Yeni Asya'yı dikkatlice takip edenler bilirler ki, yazarları; haricî olaylara vatan, millet ve İslâmiyet çerçevesinden bakarlar.
Köye dönüşmüş dünyamızdaki cereyanlar bu meseleleri alâkadar ettiğinde, yazarlarımız Risale-i Nur'daki ölçülerle analizlerde bulunmaya çalışırlar.
Bediüzzaman'ın; "desiseler, entrikalar, karanlıklı oyunları, iğvalar, şeytankârane oyunlar, zehirli üflemeler ve satranç" gibi teşbihlerle, merkezinde zındıka cereyanlarının bulunduğu olaylara işaret etmeleri, bizi doğrudan ilgilendirmeyen bu zalimane hadiselerle ömrümüzü boşa harcamamamız içindir. İçinde semavî dinlerin, Müslümanların, İsevî-Müslüman ittifakının ve inkâr-ı Ulûhiyetin geçtiği hadiseler elbette bizi ilgilendirecektir. Risale-i Nur'daki ölçülere riayetle bu meselelerin tahlilleri de Yeni Asya'nın vazifeleri arasındadır.
"ok bilinmeyen"den kastımız; hariciyecilerin veya devletlerin kritik noktalarındaki idarecilerin dışındakilerinin bilemedikleri yüzlerce bilgiye rağmen, sosyal medya veya internet dünyasındaki pusulasız gezginlerdir. Doğru bilgilerle olayın hakikatini yazdığınızda, magazin medyasının kalp ve zihinlerini işgal ettiği bazı okuyucularımız, bizi komploculukla itham edebiliyorlar.
Bu zaviyeden hareketle; çekirdeği ve kuruluş maksadı demokrasi ve barış olan AB'nin mevcut idarecilerinin icraatlarını anlamak hakikaten zor... Hakaret ve hak gaspıyla AB'den ayrılmış İngiltere'nin, aslen Yahudî olan mevcut başbakanının kuyruğuna binerek komünist in'in kapısında dilenen Carney, Von den Leyen, Merz, Macron ve Tusk'ın kurdukları Ukrayna savaş kabinesini gördüğünüzde; her şeyin birilerince birbirine karıştırıldığını anlıyorsunuz. Diktatör Putin'e karşı kurulmuş bu savaş kabinesinin, KP başkanı Xİ'nin kapısında dilendikleri demokrasi mi, kapital mi, insaniyet mi veya yeni dünya düzeni mi bilemiyorsunuz. Kaldı ki bunların bazıları; Rothshild, Mckenzey BlackRock ve Santander gibi küreselcilerin dev şirketlerinin çalışanları... Yine efkâr-ı ammeden saklanan bir başka nokta ise; özde Marksist kapitalizmi benimsemiş söz konusu idarecilerin, in'i, komünist değil de otoriter olarak tanımlamaları... Rothschild'lerin bankalarının merkezini buraya taşıması, Davos'un patronu Klaus SCHWAB'ın in'de oğlu üzerinden büyük şirketler açması...
İngiltere ile hareket eden bu AB idarecilerinin ABD'ye niçin düşmanlık yaptıklarını halklarına anlatamamaları da bir başka anlaşılamayan nokta... Birilerinin in üzerinden dünya üretimini, ileri teknolojisini, savaş teçhizatını, ilâç endüstrilerini, belli gıda maddelerini, kıymetli madenlerini ve nihayet kapitalini organize etmesine itiraz eden ABD'nin; demokrasi ve ekonomi politikalarına hem Amerika, hem Avrupa hem de çoğu Asya ülkelerinin destek vermelerini de dünya efkâr-ı ammesi anlayabilmiş değil... İşte bu bilinmeyenlere yenilerini eklemeye çalışanlarımız var:

15