Süleyman Seyfi Öğün

Yeni Şafak

Tuhaf medeniyet târifleri

Münih Konferansına hâkim olan bir kelime vardı. Hem çeşitli başlıklarda, hem konuşmalarda çok sık vurgulandı: Yıkım… Esâsen ABD kaynakları hanidir bunu dile getiriyordu. Yakın zamanda, ABD'nin hatırı sayılır kurumlarında bu minvâl üzere; bir medeniyetin çöküşüne işâret eden bâzı raporlar neşredildi. Hedeflenen Avrupa'ydı.. Üstelik imâ yollu bir değ

Güvenlik mi dediniz

Yeni bir Münih Güvenlik Toplantısını idrâk ediyoruz. 2026 Toplantısı bunun 62.'si. Yâni ilkinin, daha Soğuk Savaşın yerini Yumuşama olarak bilinen başka bir tarz yapılanan bir uluslararası iklimde tertip edildiğini görüyoruz. . Bunu onun konvansiyonel târihi olarak değerlendirmekte bir beis olduğunu zannetmiyorum. Barış ve daha güvenli bir dünyânın

İran masasında ABD versus İsrâil

ABD İran'a saldıracak mı Bu soru hâlâ asılı kalmış bir soru. Medyada, âdetâ bir savaş totoya dönüşmüş vaziyette. Kimileri ABD'nin, önünde sonunda İsrâil'in tazyiklerine yenileceğini; İran'a saldıracağını ve rejimi yıkacağını iddia ediyor. Başkaları ise ABD'nin, İran'ın sert bir direniş göstereceğini hesap ettiğini ve muhtemel bir saldırının ABD'nin

Epstein dosyasının katmanları üzerine (2)

Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan özgürleşme fetişinin ikinci sütunu ise kültürel özgürleşmedir. Bundan güdülen gâye , ulusal/toplumsal yapıların çökertilmesidir. Bu talepler , ulusal yapının esâsen sun'i bir oluşum olduğunu, târihî kültürel varlıkların onun içinde bastırıldığını ve yok edilmek istendiğini iddia eder. O hâlde yapılması gereken on

Epstein dosyasının katmanları üzerine (1)

Hemen görülmesi gereken husus, hâdisâtın merkezinde siyonizm ve İsrâil'in olduğudur. Gazze katliamı bu iflâsın en kanlı sahnesiydi. Epstein dosyası ise onun en kokuşmuş, lağımlı yüzü olarak buna ilâve oldu. 7 milyarlık dünyâ nüfusu içinde sâdece 15 milyonu oluşturan, korkunç teolojisiyle kâhir ekseriyeti hastalıklı hâle gelmiş bir kavim işin merke

Sûriye: Bir 1001 gece masalı

Evvelâ umûmî bir husûsa bir şeye işâret etmek istiyorum: Târihin, kıyâmete kadar bir istikrâr kazanacağını beklemiyorum. İnanlar, kıyâmet ve onun nasıl işleyeceğine dâir ilâhî senaryolara âşinadır. Bunlar, aralarında bâzı farklılıklar olsa da birbirine yakın bir sûrette kutsal metinlerde ortaya konmuştur... Târih bıçak gibi kıyâmette sona ermeyecek

Tuhaf yakınlaşmalar

Alıştığımız dünyânın yapı taşları yerinden çıkıyor. Bunu büyük ölçüde Trump'ın ikinci devrinde yaptıklarına borçluyuz. Çok değil , bir sene evveline kadar hiç kimse kolay kolay AB ile ABD'nin bir kopuş sürecine gireceğini tahmin edemezdi. Evet, Duvar yıkılıp Sovyetler çöktükten sonra bu iki dünyâyı birleştiren NATO, kendisini var eden düşman ortada

Netanyahu versus Trump

ABD ile İsrâil arasındaki münasebetler yoğun spekülasyonların mevzuudur. Hâkim bakışlardan birisi, ABD'nin içinde derin bir İsrâil'in yattığı ve onu her şekilde kendi menfaatleri istikâmetinde güttüğü yolundadır. İlk bakışta bu değerlendirmeyi haklı çıkaracak çok sayıda hâdise mevcuttur. Mütevvefa bilim adamı W. Mills, artık klâsikleşen eserlerinde

Sûriye'de yaşananlara dâir notlar

Sûriye'de baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. PKK hareketi sözde "târihî" kazanımlarını bir çırpıda kaybetti. Hâmisi ABD, daha doğrusu CENTCOM, bu teşkilâtı âdeta bir kâğıt parçası gibi buruşturup bir kenara atıverdi. Desteğini ümid ettikleri İsrâil ise hâdiseleri görmezden geldi ve sesini çıkarmadı. İtiraf etmeliyim ki ben bu kadarını, üstelik bu

Târihin avanağı veyâ tedirgini olmak arasında

Diyalektik bize her şeyi tersten düşünmeyi öğretir. Onun için bu metod pek de hoş karşılanmaz. Çünkü işletildiğinde pek ağız tadı bırakmaz. Terletici ve yıpratıcıdır. Hiçbir kavramı tek başına bırakmaz. Eskilerin dediği gibi "mefhûm-u muhalifini, yâni karşıtını düşünmeyi dayatır. Tam da bir kavramın hakkının verildiğini düşündüğünüz anda, "acaba ha