Yesevizade Alparslan Yasa

Yesevizade Alparslan Yasa

Milat
Kültür-Sanat / Tarih 212 yazı 0 takipçi

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (279)

Yalman dahi, Hâtırât'ında, Yunus Nadi'yi mâzûr gösteren bir yaklaşım içinde oldu Yukarıda Yalman'ın Hâtırât'ından bir pasaj naklederek, onun, Yunus Nadi'yle kalem münâkaşalarına Üniversitede istihdâm edilen ecnebî Yahûdi akademisyenleri sebeb gösterdiğini, hâlbuki aralarındaki hakâretleşmeye varan şedîd münâkaşanın asıl sebebenin Goebbels'in 8 Eyl̃

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (278)

Kemalist Tarih Tezi'nin Âfet Hanım aracılığıyla sunulan 'sarsılmaz hakikatler', tarihçiliğin mi propaganda aracı haline getirildiği sorusunu açık bırakır.

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (277)

Kemalizm'in tarih ve dil teorilerine körü körüne sahip çıkan entelektüeller, totaliter baskı altında sessiz kalanlardan daha mı suçlu?

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (276)

Kemalizmi Türk milliyetçiliği olarak sunan entelektüeller, kendi kültürüne karşı nefret ile ideoloji arasındaki farkı görebiliyorlar mı?

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (275)

"Peyami o zamanlar bir dereceye kadar Nazım'ın etkisi altında idi. Fakat onunla birçok noktalarda beraber değildi. Nazım onu da sosyalizm davasına çekmek için pek uğraştı. Aralarında geçen uzun tartışmalardan sonra Peyami: '- Seninle bir trene bindik, beraber seyahat ediyoruz, ben demokrasi durağına kadar seninle beraberim, ondan sonrası için allah

MUSTAFA KEMÂL'İN UYDURMA ŞECERELERİ VE HAKÎKÎ MENSÛBİYETİ (274)

'Devlet Tiyatrosu'nun nâşiriefk̃ârında Komünizm propagandası 1930'da neşriyâta başlıyan Darülbedayi mecmûası, 1916'da açılan Dârülbedâyi-i Osmânî'nin nâşiriefk̃ârıydı. Dârülbedâyi, 1931'de Şehir Tiyatrosu ismini aldığı gibi, nâşiriefk̃ârı da, 1 İlkteşrîn 1935 târihli 60. sayısından îtibâren Türk Tiyatrosu ismiyle neşriyâta devâm edecekdir. 26 K̃ânû

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (273)

"Dört sene evvel M. Mussolini ile Roma'da mülâkat etmek şerefine mazhar olmuştum. Bu İtalyan – Türk dostluk muahedesinin ferdalarında idi. M. Mussolini, Yunanistan'la bizi bir türlü anlaştırmıyan mübadele işlerini telmih ederek: '- Milletlerin ve sulhün yüksek menfaatleri, üç kuruş aşağı, beş kuruş yukarı hesap meselelerile kıyas kabul etmiyecek de

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (272)

Cumhuriyet'in 22 Mayıs 1932 târihli nüshası, bu çeşid mürâî neşriyâtın en dikkat çekici nümûnesidir. Bu nüshanın birinci sayfasının yarısı, heyecânlı bir manşetle, dostâne münâsebetler çerçevesinde Başvekîl Mustafa İsmet'in İtalya'ya yapacağı ziyârete ayrılmıştı: "Kemalist Türkiye'den Faşist İtalya'ya Selâm! Başvekil bu sabah şehrimizden geçerek İt

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (271)

Münâkaşadan Mustafa Kemâl'in şahsî kazancı Bu kalem münâkaşasında, Yunus Nadi ve gazetesi, Yalman ile Sertel'lerin Sabataîliğini de dillerine doladılar ve bu çerçevede, pek mahdûd kalmış olsa bile, Sabataîliğe hücûm ettiler. Lâkin ilmî delîllerle değil, hakâretâmîz ifâdelerle... (Ki bu çeşid hücûmların Mütehakkim Zümreyle mücâdelede bir kıymeti yok

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (270)

(Cumhuriyet, 27.10.1937, s. 7) "Kemalist Türkiye" ile Nazi Almanya'sı arasındaki büyük ticâretin bir nümûnesi: "...Krupp tezgâhlarında yapılmakta bulunan ve teslim edilecek üç vapurdan ilki olan 'Hatay' isimli vapur..." En büyük mes'ele, iki memleket arasındaki normal̃ münâsebetleri devâm ettirerek Türkiye'nin Almanya tarafından işgâline mâni olma

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (269)

(Kurun, 19.10.1937, s. 2) "Büyük Şef", Goebbels'e (ve onun şahsında Nazilere) ders veriyor: "Kemalizmi nasyonal sosyalizm ile bir cephede saymak hatadan büyük bir şey olur"... *** Kayıkçı kavgası Goebbels'in 8 Eylûl 1937'de Nürnberg Kongresi Nutkunda Türkiye'yi zikrettiği cümle etrâfında Tan ile Cumhuriyet gazeteleri arasında 13 Ekim ilâ 27 Ekim 1

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (268)

"Türk sosyetesi bu tarz konuşmayı yüz kızartıcı buluyor ve nefretle karşılıyor. Her halde türk milleti bu kabil konuşmalara karşı kendisinin bitaraf kalmış gibi görülmesine ve gösterilmesine aslâ muvafakat etmiş değildir. Bugün cumhuriyet türkleri kendi millî meydanlarını kendi kuvvet ve kudretleriyle sınırlamışlardır; bu sahalarda yalnız türk mill