(Angelo Iacovella, Gönye ve Hilâl, Müt.: Tülin Altınova, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yl., Mart 2005 -ilk baskı: 1998, s. 61)
Macedonia Risorta'nın âzâ listesinde, Tevfik Rüştü Aras'ın isminin ("Rüşdü Tevfik") bulunduğu sayfa...
***
Gencliğindeki emellerine kavuşan "Totaliter Şef", arkadaşlarına, arada bir, bu hâtırayı anlattırmaktan zevk̆ alırmış. Kılıç Ali'ye göre, bu, "ileri görüşün şâyân-ı hayret bir tezâhürü"dür:
"Mustafa Kemal, Selânikte yine bir akşam o zaman sıhhiye müfettişi olan eski Hariciye Vekili Dr. Tevfik Rüştü Aras, Nuri Conker, Salih Bozok Beylerle birlikte Olimpiyos birahanesinde oturmuşlar, içerlerken devletin dış siyaseti bahis mevzuu oluyormuş. Bu arada Mustafa Kemal Bey bir takım acı tenkidler yaptıktan sonra işi lâtifeye dökmüş ve Tevfik Rüştü Beyi göstererek:
'- Bu sakîm siyaseti bir gün doktor vasıtasiyle düzelttireceğim.' deyince yakın ve teklifsiz arkadaşı olan Nuri Conker:
'- Ne Ne Sen mi düzelttireceksin' diye istihfafla sormuş. Bunun üzerine Nuri Beyle aralarında şöyle bir muhavere geçmiş:
'- Evet, ben doktoru Hariciye Nazırı yapacağım, bütün falsoları ona tamir etireceğim.'
"Nuri Bey lâtife ederek sormuş:
'- Demek sen doktoru Hariciye Nazırı yapacaksın, o halde ya beni'
'- Seni de Vali ve kumandan yaparım!'
"Bu muhavereye, hazır bulunan Salih Bozok da karışıyor:
'- Herhalde bu arada beni de bir şey yaparsınız'
"Mustafa Kemal Bey, Salihin bu sualine, biraz düşündükten sonra:
'- Salih seni yaver yapacağım ve yanımdan ayırmıyacağım.' cevabını verince Nuri Bey yine dayanamamış, tekrar atılarak:
'- Allahını seversen sen ne olacaksın ki hepimize şimdiden böyle bir takım mansıplar veriyorsun' demiş.
"Mustafa Kemal Bey, Nuri Beyin bu sorduğu suale gülerek:
'- Bu memuriyetleri, bu mansıpları veren ne olursa işte ben o olacağım!' diye cevap vermiş.
"Vaktiyle genç bir zabit çağında iken arkadaşları arasında cereyan etmiş olan ve ileri görüşün şayanı hayret bir tezahürü sayılan bu muhavereyi, Atatürk, bu arkadaşlara ekseriyetle tekrar ettirip anlattırırlardı." (Kılıç Ali, Atatürkün Hususiyetleri, İstanbul: Sel Yl., 1955, ss. 32-33) (Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi; Yeni Söz, 31.10.2018/42) (Mustafa Kemâl'in Uydurma Şecereleri ve Hakîkî Mensûbiyeti; Milat, 23.5.2025/44)
Anadolu'yle mahdûd "Laik Türkiye Devleti" projesinin Macedonia Risorta'da tasarlandığına dâir delîller
Yukarıda, Mustafa Kemâl'in Macedonia Risorta Locası'ndan arkadaşı ve değişmez Hâriciye Vekîli Tevfik Rüştü Aras'ın, Cemâatdaşı Sertel'lerin Tan gazetesinin 25 Temmuz 1945 târihli nüshasında neşredilen "Oniki Ada" başlıklı başmakâlesinde, açıkça, bu adaların Yunanistan'a verilmesi lâzım geldiği fikrini işlediğini gördük. Buna da tek mesned gösteriyordu: Adalar'ın Rumlarla mesk̃ûn olması...
