Şükrü Bulut

Yeni Asya

Mahalli seçimlerde 12 Eylülcü partilerin garip ittifakları

Demokrasinin sandığa indirgendiği Türkiye'mizde, "ciddi yazıların" sıkıntıya sebep olduğunu bilerek yazıyoruz.Yarım yamalak Türkiye demokrasimizin, global sivil Marksistlerce 12 Eylül darbesiyle birlikte idam edildiğine inanmıyorsanız, yazdıklarımız sizde komplo teorisi etkisi yapabilir. Kimine göre bin sene, kimine göre yüz sene ve bazılarına göre

Gazze'den girip Hint Körfezi'nden çıkmak isteyen Amerika değil

Amerika olsaydı, ABD'deki halklar buz kesen havalarda mazlum Filistinliler için sokaklarda katilleri protesto ederler miydiVeya cumhurbaşkanımızın emrinde imiş görünen bir kısım medyanın iddia ettikleri gibi saldırganlar haçlılar olsaydı; İskoçya'dan Yeni Zelanda'ya milyonlarca Hıristiyan bu zulmü protesto ederler miydi Katliam bölgesine silahları

İhtilalcilerin demokrasi davası olur mu

İhtilal kelimesi ile demokrasi zıt manalara giderler. Tıpkı istibdat ile hürriyet gibiBirisinin olduğu yerde diğeri barınamaz. Türkiye'mizin yarım yamalak demokrasisinin 12 Eylül 1980 de sivil Marksistlerle Kemalistlerin işbirlikleriyle idam edildiğini, önceki yazılarımızda belirtmiştik. Zira bu meş'um ihtilal, demokrasinin kalbi olan meclisi kapat

Emmanuel Macron veya Fransa'nın bağımsızlık savaşı...

İlgimizi çekmeyen bazı konuların bizimle ilgili olduğunun farkına gecikmeli varırız. Dünyamızın medeniyet harikalarıyla küçülmesi, alakamızın dışında kalan bazı meselelerin sarmalında olduğumuzu da hissettiriyor.Düne kadar kıta devletlerini sömürgeleştiren Fransa'nın, bağımsızlık mücadelesinde olduğunu iddia etmemiz, ilk anda garip gelebilir. Fakat

12 Eylül partilerini (ANAP ile AKP) millet iradesiyle seçmedi...

Bir ülkede hâkim güç muhalefetini de oluşturuyorsa, o ülkede demokrasi yoktur denilir. Çünkü muhalefet hürriyet ve demokrasinin "olmazsa olmaz" şartıdır. 12 Eylül ihtilâlinden başlayarak günümüze kadar yapacağımız dikkatli bir tahkik, Türkiye'mizde muhalefet şartlarına asla müsaade edilmediğini gösterecektir.Elbette unutturulmaya çalışılan uzun bir

Moğol fitnesinden komünist fitnesine...

Tarih tekerrür eder. Tıpkı mevsimler gibi.Üstadımızın tabiriyle zaman, "bir hatt-ı üstakim üzerinde"; başlangıcı ile devamı birbirinden uzaklaşıp giden bir şerit değil. Tıpkı dünyamızın Mevlevi'ce dönüp mevsimlere uğradığı gibi, zaman da, dünyamızın bu dairesine dahildir. Belli vakitlerde, benzer meyveleri vererek akıp gidiyor. Bediüzzamanın eserle

Akp'nin Kemalist sempatizanlığı ve Moğol sevgisi...

Önceleri böyle değillerdi. Ümmetçi geçinirlerdiMilliyetçiliği dinsizlik anlıyorlardı. Üniversite yurtlarında ölümüne köşe kapmaca oynarlarken milliyetçilere "kafatasçı" diyorlardı. Türkçüler de onları "yeşil komünistlikle" suçlarlardı... Çok gariptir ki, Fatih Camiinin avlusunda birbirilerine kurşun sıkan bu karşı fikirleri; 12 Eylül'ün Neoliberal