Ramazan Akgün

Ramazan Akgün

Yeniçağ
51 yazı 0 takipçi

Kantarın topuzu kaçtı

"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." Albert Camus.Artık hepimiz hukukçu olduk; kimimiz avukat, kimimiz savcı, kimimiz yargıç!Ülkede sorun ne ise hepimiz o sorunun uzmanı olarak çarşıdapazarda, kahvede, kafelerde, restoranlarda, parklarda, bahçelerde, köyde, hülasa vatanın her noktasında hazır ve nazır olarak

Vatandaşlık ve Milliyetçilik

Ülkede varlığını ideolojik yapılara yaslayarak var olmaya çalışan grupçuluk; toplumsal yapının en büyük hastalığına dönüşmüş bir durumda.Gençliğimizden bu yana kendimizi ifade etmek için, önce yaşayıp sonra ifade ettiğimiz idealist hayat tarzına artık rastlayamıyoruzMesela, kendisini ülkücü olarak niteleyenlerin, ülkücülüğe yakışmayacak her tavrı v

Milliyetçilikte kırmızı çizgi

Her bireyin hayatında ve fikir dünyasında kendine özgü kırmızı çizgileri vardır. Bu çizgiler, bir bireyin ya da bir grubun benimsediği değerlerin, inançların ve ideallerin sınırlarını belirler. Bu sınırlar, bireylerde ahlaki ve sosyal sorumluluk bilinci oluştururken; toplumda ise güven ve düzenin temel taşlarını oluşturur. İnsanlar, toplum içinde a

DEM'lenmek nedir

Türkiye'nin siyasi sahnesinde her gün yeni bir gündem değişikliği yaşanıyor. Siyasetçilerin her şeyi eğip bükerek doğruluk iddiasında bulunmaları ve ülke gündemini 180 derece değiştirmeleri karşısında vatandaşlar artık hiçbir şeye şaşırmıyorinanmıyor. Dün söylenenlerin bugün tam tersinin yapılması, toplumda büyük bir belirsizlik ve güvensizlik yara

Terör ile Devlet Kurulur mu

Yaptığınızın sonucunda nereye dokunduysanız ona göre sıfatınız var demektir!Ya kahramansınız! Ya da terörist!Bir Yılda Bir Asrı Yaşadık: Sykes-Picot'tan 2024'e, bir yeniden paylaşımla yüzleşiyoruz. Bize bu paylaşımdan ne düşecek Kayahan'ın bir parçası aklıma geldi "Sana sevdanın yolları, bana.."2024, tarihin tekerrürünü andıran bir yıl oldu. Yüzyıl

Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Niçin, Kim

Suriye'deki gelişmeler üzerine konuşuyoruz günlerdir. İktidar yanlısı basın, Esad rejiminin cezaevlerinde işkenceler ve infazlarına yoğunlaştı. Ortaya çıkan görüntüler ve yaşayanların tanıklıkları, insanlık suçu işlendiğini bütün çıplaklığı ile ortaya seriyor. Bu insanlık suçunun temelinde, güçlüler güçlerini kendi vatandaşlarına korku salarak kaza

"Ülkücü Hareket" ve Hakkı Öznur

Türkiye'nin önde gelen araştırmacı yazarlarından ömrünü Ülkücü Harekete Türk Milliyetçiliği ülküsüne vakfetmiş, 50 yıllık ülkücü, 40 yıla yaklaşık hukukumuz olan Hakkı Öznur'un 35 yıllık büyük bir emeğin ürünü olan 9 ciltlik 10 bin sayfalık dev eseri "Ülkücü Hareket" kitabının tanıtım toplantısına Fransa'da olduğum için katılamadım.Medyadan takip e

Vizyonlarımızı tarihte gezdirirken

İdris-i Bitlisî'den Abdullah Öcalan'a Türk katliamları!Mümtaz'er Türköne hoca Ankara vizyonunu yazdı.Sn. Bahçeli'nin çıkışını çok benimsediğini yazdıklarında açıkça ortaya koyuyor. Hatta Sn. Bahçeli'ye çıkışı ile bir "Ankara vizyonu" kazandırdı(!)Bu yazıdan bir bölüm; "Öcalan'ın akıbeti konusunda magazin boyutunu geçemeyen ilgiyi boş verin. 1514'te

Kurtar bizi .(!)

Kurtar bizi baba!Gençlik yıllarımızda rahmetli Süleyman Demirel'i vatandaş böyle karşılar ve uğurlardı.Vatandaş kurtarıcıları siyasetçilerden seçerdi.Siyasetçiler vatandaşa karşı yumuşak, umut verici davranırdı. Gazeteciler siyasetçilere soru sormaktan korkmazlar, mizah dergileri siyasetçilerin demeçlerini karikatürize ederken başlarına bir şey gel

Adalet yürüyüşü ve Kemal Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu'nun yargılanması yeterli miÜlkemizde siyasetçilerin akıbetini, seçmenin korkusuna dönüştürmek mümkün müÜlke gündemi her gün bir olayla değişiyor. Ekonomi hariç her şey gündemimizde var.Artık olaylar dizi filmler gibi ele alınmaya başladı. Televizyonları her açtığımızda işlenen cinayetlerin yeni görüntüleri ve bunları yorumlayanla

Hiçbir şeye inanmamak

"Sürekli yalan söylemenin amacı, insanları bir yalana inandırmak değil, artık kimsenin hiçbir şeye inanmadığından emin olmaktır. Artık hak ile batıl ayırt edemeyen bir halk, doğru ile batıl arasındaki farkı ayıramaz. Ve böyle bir halk, düşünme ve yargılama gücüne sahip olmayan, bilmeden ve istemeden tamamen yalanın hükmüne tabidir. Böyle insanlarla

Müsavat Dervişoğlu

5 Şubat 1987 yılında Mamak Askerî Cezaevi'nden tahliye edildiğim günlerde tanıdım O'nu.O günün siyaseti, yasaklar ile boğuşuyordu. Sadece yasaklar değil, cezaevlerinin ve cezaevlerinde yalnızlaştırılanların aileleri ile beraber devasa sorunlarla boğuşuluyordu.12 Eylül darbesi bütün kurumları ile beraber kurumsallaşmış, sıkıyönetim askerî mahkemeler