Yesevizade Alparslan Yasa

Milat

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (218)

Nebîle Hanım hakkında Sabiha Gökçen'in zımnî ifâdesi Şemsettin Belli, Atatürk'ün Aşk Hayatı isimli kitabına (ss. 48-55), 25 Ağustos 1988'de Sabiha Gökçen'le (Bursa, 22.3.1913 – Ankara, 22.3.2001, Cebeci Mez.) yaptığı mülâkatı da dercetmiş. Gökçen, bekleneceği üzere, mûtâd Kemalist Propagandanın hâricine çıkacak hiçbir söz sarfetmemiye büyük îtinâ g

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (217)

Mustafa Kemâl'in "evlâdlıklar"ı var mıydı Bu suâle Medenî Kânûn'a mürâcaat ederek net bir cevâb verilebilir. İsviçre Medenî Kânûnu'nun tercümesi olan 17 Şubat 1926 târih ve 743 sayılı Medenî Kânûn'un 3. Faslı ve bu Fasıl'da münderic 253 ilâ 258. Maddelerde, "Evlâd Edinme" hükümleri tasrîh edilmiştir. Bunların içinden mes'elemizle alâkalı en mühimmi

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (216)

(Neyyire Özkan'ın röportajı, Aktüel, 19 Eylûl 1991, sayı:11, ss. 18-24) *** Mustafa Kemâl'in "kız evlâdlıkları" mes'elesi: Kinross'un kitabının Necdet Sander tercümesi nîçin sansürlendi Yukarıda, Lord Kinross'un Atatürk; Bir Milletin Yeniden Doğuşu kitabının Necdet Sander hayâttayken yapılan baskılarında sansürsüz olan bâzı pasajların, aynı kitab,

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (215)

"İzmir'de birlikteydik" '- O İzmir'e gittiğimiz vakitte, İzmir'deki yolda öldürmek istemişler. Hemen büyük mahkeme oldu. Büyük paşaları İstanbul'dan oraya getirdiler. Hepsini mahkemeye çektiler.' [Haziran 1926…] '- İzmir'de birlikteydik. Katibi Resuhi vardı, yok yaver miydi O da Latife Hanım'ın akrabası. Tabii o da onlara yardım etmek istedi değil

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (214)

(Neyyire Özkan, Aktüel, 2002, sayı 545; https://www.sabah.com.tr/aktuel/2013/10/10/ataturkun-mechul-sevgilisi; 22.2.2019) Neyyire Özkan'ın Râfet Süreyyâ'yle büyük târihî kıymeti hâiz röportajı, hâlen Turkuvaz Medya Grupu'nun bir mecmûası olan Aktüel'in 19 Eylûl 1991 târihli 11. sayısında neşredilmişti. Bu röportaja Aktüel'in İnternet sitesinden bu

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (213)

"Dans ederken Fransız Sefîrinin kızına yapılan muâmele" () "(31 Ekim 1925) (Akşam) sofranın başında Atatürk, sağında Saadet, solunda Afet ve S. Hanımlar… Bana da Saadet Hanımın solunda yer ayırmış. Tevfik, Rasim Ferit Beylerden başka kimse yok. Mutad veçhile içiliyor… […] "Başvekil geldi. (Onu) sol yanına aldı. (İnönü) Bayram gecesi, baloda, Fransı

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (212)

"Kızın yaptığı güzel numaraları seyre daldı" "(26 Ekim 1925) Yemekten sonra gramofon çaldırdı. Yeni gördüğü genç bir artist gelerek alaturka oyunlar yaptıktan sonra işi alafrangaya çevirdi. Atatürk beğendi ve taltif için onunla dans etti. Sonra Recep Peker'e verdi; o da benim gibi henüz lâyıkı ile öğrenememiş; bir iki dolaştı, bıraktı. Bana işaret

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (211)

Dr. Hasan İnsel: "Babam editör Avni İnsel ve yakın dostu yazar Orhan Veli Kanık, İnsel Kitabevi'nin önünde sohbet ederken. Yer istanbul, Ankara caddesi No:109, yıl sanırım 1949." (https://www.instagram.com/p/ChY5C9po7RF/9; 12.10.2025) *** Fahrettin Altay'ın Hâtırât'ında Mustafa Kemâl'in "eğlence hayâtı" Org. Fahrettin Altay, Konya'da ecdâd yâdig̃â

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (210)

(Cumhuriyet, 14.8.1969; https://www.istanbulansiklopedisi.org/handle/rek/24328; 11.10.2025) Org. Fahrettin Altay'ın Hâtırât'ının 1970'teki ilk baskısını dâmâdı Avni İnsel yapmıştı. Mütehakkim Zümrenin güzîdelerinden biri… Ömrünü Türkiye'de müstehcen neşriyâta îtibâr kazandırarak iffetsizliği yaymak uğrunda geçirmiş bir nâşir ve mütercim… Binâenale

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (208)

(Cumhuriyet, 10.2.1935, s. 8) 13 yaşında gazinolarda şarkı söylemeye başladı ve hemen "Büyük Şef"in dikkatini çekdi: "Küçük yaşına rağmen, ona yakınlık gösterdi ve hayatının içine soktu…" Bu îlânın çıktığı târihte, Safiye Hanım 18 yaşındadır… *** "Paşa, bana bakıp: 'Senin sesin pek güzelmiş, öyle diyorlar' dedi. 'Bir şarkı söyler misin' […] "Şarkı