Ünal Bolat

Türkiye

Arkadaş rahatsız değil size ne oluyor

"Tamam da bayan, bu arkadaş rahatsız olmadı ki siz neden rahatsız oluyorsunuz.."Helal olsun kasiyer kıza...-Beyler bir dakika bakar mısınızBeni tepeler gibi bankoya uzanıp kasiyer genç kıza birbirinden önce kredi kartı uzatmaya çalışan iki nobran müşteri de durdu. Onlardan önce kasaya yaklaştığım hâlde kenarda kalakalan ben de durdum...Hani çok ras

Bu sevdalar boşuna değil

"Ustaya saygı, çırağa sevgi gösterip işine sevdalı olup; müşteriyi hoş tutmak boşa değil..."Babam da onun çıraklığını yapmış zamanında. Demirci ustası deyip geçeriz ama öyle değilmiş... Babam anlatınca hayret etmiştim. Malumunuz demircilerde kömür ocağı bir de onu yakan körük sistemi vardır. Çırak bu sistemi çalıştırır. Usta da blok demiri kömür at

Evraka göre muamele

"Savcım ceza bir tarafa da ben size gece yarısı evimden kaldırılıp nezarete atılışımı anlatayım..."Rahmetli İbrahim Cevahir Ağabeyin Libya'da yaşadığı bir hatırasını anlatmaya devam ediyorum:Savcının emriyle okunan, gemiyle birlikte Cenova'dan gönderilen beyannamede yazıyordu ki:"Bu gemide esasen filan falan malzemelerin olması gerekiyordu. Yani de

Savcı adaletli olunca...

"Adaletli savcı öyle söyleyince o havalı gümrükçüler havalı eteklerini yere indirdiler..."Rahmetli İbrahim Cevahir Ağabeyin Libya'da yaşadığı bir hatırasını anlatmaya devam ediyoruz:Savcı sordu: "Evet Anlat bakalım bu kaçak malları""Bu kaçak malları ben anlatmayayım.""Kim anlatsın""Benim buradaki, gümrükteki ortağım.""Kimdir buradaki ortağın""Bu şi

Cenova'dan gelen gemi

"Tercümanım İhsan isimli Filistinli birisi ODTÜ'de okumuş İşletmeci"Libya'daki yıllarını anlatan rahmetli İbrahim Cevahir ağabey diyordu ki: Libya'yı tanıdık ve sevdik ama o süreçte çok da enteresan olaylar yaşadık. Örnek olarak zannediyorum 1976'nın Şubat veya Mart'ı olmalıydı İtalya'nın Cenova kentinden malzememiz gemiye yüklenecekti Maalesef mal

Canı yanmadan ağlamak!..

"Şu büyükleri hiç anlamıyorum. Canları yanmadığı hâlde niye hemen ağlarlar bilmem!.."Öğretmenim, kara kaplı, kocaman defterlerden kâğıtlara bir şeyler yazdı. Nüfus cüzdanımı zarfa koyup elime verdi. "Zarfı cebine koy, sakın düşürme" dedi. Elindeki kâğıtları yuvarladı. Üzerlerine paket lastiği taktı. Bir de mektup yazdı. "Bunları öğretmenlerine ver

Annemle babam kaçmasın diye

"Dayım, annem ile babamın arasında büyük bir aşk olduğunu sezince enteresan tedbir almış"Nasıl ki elimizdeki cep telefonu ara ara kendisi için güncelleme istiyorsa ve bunu bir zaman sonra ister istemez yapmak zorunda kalıyorsanız aslında insan da zaman zaman kendini güncelleyebilmeli. Kendi kendine duygu durumunu sorgulayabilmeli. Mesela ben bazen

Bizim Recep Aga

"Ayazağa'da eski kereste ve ahşap malzeme satan bir depoda yattığı mekânda yangın çıkar..."Adı Recep Caner'di. Hızarda odun kesme ustamızdı. Bekârdı, depoda kendisine tahsis edilen yerde yatar kalkardı. Derbeder bir adamdı. Nevi şahsına münhasır bir kişilikti, insanlara ismiyle hitap ederken ikileme yapar sonuna da "bey" sıfatı koyardı; mesela "Asa

Perde arkasındaki kahraman

"O gece hayatımın unutulmaz, en müstesna en onurlu gecelerinden birini yaşadım..."Sağ olsun başgardiyan, bir gardiyanı hemen yukarı gönderdi. Kuleli'den arkadaşım Çağlar'la saat 24.00'e kadar oturduk, anlattık.Gardiyanlar da sağ olsunlar çay demlediler, gelen meyvelerden, çerezlerden yedik. Tilki Selim bizi yalnız bırakıyordu, baş başa kalalım diye

"Vay Çağlar sen ha!"

"Bolu Komando Tugayında görevli, devremizin en yakışıklılarından ama en vefalısı..."Mahkûmiyetimin Tekirdağ'daki süreciyle ilgili hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum...Güngörmüş Şafak Abi, benim o saatte gardiyan tarafından çağrılmamı hayra yormamış, "bu saatte mahkûm ya idama çağrılır ya sürgüne!" diye seslenmişti.Şimdi de bu güngörmüşlüğüy