Alaattin Karaca

Karar

'Bir Yusuf Masalı'nın kilidi

İsmet Özel'in "Bir Yusuf Masalı" (Şule Yay. 2000) her ne kadar "Münâcât", "Naat", "Sebeb-i Telif" ve "Dibace" ile başlasa, hatta "Hüsnüyusuf Masalı"yla bazı motifler bakımından benzeşse de, bunlar kitabı geleneğe eklemlemeye yetmez! Kimileri adından hareketle eseri "Yusuf u Züleyha"ya bağlayabilir ama bu kıssayla da bir ilgisi yok. Dolayısıyla eser

Modern şairin münâcât ve naatı

İslâm edebiyatının geleneksel türlerinden biri de naat. Hz. Peygamber'i öven, O'na olan sevgiyi ve saygıyı dile getiren naat için Sezai Karakoç, "Peygamber nasıl insanın ufkuysa, Na't da şiirin ufkudur" der (Edebiyat Yazıları I, Diriliş Yay., 1982, s. 92).Belki din ve tasavvufun, hayatın merkezinde oluşundan, belki insanın doğadan kopmayışından, be

'Körler Ülkesi'nin makbul vatandaşları

Kitle psikolojisi, aynı gruba mensup insanların birbirlerini bir silsile hâlinde anlayış, düşünce, zevk ve davranış biçimi olarak onaylaması ve tekrarlamasıdır denebilir. Kolektif bir döngü!.. Kitle, 'farklı tek'leri kabule de pek yanaşmaz, hatta aykırı olduğu gerekçesiyle reddeder ya da ancak baş eğerse kabul eder.Geçen hafta Andre Gide'in "Pastor

'Pastoral Senfoni'nin derin yapısındaki mana

Sıkı sanat eserlerinin yüzeyde görünenin ötesinde bir 'derin yapı'sının olduğu kanaatindeyim, yani eskilerin deyişiyle 'teşhisten tecride' doğru bir gidiş… Ve kabuğun içindeki 'öz'e ancak soyutlama yeteneğine, analitik bir düşünceye ve bilgiye sahip olanlar erişir. Cemil Meriç'in dediği gibi "Her kitap tılsımlı bir saray. Kapıları ilk gelene açılma

'Tatar Çölü'nden ne bekliyoruz Bizi kalede tutan ne

İtalyanların Kafka'sı olarak bilinen Dino Buzzati'nin "Tatar Çölü"nü (Çev. Hülya Tufan, İletişim Yay. 1991) okudum tekrar. İlk aklıma gelen şey, 'sınır'dı. 'Sınır'da olmak, öteye karşı hep uyanık olmayı da beraberinde getiriyor. Romanda Teğmen Drogo'nun atandığı Bastiani Kalesi sınırdaydı. Kaledekiler, hayatları boyunca daima sınırın ötesindeki 'Ta

'Big Brother'dan 'Big Data'ya

Ütopya ile distopya birbirine zıt iki tür. Deyiş yerindeyse ütopya, arzulanan, ulaşılmak istenen bir pembe hayaldir, distopya ise düşülmek istenmeyen karanlık bir kuyu, bir kara kâbus!..George Orwell'ın "1984"ü bu ayrıma göre bir distopya, insanlığın düştüğü bir 'karanlık kuyu', bir kara kâbustur. Orwell, bu romanında 'totaliter bir devlet düzeni'n

Bilim ve teknoloji karşısında seçmeci tavır

Günümüzdeki kimi olaylardan da çok net anlaşılıyor ki Batı'dan doğup yayılan bilim ve teknoloji, vahşidir, sömürü ve tahakkümün aracı olmuştur. Bu, sadece iktidar ve egemen olma hırsıyla yükselen bilim ve meyvesi olan teknoloji, güçlünün güçsüzü ezmesi, ekonomik olarak sömürmesi, güç uğruna doğayı dahi tahrip etmesi itibarıyla bir gelişmeye değil,

Şehir karşısında Namık Kemal ve Turgut Cansever

Geri kalmış ülkelerle ilerlemiş ülkeler arasındaki fark, en bariz biçimde göze önce şehirlerde çarpar. Osmanlı da aynı durumu yaşamıştı. Avrupa şehirlerini gördüklerinde önce sefirlerin gözleri kamaştı. 1700'lü yıllardan itibaren yazdıkları sefaretnamelerde bu şehirlerden hayranlıkla bahsettiler. Çünkü payitahtta o şehirlere benzer ne bir imar plâ

Bahçıvanla bahçe arasındaki ölümcül ilişki

Bulgar yazar Georgi Gospodinov'un "Bahçıvan ve Ölüm"ü (Çev. Hasine Şen Karadeniz, Metis Yay, 2025) hayatın üç temel figürü üzerinde kurulmuştur. Bahçıvan, her ne kadar anlatıcı oğulun babası olsa da insandır, tüm insanlar… Bahçe, babanın büyük bir neşeyle baktığı, düzenlediği, ekip biçtiği bireysel bir alan gibi görünse de, aslında dünyadır. Ve ölü

Sanatta hafızanın rolü

Sanat eserlerinin temel figürü imgedir bence. Nedir imge diye sorulsa, bir nesnenin, varlığın ya da olayın hafızadaki gölgesidir derim. Gölgesidir, yani görüntüsü… Çünkü yoktur gerçekte. Gerçeğin hafızamızda kalan 'hayali'dir. Gölge kalmıştır ama gerçeği zamanın rüzgârınca silinmiştir. Hatırlamakla ilgilidir, hatıranın hafızadaki izidir imge.O hâld