Abdüllatif Uyan

Abdüllatif Uyan

Türkiye
Yaşam / Din 677 yazı 1 takipçi

Hangi yemek şifâ olur

Behâeddîn-i Buhârîhazretleri bir gün sevdiklerine;"Kardeşlerim! Gadap ve öfkeyle pişirilen yemekte zulmet olur. Böyle yemeklerde hayır olmadığı gibi yiyenlere şifâ değil, bilâkis dert ve hastalık olur" buyurdu.Sordular:"Hangi yemeklerde hayır vardır efendim"Büyük velî;"Bir yemek, gaflete dalmadan, Allahü teâlâyı düşünerek neşe ve sevinç içinde yapı

"Ölmeden önce ne yapayım"

Evliyânın büyüklerindenBehâeddîn-i Buhârîhazretlerinin bir talebesi, bu zâtı rüyâda görüp;"Efendim, ölmeden önce ne yapayım" diye sordu.Büyük velî;"Son nefeste ne yapmak gerekirse onu yap. Hiç değilse 'Allah' de"buyurdu.Genç talebe;"Hocam! Allah demek, son nefeste gerekir, şimdi hayattayken ne yapayım" dediBüyük velî sordu ona:"O son nefes dediğin

"Sözümü dinler misin"

Behâeddîn-i Buhârîhazretleri bir gün Molla Necmeddîn adlı talebesine"Sana bir şey söylesem yapar mısın"diye sordu.Molla Necmeddîn;"Yaparım efendim" dedi."Peki, günah bir iş söylesem de yapar mısın"Genç, tereddüt etti:"Nasıl günah hocam""Meselâ hırsızlık yapmanı istesem yapar mısın""Mâzur görün hocam, onu yapamam" dedi.Başka talebeye sordu:"Sen yapa

Edep, insanı süsler...

Evliyânın büyüklerindenBehâeddîn-i Buhârîhazretleri, bir sohbette bâzı sevdiklerine;"Karşılaştığınız her Müslümana değer verin. Çünkü o kişi, Allah'ın sevgili bir kulu olabilir"buyurur.Ve şunu anlatır:Vaktiyle bir talebe çıkar evden.Medreseye gidecektir. Az sonra karşıdan yaşlı birigelir.Genç, durup edeplice kenara çekilir.Yol verir ihtiyara.İhtiya

Hakkı bâtıldan ayıran âlimdir...

Evliyânın büyüklerindenBehâeddîn-i Buhârîhazretleri, yemek husûsunda çok titizdi.Bir yemeği pişiren eğer "öfkeli" ise, yâhut "isteksiz" idiyse bunu anlar ve yemezdi o yemeği.Bir gün de, yemeğedâvet ederler bu zâtı.Gelir, sofraya oturur.Ama yemek yemez.Ev sâhibi üzülüp "Efendim, yemeklerimiz helâl ve tayyibdir, ne için yemezsiniz" der.Büyük velî;"Bi

"İmân ile ölmek isteyen..."

Behâeddîn-i Buhârîhazretlerinin bir talebesi anlatıyor:Biz Taşkent'te ikâmet ediyorduk. Hocamı görmek için Buhâra'ya giderdim.Bir gün yine içimden;"Hocana git!"diye bir ses duydum.Zîra çok özlemiştim kendilerini.Çıkmak için hazırlandım.Çıkmadan hanımım bir miktar altıngetirip;"Bunları o zâtın önüne koy"dedi bana.Sordum ki:"Niçin gönderiyorsun""Şimd

"Onu görmeyi çok mu istiyorsun"

Behâeddîn-i Buhârîhazretlerinin talebelerinden Emîr Burhâneddîn şöyle anlatıyor:Bir gün Hocamız biziteşrîf etti.Mevlânâ Ârif diye bir arkadaşımdan bahsettim kendilerine. Çoktandır görmediğimi arz ettim.Böyle deyince;"Onu görmeyi çok mu istiyorsun"diye sordu.Cevâben;"Evet efendim, çok istiyorum" dedim.Ancak o, uzak bir diyârda yaşıyordu.Bahçeye çıkt

Bir müminin kalbini incitmek!..

Behâeddîn-i Buhârîhazretlerinin bir talebesi anlatıyor:Nesef'te biriyle münâkaşa etmiştim.Kalbini incitmiştim o Müslümanın.Ayrıca özür de dilememiştim kendisinden...Oradan ayrıldım.Hocama geldim.Fakat o da ne!.Hocam yüzüme bakmıyordu.Ve hiç iltifat etmiyordu.Şaşırıp kaldım.Sebebini anlayamadım.Araya sevdiği talebeden bâzısını koydum.Ama fayda etmed

"Beni hâtırından çıkarma!"

Behâeddîn-i Buhârîhazretlerinin genç bir talebesi vardı ki, bu zâtı çok seviyordu.Büyük velî, bu talebeye"Her zaman beni yâd et, hâtırından çıkarma"buyurmuştu.O talebe anlatıyor:Bu emirle hocamı unutmamaya çalışırdım.Bir sene babamla hac yoluna çıktık.Derken Hirat'a ulaştık.Oradayken bir ara unuttum hocamı.Unutmamla birlikte, bendeki bütün güzel "h

Mürşidiminasıl tanıdım

Evliyânın büyüklerindenBehâeddîn-i Buhârîhazretlerinin sevdiklerinden Abdullah-ı Hâcendî anlatıyor:Ben, gençliğimde "bir mürşidim olsa da kendisine hizmet etsem" diyordum.Bu istek dayanılmaz hâl alınca Hakîm-i Tirmizî hazretlerininkabrine vardım.Rûhuna "Fâtiha" okudum.Ve ondan yardım istedim.O ara uyumuşum. Nûrâni "bir zât" göründü rüyâda.Ve bana b

Kalpteki altın sevgisi!..

Evliyânın büyüklerinden Behâeddîn-i Buhârîhazretlerinin bir talebesi anlatıyor:Ben Semerkant'ta iken Behâeddîn-i Buhârî ismini işittim.Ve çok merak ettim.Gayriihtiyârî sevdim ve onu görmek niyetiyle Buhâra'ya gittim. Annem, dört altındikmişti gömleğime.Buhâra'ya vardım.Bu velîyi aradım.Sohbetine katılıp, beni de talebeliğe kabul etmesini istedim."İ

"Hüseyin, atla şu suya!"

Evliyânın büyüklerindenBehâeddîn-i Buhârîhazretleri, bir gün bâzı talebeleriyle yolculuğa çıkmışlardı.Yolda bir ırmak vardı.Çok da yorulmuşlardı.Dinlenmek için oturdularSu, şarıltılı ve heybetli akıyordu!Görünüşe bakılırsa derindi de.Büyük velî, Emîr Hüseyin adındaki talebesine bakıp;"Hüseyin! Kalk, şu ırmağa atla!"diye seslendi.Emîr Hüseyin;"Başüs