Şükrü Bulut

Yeni Asya

Şuhur-u Selâse ile dirilmek...

Halkımızın "Üç Aylar" olarak tarif ettiği kudsî zaman dilimine, Bediüzzaman "Şuhur-u Selâse" diyor.Bütün İslâm coğrafyalarında kullanılan bu ortak kelimenin Risale-i Nur'lardaki kullanımı da, Bediüzzaman gibi gariptir. Zira onun seleflerinde bu tarz ile çok karşılaşmıyoruz. Nur talebeleri arsında gündelik kelimeler kadar tanış olsa da, Müslüman kam

Göçlerle demokrasileri engellemek...

Bir taşla çok kuş, zamanımızın ilcaatı… Çoğu işlerde bunu görüyoruz.Hayra/şerre yönelik projelerde, eğitimde, fabrikalaşmada, siyaset ve hatta ziraatta bile... Küresel Göçlerin bilinçlice hazırlanışı ve tetiklenmesinde de bu usulün tatbik edildiğini düşünüyoruz. Asya/Afrika'dan Avrupa'ya, Latin Amerika'dan ABD'ye; savaşlar, ekonomik krizler ve hatt

Göçler ve Marksist cereyanların kayıkçı kavgası

Hayat bir mücadele miydi, yoksa yaratıcının gözetiminde bir yardımlaşma mıydıDinsiz Avrupa felsefesinin durduğu yeri çoğumuz biliyoruz. O menhus dünya görüşünün mahiyetini, Said Nursî Birinci Dünya Savaşından bu yana eserlerinde, farklı münasebetlerle ifade ediyor. Yaratılanlar adedince farklılaşan Yaratıcının zatî sıfatlarını inkâr eden felsefenin

Nur üstüne nur… Doğum üstüne doğum…

Çok garip tevafuklar yaşıyoruz. Mevsimin en uzun ve karanlık geceleri bastırdıkça, fecrin alâmetleri tezahür ediyor…Mesih'in diyarındayız... Hıristiyanlar gecelere inat, evlerinden şehirlerine her yeri ışıklarla donatıyorlar ve Mesih'i bekliyorlar... Bekleyişler içindeki ahalinin kulağına Müslümanlar bir şey fısıldıyorlar: Bu sene Nur, nur üstüne g

AKP Kemalist mi - AKP'nin anlaşılamaması-4

İnsanları, ideolojileri ve siyasî hareketleri sınıflandırırken veya kategorize ederken hissiyattan uzak durmak gerekiyor.Halk arasında etiketleme olarak da bilinen kimliklendirme meselesi ilmî temeller ve ispatlara dayandırılmazsa, seslendirenlere zarar verir. Cehalet, tarafgirlik ve menfi duyguların toplumumuzu sosyal cihetiyle parçaladığı zamanım

Avrupa'nın beşli çetesi ve Üçüncü Dünya Savaşı…

11 Eylül ihtilâlinden sonra, Üçüncü Dünya Savaşı hakkındaki yazılar çoğalmıştı. Zamanla yeni savaşlar ve fitneler uç verdikçe, bahsedenler çoğalıyor.Küresel İhtilâlci Marksizm'in, New York Dünya Ticaret Merkezi kulelerini uçurarak başlattığı ihtilâlden zamanımıza, beş milyondan fazla insanın savaşlarda ölmeleri, 11 Eylül'ü Üçüncü Cihan Harbi'ne mil

Medrese değişime ayak uydurmalı…

Başlığımızın yanlış tedailere kapı açacağını biliyoruz. Bozguncuların değişimine, bizde bidât deniliyor.Değişimi, tecdid manasında kullananlar, zamanın rüzgârıyla gelen güzel yeniliklere kapılarını kapatmazlar. Asr-ı Saadetteki medreseyi, genel eğitimi ve özelindeki kadın eğitimini bilenler; medeniyetlere annelik, üstadlık ve öncülük yapmış İslâm'ı

Küresel göçlerin öncesine dair…

Küresel İhtilâlcilerin, dinsizliği hedefleyen materyalist cereyanlardan ibaret olduğunu iddia etmiyoruz.Hedef ve menfaat birliğinde birliktelik kurmuş klasik emperyalizmi, hazzı ilâhlaştırmak için hürriyetle alan açan sefihleri veya düşmanlık beslediği ırk-milletleri bu ittifakla imhayı düşünen ırkçıları da, küresel ihtilalcilerle beraber görenler

AKP'yi anlayamamak-3 - 12 Eylül projesini inkâr mı

Faili bilmeden fiili konuşmak veya katili sormadan maktulün başında ağlamak. İşte Türkiye'mizin durumu...Siyasetçilerimiz, idarecilerimiz veya araştırmacılarımız AKP'yi tahlilde yukarıdaki usulü takip ediyorlar... Olan-bitenden, sokaktaki vatandaşın üslubuyla dertlenmek, idareciye hiç yakışır mı 12 Eylül partileri ANAP ile AKP'nin ilk zamanlarında

Önce, medrese mi Anne mi

"Önce insan" diyeceğinizi biliyoruz… "Medrese de insan için" diyeceksiniz…Âhirzaman'ın tahribatından insanı kurtarsanız da, medrese yoksa insaniyetin hayatiyeti devam etmiyor. Sığınaktan, melce'den veya tahassüngâhtan yoksun ise anne; insanı da, medreseyi de kaybederiz. Zamanın dehşeti buradan geliyor. Global düzeyde ilâhlığını ilân etmiş,–kendince