Abdülbaki Çimiç

Abdülbaki Çimiç

Yeni Asya
Yaşam / Din 144 yazı 0 takipçi

Meşveretin ruhu, meşveret-i şer'iyedir - Meşveret, Şûrâ ve Şahs-ı Manevî-4

Evet, Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz, akletmeyi, tefekkür etmeyi, ibret almayı, bilgiyi, hak ve hakikati taharri etmeyi, hakikati taallüm etmeyi, cehâletten kurtulmayı, hususan "Hem âyât-ı Kur'âniye, başlarında ve âhirlerinde, beşeri aklına havale eder, "Aklına bak" der. "Fikrine, kalbine müracaat et, meşveret et, onunla görüş ki, bu hakikati bilesin"

Meşveret, Şûrâ ve Şahs-ı Manevî-3 - Hac'da ihmal edilen hikmetler

Bu konuda Sünûhat Risalesi'nde Rüyada Hitabe'nin sonunda bulunan Rüyanın zeylinde yapılan tespitler hayli manidârdır.Şöyle: "Rüya hacda sükût etti. ünkü, haccın ve ondaki hikmetin ihmali, musibeti değil, gazap ve kahrı celb etti. Cezası da keffâretü'z-zünub değil, kessâretü'z-zünub oldu. Haccın bahusus taarüfle tevhid-i efkârı, teavünle teşrik-i me

İslâm âleminin saadetinin anahtarı meşverettir - Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî-2

"Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir. "Onların aralarındaki işleri istişare iledir."1 ayet-i kerimesi, şûrâyı esas olarak emrediyor."2Bediüzzaman, İslâm milletlerinin geri kalış sebepleri ve tekrar terakkî yolunun açılmasını ısrarla gündemde tutmaktadır. Bu meselenin merkezinde ise meşveret v

Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî -1

Meşveret, istişâre ve şûrâMeşveret, yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilere danışmak, onlardan görüş almaktır. Şûrâ ve istişâre kelimeleri de aynı kökten gelir. İstişâre Nedir İstişâre, bir konuda başkalarının görüşünü almak, danışmak ve fikir alışverişinde bulunmak demektir. Daha çok fiili, yani danışma eylemini ifade eder. Şûrâ Nedir Şûrâ

Aşere-i Mübeşşere ve ilim-amel- ihlâs...

Isparta ve Denizli mahkemesi ehl-i vukufun raporunda, medâr-ı nazar olmuş ve itirâz edilmiş bir mesele:"Risale-i Nur şakirdleri ehl-i cennet olacakları ve iman ile kabre girecekleri" cihetidir. Aşere-i mübeşşereden başka şahsıyla ve ismiyle bu fazîlete kimse yetişemez." diye bir nevi itirazına karşı deriz: Bu meselede şahıs, ismiyle tayin edilmemiş

Fare çuvalı teorisi

İnsanlar bazen merâmını kıssa ve hikâyelerle anlatır. Çünkü kıssadan hisse çıkarmak asırlardır bir gelenek haline gelmiş. İşte böyle bir hikâye okuyacağınız. Hem de çok dersler ve hikmetlerle dolu..."Mısır'ın bir köyünde tarım mühendisi olarak çalışan bir adam, Kâhire'ye gitmek üzere trene bindi. Yanına, köyün yaşlı çiftçilerinden biri oturdu. Mühe

Hukukullah ve hukuk-u şahsiye

"Hukuk-u şahsiye' ve bir nevi hukukullah sayılan 'hukuk-u umûmiye' namıyla iki nevi hukuk var."1 Onun için hukuk-u şahsiye olan hukuk-u ibâd, hukukullah hükmüne geçmiyor. Hukukullah, menâfi-i umûmiyeyi temsil ediyor.İnâyet-i İlâhiyenin ziyası olan mehâsin-i mücerredenin şulesi olan hukukullah ve hukuk-u ibâdı, enbiya düstur-u hareket etmişlerdir. G

Risale-i Nur'da tesânüd, uhuvvet ve ihlâs

Bediüzzaman'ın farklı zamanlarda kaleme aldığı lâhika mektupları, sadece dinî birer tavsiye mektupları değil, aynı zamanda cemiyetin ahlâkî ve manevî rehberidir.Bu mektupların ortak gayesini teşkil eden "tesânüd, uhuvvet ve ihlâs" kelimeleri, sadece ahlâkî bir seciye değil, cemiyetin geçirdiği sarsıntılar ve hâricî saldırılar karşısında metâneti sa

Doz Aşımı: Ölçünün kaybolduğu nokta!

Mevcut dünya hayatın en ehemmiyetli nimetlerinden biri şüphesiz tıbbın gelişmesi ve ilaçların insan hayatına bir vesile hâline gelmesidir.Bir zamanlar tedavisi mümkün olmayan pek çok hastalık bugün ilaçlar sayesinde Allah'ın izniyle kontrol altına alınabilmektedir. Ancak her nimetin olduğu gibi ilaçların da doğru kullanılmadığında ciddi riskler ve

Önde ve sonda bulunanların imtihânı...

Risale-i Nur hizmetinde "Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nâşirler ve talebeler ve taraftarlar ve kardeşler ve dostlar gibi tabakat var."1 Bu hizmette kader-i İlâhînin de muvazzaf kıldığı ancak her daim imtihanın şiddetlenmesi sırrıyla tehlike ihtimali her tabakada bulunmak kabildir.Ancak önde ve arkada bulunanlar en şiddetli imtihanla eleklerden

Hz. Hasan'ın (ra) hilâfetten ferâgatı

Peygamber Efendimiz (asm), nakl-i sahih-i kat'î ile, ferman etmiş:"Bu iş nübüvvet ve rahmetle başladı, sonra rahmet ve hilâfet hâlini alacak, sonra ısırıcı saltanat şekline girecek, sonra da ceberût ve fesâd-ı ümmet azgınlık meydan alacak."1deyip, Hazret-i Hasan'ın (ra) altı ay hilâfetiyle, Cihar yâr-ı Güzînin (Hulefâ-i Râşidînin) zaman-ı hilâfetle

Ferâgat mesleği

Risale-i Nur'da ferâgat sadece dünyayı terk etmek değil, benliği eritmektir—peki bu yolda kalan insanların gerçek gücü nedir, adalet midir yoksa teslimiyet midir?