Bu, sâdece ona mahsûs bir fikir değildir; bütün bir Kemalist-İttihâdcı kadronun (Mustafa Kemâl ve yakın arkadaşları Ali Fethi, Mustafa İsmet, Ali Fuad Erden, Ali Fuad Cebesoy, v.s.) İttihâdcı İhtilâlinden evvelki devirden ve bilâhare Lozan'dan beri tâk̆îb ettiği siyâsetin ifâdesidir. Nitekim, Mustafa Kemâl'in (lâzım oldukça imzâsını ödünc alacak kadar) kendisine yakın gazete patronlarından ve aynı zamânda gözde hâriciyecilerinden biri olan, "Millî Şef" tarafından da Hâriciye Vekîlliğiyle taltîf edilmiş bulunan (10 Eyl̃ûl̃ 1947 - 22 Mayıs 1950) Farmason siyâsetci Necmeddin Sadık Sadak, 23 Ocak 1950'de, TBMM kürsüsünden, "Türkiye'nin Kıbrıs diye bir mes'elesi olmadığını" haykırmış, Kıbrıs Dâvâsı için seferber olmuş Kıbrıs ve Anadolu Üniversite Gencliğine, harâretle, bu yoldan vazgeçmelerini tavsıye etmişti... Sebeb de şu: İngiltere'nin bu adayı elinden çıkarmak gibi bir niyeti yokmuş! Zâten aynı teslîmiyetci tavırla onu Lozan'da İngiltere'ye peşkeş çekenler de onlar değil miydi
Sadak, bu meş'ûm sözleri sarfettiğinde, Başvekîl, kendisinin selefi olan Hasan Saka idi. Şu 33 dereceli Farmason siyâsetci... "Oniki Ada", 10 Şubat 1947 Pâris Muâhedesiyle, onun ve "Millî Şef"in lâkayd bakışları altında Yunanistan'a peşkeş çekilmişti... Öyle ki Lozan sonrasında ilk def'a Kıbrıs Dâvâsına sâhib çıkmış bulunan Menderes Hük̃ûmetinin bu sâhada tâk̆îb ettiği siyâset hakkında hiç sıkılmadan ileri geri konuşmıya kalkışan sâbık "Millî Şef"e, Adnan Menderes, 16 Aralık 1955'te, Meclis kürsüsünden:
"(İnönü,) bir taraftan Kıbrıs'taki Türk menfaatleri müdafaa edilecektir diyor ama, 12 Ada üzerindeki... (Soldan, bravo sesleri, şiddetli alkışlar) ('Onları kendi verdi' sesleri.) Ama 12 Ada üzerindeki jeopolitik alâkamızın neden ibaret olduğu üzerinde bir kelime dahi söylemiyor. Ve kendisi mesuliyetsiz olarak memleket idaresini elinde bulundurduğu sırada 12 Adanın bir elden başka ele intikal etmesini bir acz-ü-zaaf içinde uğurlamaktan ve tescil etmekten başka hiçbir hareket göstermiyor. (Soldan, bravo sesleri)"
tesbîtiyle cevâb vermek zorunda kalmış, sâbık "Millî Şef"ten de kemkümden başka bir mukâbele görmemişti...
Anadolu Adalarına karşı bu l̃âkaydî siyâseti tesâdüfî değildir... Anadolu hâricinde kalan Müslüman Âlemine ve (hâssaten) Şark Türklüğüne karşı lâkaydînin de tesâdüfî olmadığı gibi! (Hatırlıyalım: Kemalizm, Şark Türklüğünden bahsetmeyi "Irkçılık – Turancılık" damgasıyle suç hâline getirmişti... İslâm ve husûsen Arab Âlemine karşı ise her fırsatta nefret telk̆în ediliyordu... Hâl̃buki jenosidci İsrâil Devleti têsîs edilince, hep onun lehinde neşriyât yapıldı, onun gerçekleştirdiği "hârikalar", "kahramanlıklar" övülüp durdu... Öyle değil mi Mustafa Kemâl'in başkalemşörü ve Siyonist L̃obisinin temsîlcisi Falih Rıfkı Öyle değil mi Akıl Cumhuriyeti İsrâil müellifi -1972, 126 s.- ve Falih Rıfkı'yle berâber Kemâlperest Dünya gazetesinin nâşiri Bediî Faik Ve daha kimler, kimler! Kısaca, bütün bir Mütehakkim Zümre! Bu rejimin içyüzünü anlamak için bu vâkıa dahi yeterdi!)
Çünki bu, çok evvelden, Macedonia Risorta Locası'nda tasarlanmış ve müntesiblerine telk̆în edilmiş bir projeydi. Bittabi, bu Locanın Selânik'de irtibât hâlinde olduğu (İtalyan, Fransız, İspanyol) dîğer Localar ve bunların tâbi oldukları Meşrik̆-i Âzamlarla teşrîk-i mesâî hâlinde!
Projenin esâsı, daha evvel de birkaç def'a tasrîh ettiğimiz gibi, kısaca, Osmanlı'nın tasfiyesini müteâk̆ib, Anadolu'yle mahdûd, İslâm Âlemi'nden kopuk, Hilâfetsiz, L̃aik (yânî Materyalist), Gar̃bperest Türkiye Devleti'nin têsîsidir. Bu projenin haklılığı için ileri sürülen başlıca mesned de, "Devleti, Türklerle mesk̃ûn mıntıkalarla tahdîd etmek"dir...

6