı kavrama çabasından başka ne ki.. Var olduğundan beri insan, kâinata şaşkınlıkla, bazen aşkla, bazen nefretle, bazen fani oluşun ö
16.06.2025
159
Şiirde 'biz' genelde bir mensubiyete, kimliğe işaret eder Bu ya bir dinî, ya ulusal veya siyasî bir kimliktir.Örneğin Namık Kemal'in "Vatan Kasidesi" olarak ünlenen şiiri böyle 'biz' zamiri üzerine kurulmuştur; "Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten" mısralarıyla başlar. Kemal burada, 'çekildik' d
09.06.2025
173
Delilik, sıra dışı bir hâl ama tam olarak tanımlamak da mümkün değil. Akıllılığın tersi. Fayda ve zararla açıklanabilir belki. Kendine, çevresine, beden ve ruhuna 'fayda'lı düşünme ve davranmaya 'akıllı olmak' denebilir. Tersi ise delilik! Yani başta kendine -bedenen ve ruhen- sonra da çevresine 'zarar verici' davranışlarda bulunma ve düşüncelere s
02.06.2025
131
Orhan Koçak, "Birikim"in Mayıs 2025 tarihli 433. sayısında "Marifet İltifata Tabidir" başlıklı yazısında Karar'daki "Kurt Kanunu kurtlar sofrasında yem olmuş" ve "Editörlük zor meslek" başlıklı yazılarımdan ilkinde "Ketebe"yi eleştirirken ikincisinde savunduğumu ileri sürerek bunu "ideolojik ve kişisel yakınlıklar"a bağlıyor ve bir "savrulma" örneğ
26.05.2025
188
Geçen Cuma akşamı Çorum Türk Ocağı'nın davetlisi olarak memleketimdeydim. Tanzimat'tan Cumhuriyet'e değin geçen süreçte millet anlayışında meydana gelen değişmeyi Namık Kemal, Mehmet Âkif, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin'den örnekler vererek anlatmaya çalıştım.Kanaatimce millet tanımı ve millet olmanın gerektirdiği şartlar, bir devletin siyasi ve sos
19.05.2025
222
Editörlük zor meslek!.. Hele yıllar önce basılmış, yazarı artık hayatta olmayan bir külliyatı basıma hazırlayacaksanız Bir de eserin ilk baskıları Osmanlı harfleriyle, hatta tefrika suretiyle yapılmışsa. Önce önünüze konulmuş ve yeni harflere aktarılmış metni alacak Osmanlı Türkçesiyle yazılmış metinle satır satır karşılaştıracaksınız. Bitmedi! Son
12.05.2025
132
Geçen hafta arkadaşımız Saliha Sultan, Kemal Tahir'in "Kurt Kanunu"nun 1980'den sonra Tekin Yayınevi'nce yapılan baskılarında değiştirildiğine dair önemli bir habere imza attı. Doç. Dr. Nuri Sağlam'ın tespitine göre; romanın bazı paragrafları, içerdiği tarihsel tezi ört-bas edecek biçimde bilinçli olarak kesilmiş ve değiştirilmişti. Bu, elbette öne
05.05.2025
167
Geçen hafta Refik Halid'in Rıza Tevfik Bölükbaşı'na yazdığı mektuplardan bahsetmiştim. Bu hafta da "Aziz Feylesofum, Refik Halid'den Rıza Tevfik'e Mektuplar" adlı eserde dikkatimi çeken bir mektuptan söz edeceğim.Batılılaşmanın Osmanlı toplumunda neden olduğu kültürel kopuş ve kuşaklararası çatışma, Türk edebiyatında çok işlenmiştir. Ancak bu kriz
28.04.2025
151
Refik Halid'in "Eskici" hikâyesini bilirsiniz. Anası ve babası ölen bir Türk çocuğunun İstanbul'dan Hayfa'ya gönderilmesini, orada bir ayakkabı tamircisi Türk'le karşılaşmalarını, memleket ve dil hasretini anlatan hüzünlü bir hikâyedir. Memleket hasretini anladık da 'dil hasreti' olur mu demeyin! Olur! Kim, dilindeki ana sütünün kokusunu özlemez ki
21.04.2025
128
Bir kasvet, bir sıkıntı, bir yalnızlık, hatta iletişimsizlik, Edip Cansever'in şiirini bir sarmaşık gibi sarmıştır sanki "Çağrılmayan Yakup" öyleydi; adıyla var olamayan silik bir kişinin 'sancı'sı mısralar içinde biteviye dönüp duruyordu.Ad, var olmanın en belirgin işaretidir oysa. Yakup'un en büyük sıkıntısı bu! Adıyla çağrılmayışı, bilinmeyişi,
14.04.2025
170
Koşuşturmaca içinde geçen bir bayramdı. Uğultulu, gergin, teyakkuz hâlinde, yorucu... Bayramı hissedemedik genelde. Bahar geliyordu oysa, bademler, erikler açıyordu. Ama huzura açılmadı pencereler, bir endişe ve öfkeli bekleyişle bayram da terk edip gitti bizi.Bilinçli bir seçim değildi ama bu bıktırıcı hatta absürt günlerde, benim de nasibime Gabr
07.04.2025
140
361
359
338
333
279
276
270
263
255
© 2025