Alaattin Karaca

Karar

Şehir karşısında Namık Kemal ve Turgut Cansever

Geri kalmış ülkelerle ilerlemiş ülkeler arasındaki fark, en bariz biçimde göze önce şehirlerde çarpar. Osmanlı da aynı durumu yaşamıştı. Avrupa şehirlerini gördüklerinde önce sefirlerin gözleri kamaştı. 1700'lü yıllardan itibaren yazdıkları sefaretnamelerde bu şehirlerden hayranlıkla bahsettiler. Çünkü payitahtta o şehirlere benzer ne bir imar plâ

Bahçıvanla bahçe arasındaki ölümcül ilişki

Bulgar yazar Georgi Gospodinov'un "Bahçıvan ve Ölüm"ü (Çev. Hasine Şen Karadeniz, Metis Yay, 2025) hayatın üç temel figürü üzerinde kurulmuştur. Bahçıvan, her ne kadar anlatıcı oğulun babası olsa da insandır, tüm insanlar… Bahçe, babanın büyük bir neşeyle baktığı, düzenlediği, ekip biçtiği bireysel bir alan gibi görünse de, aslında dünyadır. Ve ölü

Sanatta hafızanın rolü

Sanat eserlerinin temel figürü imgedir bence. Nedir imge diye sorulsa, bir nesnenin, varlığın ya da olayın hafızadaki gölgesidir derim. Gölgesidir, yani görüntüsü… Çünkü yoktur gerçekte. Gerçeğin hafızamızda kalan 'hayali'dir. Gölge kalmıştır ama gerçeği zamanın rüzgârınca silinmiştir. Hatırlamakla ilgilidir, hatıranın hafızadaki izidir imge.O hâld

Yol ve yazı

İnsan niye yazarOnca roman, onca şiir, onca öykü, onca yazı Hepsi, insan denen varlığı, hayat denen esrarengiz süreci, toplumsal oluşumu, içimizdeki arzuları, yaşamakla ölüm, akılla kalp, ruhla beden arasındaki çatışmayı kavrama çabasından başka ne ki.. Var olduğundan beri insan, kâinata şaşkınlıkla, bazen aşkla, bazen nefretle, bazen fani oluşun ö

Şiirde biz ve siz

Şiirde 'biz' genelde bir mensubiyete, kimliğe işaret eder Bu ya bir dinî, ya ulusal veya siyasî bir kimliktir.Örneğin Namık Kemal'in "Vatan Kasidesi" olarak ünlenen şiiri böyle 'biz' zamiri üzerine kurulmuştur; "Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten" mısralarıyla başlar. Kemal burada, 'çekildik' d

Delilik, sanat ve entelektüel

Delilik, sıra dışı bir hâl ama tam olarak tanımlamak da mümkün değil. Akıllılığın tersi. Fayda ve zararla açıklanabilir belki. Kendine, çevresine, beden ve ruhuna 'fayda'lı düşünme ve davranmaya 'akıllı olmak' denebilir. Tersi ise delilik! Yani başta kendine -bedenen ve ruhen- sonra da çevresine 'zarar verici' davranışlarda bulunma ve düşüncelere s

Kurt Kanunu tartışmasına bir katkı...

Orhan Koçak, "Birikim"in Mayıs 2025 tarihli 433. sayısında "Marifet İltifata Tabidir" başlıklı yazısında Karar'daki "Kurt Kanunu kurtlar sofrasında yem olmuş" ve "Editörlük zor meslek" başlıklı yazılarımdan ilkinde "Ketebe"yi eleştirirken ikincisinde savunduğumu ileri sürerek bunu "ideolojik ve kişisel yakınlıklar"a bağlıyor ve bir "savrulma" örneğ

Milletini arayan devlet

Geçen Cuma akşamı Çorum Türk Ocağı'nın davetlisi olarak memleketimdeydim. Tanzimat'tan Cumhuriyet'e değin geçen süreçte millet anlayışında meydana gelen değişmeyi Namık Kemal, Mehmet Âkif, Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin'den örnekler vererek anlatmaya çalıştım.Kanaatimce millet tanımı ve millet olmanın gerektirdiği şartlar, bir devletin siyasi ve sos

Editörlük zor meslek!..

Editörlük zor meslek!.. Hele yıllar önce basılmış, yazarı artık hayatta olmayan bir külliyatı basıma hazırlayacaksanız Bir de eserin ilk baskıları Osmanlı harfleriyle, hatta tefrika suretiyle yapılmışsa. Önce önünüze konulmuş ve yeni harflere aktarılmış metni alacak Osmanlı Türkçesiyle yazılmış metinle satır satır karşılaştıracaksınız. Bitmedi! Son

'Kurt Kanunu' kurtlar sofrasında yem olmuş

Geçen hafta arkadaşımız Saliha Sultan, Kemal Tahir'in "Kurt Kanunu"nun 1980'den sonra Tekin Yayınevi'nce yapılan baskılarında değiştirildiğine dair önemli bir habere imza attı. Doç. Dr. Nuri Sağlam'ın tespitine göre; romanın bazı paragrafları, içerdiği tarihsel tezi ört-bas edecek biçimde bilinçli olarak kesilmiş ve değiştirilmişti. Bu, elbette öne