Yıllar önce bir gazetenin magazin müdürüydüm ve peruk imalatıyla ilgili haber olarak muhabir arkadaşıma görev vermiştim. Laleli'de bir peruk imalatçısıyla söyleşi yapmıştı da tesadüfen orada bulunan 13 yaşındaki öğrenci bir kız haberin kaynağı olmuştu.
Sınav stresi nedeniyle kızın saçları dökülmüş, annesi ona peruk yaptırmak için getirmişti. O görüntüyü hiç unutmadım. Sokakta ne zaman küçük bir kız çocuğu görsem saçlarının peruk olma ihtimalini yok sayamam. "O yüzden mi" derim, "çocuklar artık eskisi kadar koşmuyor!"
Birkaç yıl önce yüzü solmuş bir çocuk görmüştüm sokakta. Önündeki tartı aletinde insanları tartıyordu. "Gel abi" demişti "kaç okkasın görelim!" Okkadan kastı yürek hesabıydı aslında. Tartılırken "kimsen yok mu" demek gafletine düşmüştüm. "Ben kimselere sormadan büyüdüm" diye karşılık verirken, kendi kendime "bazıları hayatı dişleriyle kazır, bazılarına ballı börekli sofralar doğuştan hazır" demiştim. Oralı olmadığını zannetmiştim de giderken ardımdan seslenmişti. "Şifreyi kırdım abi. Benimki okka hesabı onlarınki cukka!"
Çocuklar emeklerken bile ayağa kalkmak için mücadele eder. Çocuklar ressamdır gözleriyle çizer. Hayallerinin sokağında sevdiklerinin isimleri yazar. Zalimlerin sağırlığına karşı sesleri çıkmaz da bazen korkularına saklanırlar. Çocuk umuttur çocuk yarındır. O yüzden herkes çocuklara da gözü gibi baksın, içindeki çocuğa da!
Bir çiçek nasıl tutulursa en narin yerinden, çocuklar da öyle tutulmalı ellerinden. Çocukları anlatırken ailelere işaret veriyorum aslında. Geç kalınan her durak çocukların ömründen alacak ama hala geçtiği durakları bile fark edemeyen anne babalar var. Bazı çiçekler öldüklerinde saçar kokularını. Yumurta kapıya dayanınca ayaklanan korkuların da o yüzden hükmü yok.
Mutluluk Takvimi
Aç insanı asla geri çevirme.
Diş fırçalarken suyu kapat.
Çocukları koru.
Muhakeme yap.
Ayrılığa esir düştü sevgim
Ben de yenildim aşka
Hangi yasayı çiğnedim

16