Risale-i Nur'dan

Yeni Asya

"Onlarla dostuz ve kardeşiz; fakat siyaset noktasında değil"

Aziz, Sıddık Kardeşlerimiz Ziya ve Abdülmuhsin!Üstadımız diyor ki: "Eşref Edip kırk seneden beri iman hizmetinde benim arkadaşım ve Sebilürreşad'da makale yazan ve şimdi vefat eden çok kıymetli kardeşlerimin mümessili ve hakikî İslâmiyet mücahidlerinden bir kardeşimdir. Ve Nur'un bir hâmîsidir. Ben vefat etsem de, Eşref Edip Nurcular içinde bulunma

Kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıkarsa...

On Beşinci MeseleYe'cüc ve Me'cüc hâdisatının icmali Kur'ân'da olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilâtı var. Ve o tafsilât ise, Kur'ân'ın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar tevil isterler. Belki râvîlerin içtihadları karışmasıyla, tabir isterler. Evet, "Lâ ya'lemü'l-gaybe illallah" [Gaybı Allah'

Kış perdesi altında nazenin bir bahara hazırlık

İKİNCİ NOKTA"Ahsene külle şey'in halakahû" [O her şeyi en güzel şekilde yarattı. / Secde Suresi: 7] ayetinin bir sırrını izah eder. Şöyle ki: Her şeyde, hatta en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet, kâinattaki her şey, her hâdise, ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn

Şu dünya bir zikirhane-i Rahman

(Dünden devam)"...Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyetperver, muktedir, intizamperver, müşfik bir melikin memleketi, hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemâlât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz." Sonra o bedbahtın aklı başına gelir, nedamet eder: "Evet, ben işretten divane olmuştum. Allah senden r

İmandaki saadet ve nimet

İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle.Bir vakit, iki adam hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler. Biri hodbin, tâli'siz bir tarafa; diğeri hudabin, bahtiyar diğer tarafa sülûk eder, giderler. Hodbin adam, hem hodgâm, hem hodendiş, hem bed

Bir Şeriat "Karıncaya bilerek ayak basmayınız" dese...

Suâl: "Gayr-i müslimlerle nasıl müsâvî olacağız"Cevap: Müsâvât ise fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve geda birdir. Acaba bir Şeriat "Karıncaya bilerek ayak basmayınız" dese, tâzibinden men etse, nasıl benî Âdem'in hukukunu ihmal eder Kellâ! Biz imtisal etmedik. Evet, İmam-ı Ali'nin (ra) âdi bir Yahudî ile muhakemesi ve meda

Sebeplere teşebbüs, bir nevi fiilî duadır

Üçüncü Nokta: İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisatın tazyikatından kurtulabilir."Tevekkeltü alellah" [Allah'a tevekkül ettim. (Hûd Suresi: 56)] der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle hâdisatın dağlarvârî dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr

Her şey manen "Bismillâh" der

Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile "Bismillâh" der. Öyle miEvet. Nasıl ki görsen bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.

Küfrün temellerini parça parça eden hakikat

Bu asırda ikinci bir dehşetli hâl:Eski zamanda küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalâletler ve küfr-ü inadîden gelen temerrüd bu zamana nisbeten pek azdı. Onun için eski İslâm muhakkiklerinin dersleri, hüccetleri o zamanda tam kâfi olurdu. Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi. Allah'a iman umumî olduğundan, Allah'ı tanıttırmakla ve Cehennem azabını iht

Bu zamanda iki dehşetli hâl var

Kur'ân-ı Hakîm'in sırr-ı i'cazıyla hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nur, bu dünyada bir manevî cehennemi dalâlette gösterdiği gibi; imanda dahi bu dünyada manevî bir cennet bulunduğunu ispat ediyor.Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde manevî elîm elemleri gösterip, hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaik-ı şeriatın amelinde Cenn