Kılık kıyafet meselesi

Neredeyse yetmiş yıldır kılık kıyafet meselesini tartışırız.

Düşünün "...görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün..." şeklinde başlayan ve kolsuz, açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyemez. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur vs şeklinde devam eden kıyafet yönetmeliğimiz vardı.

Bereket versin başörtülü öğretmenlerin meslekten dahi atılmasını sağlayan madde düzenlendi ve kıyafet serbestliği getirildi.

Uzun serbestlik döneminde işin ayarı kaçtı ve öğretmenler mini etekle sınıflarda boy göstermeye başladı.

Bu sebeple Milli Eğitim yayınladığı genelge ile tayt, mini etek, tişört ve kot pantolon gibi okul ve meslek ciddiyetine uygun olmayan kıyafetlerle derse girilmesi uygun bulmadı.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'uygulamanın bir zorunluluk getirmekten ziyade öğretmenlerin toplumsal rollerine uygun giyinmelerini hatırlatma amacı taşıdığını' söylüyor.

Anlayacağınız yine döndük başa. Ve bu mesele bir türlü kapanmıyor. Bu ülkede insanlar yetmiş yıldır nerede ne şekilde giyineceğini bilemiyorsa oturup düşünmemiz lazım.

Spinoza bugün yaşıyor olsaydı bu mesele hakkında şöyle bir soru sorardı; İnsan, kendi hayatının nasıl yaşanacağı konusunda ne kadar kendi kendisinin nedeni olabilir

Çünkü ona göre özgürlük, çoğu insanın düşündüğü gibi "istediğini yapabilmek" değildir. Özgürlük, zorunluluğu anlamak ve tutkuların kölesi olmaktan çıkmaktır.

Tutkularının, arzu ve heveslerinin kölesi olan biri özgür değildir. Kısacası özgür insan, zorunluluğun bilincinde olan insandır.

Yani ne kadar anlarsan, o kadar özgürleşirsin; ne kadar bilgisizsen, tutkuların, korkuların ve dış etkenlerin seni o kadar yönetir ve köleleşirsin.

Devletin amacı insanları belirli bir kalıba sokmak değil, onların özgür ve akıl sahibi varlıklar olarak yaşayabilmelerini güvence altına almaktır. Bu açıdan bakıldığında kişinin nasıl giyineceğine devletin, toplumun, cemaatin veya çoğunluğun zorla karar vermesi elbette problemlidir.

Ancak mesele insanlara ne giyeceklerini söylemek değil; ne giyeceklerine kendilerinin karar verebilecekleri bir alan yaratmaktır. Bizim eksik kaldığımız nokta burası.