Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

Takvim
Gündem 535 yazı 4 takipçi

Yağmur ve umut!

CAMLARDAN ecel teri gibi dökülür yağmur. Bazen de şehrin ciğerleri sökülür gibi. Gamsızlık yağmuru her şeyden kötüdür. Gazze'de bebeklerin üzerine bombalar "yağmur gibi" yağarken, içi boş dizilerin karşısında kendilerinden geçenler, "yağmurun" ne demek olduğunu, derelerin taşmasıyla, sokaktaki manzaraya şaşkınlıkla bakarak mı öğrendi Evleri su bast

Yağmur!

DÜN İstanbul'da hiç durmayan bir yağmur. Düşündüm de yağmur bazılarına ninni gibi gelir, bazılarına gökyüzünden yere çakılan çivi gibi. Yağmurun elinden tutmak için çocuk olmak gerekir. O yüzden yağmura içeriden bakan çocuklar o yağmuru koynuna sokar! Damları akan bir gecekonduda yaşamıyorsa ya da duraklarda annesiyle birlikte iliklerine kadar ısla

Tavşan ve tilki!

TÜKETİM alışkanlığını değiştirmekle birçok şeyi değiştirmek mümkün ama hala çılgınız ve hala umarsız. Cazibe davetli misafir. Teknolojinin arama motorlarında bilgi para etmiyor ama yeni telefonların fiyatları şu sıralar bir numara. Tüketim; küresel tacizin her dile çevrilen tanımlamasıdır. Dayatılan role uygun olanlar konu marka olduğunda yabancılı

İyilik

İnsanlık çocukluktan gelir ve kendisinden sonrasına yetecek biçimde yürekte büyür. Ne insanlar vardır, evinde bir lokma ekmeği yoktur ama dili yalana, eli harama uzanmaz. "Allah bir hayırsever insanı karşıma çıkarır" diye düşünür. Aynı çocukluğun izlerini taşıyan! Bakmayın kötülerin bu kadar itibar görmesine bizim güzel insanlarımız da çok. Onların

Bir daha asla!

BUNDAN yıllar önce vapurda akordeon çalan bir kız çocuğunu hatırlıyorum. Şapkasının içine bahşişini beklerken yüzüme bakmaktan utanan 15'li yaşlarda bir çocuktu. Şimdi büyümüştür de hala ne bedeller ödüyordur ayakta kalmak için. Yuvası bozulmuş bir kumrudan farkı yoktur belki de. Hayat herkese eşit mücadele hakkı da vermiyor herkese yetecek kadar o

Cinnet iklimi!

NE oluyor çocuklara Nasıl oluyor da şiddete ve silah kullanmaya bu kadar meraklı hale geldiler ya da getirildiler Bitirimlik kızlara bile bulaşmışsa nereye gidiyor bu çocuklar Fuzuli bir hayatın cinnet iklimine mi Daha da kötüye mi Ne yaptık da onların içindeki sevgiyi kuruttuk Ne yaptık da kendilerini ihbar edecek kadar kötüleştiler Okullarda bile

Ah İstanbul!

Çok değil 70'li yılların başı. Bir masalın orta yeri İstanbul. Sonbahar bütün haşmetiyle yapraklarını savuruyor. Hüzünlerin içinde bol güzellik. İki gözü iki misket çocukların. Yaz günlerinden kalan dizlerindeki yaralar çoktan kabuk bağlamış. Mutlu olmamak için hiçbir sebep yok. Balık çok denizlerde, palamut ikisi bir arada satılıyor. İnsanlık dola

Ahlak!

Ahlak bir toplumun oksijenidir, temiz hava akımını sağlar. Ama görüyoruz ki ne çocuklar seviliyor artık ne büyükler sayılıyor. Varsa yoksa para saymak! Birileri kolay yoldan zengin olmanın yolunu tutturmuşsa, ahlakı bozan para Allah'ın emirlerini bile unutturmuştur. Ahlak erozyonu eskiden de vardı ama bu kadar değildi. Ne zamanki para hırsıyla yanı

Hiçlik böyle şey!

DALGIN duran bir arkadaşınıza "ne düşünüyorsun" diye sorduğunuzda size "hiç" diye cevap verse de o arkadaşınız belki dünya kadar derdin içindedir. 'Hiç' cevabının içi bazen çok doludur. Ve bir kelimenin çok daha fazlasını içerir. O arkadaşınızı karşınıza oturtup içindekileri dökmesine yardımcı olun. Yoksa siz de onun gözünde gün gelir "hiç" olursun

Ne insanlığı!

YAŞLI bir kadın haykırdı, 'koşun' dedi, 'insanlık ölmüş' Duyarlı birkaç kişinin dışında kimse oralı olmadı. 'Bedava simit dağıtılıyor' sesine daha çok koşan olurdu eminim. İnsanlık kanlar içinde yerde yatıyordu, birilerinin sırtı sıvazlanırken, birkaç kişi de dizlerinin üzerine çökmüş katıla katıla ağlıyordu. 'Nasıl ölür' dedi yaşlı kadın, 'sadece

İnsan olana!

Zenginliğin ahlak yasası kaç paraya sahip olduğunla değil, o paraya nasıl sahip olduğunla bağlantılıdır. O yüzden hırsızları, arsızları ve kolay zengin olanları hiçbir onurlu yoksulun bağışlaması mümkün değil. Zenginin de yoksulun da onursuzuyla işimiz yok zaten! Dünya her şeyi tüketirken, tüketim mekanizması öncelikle toplumu ayakta tutan değerler

Bebek aşkı

BİR bebeğe aşığım. Henüz 10 aylık. Çıkardığı sesler duyduğum en güzel melodi. Ondan yayılan koku dünyanın en özel parfümü. Bebek alfabesini yıllar önce çözdüm, o yüzden aramızda dil sorunu yok. Küçücük eliyle parmağımı tutması bile benim için mucize. Oturduğu yerde babasıyla birlikte arada bir alışveriş merkezine gidiyoruz. Bütün insanlara gülümsüy