Hiçbir şeye inanmamak

Ramazan Akgün
16.11.2024
7

"Sürekli yalan söylemenin amacı, insanları bir yalana inandırmak değil, artık kimsenin hiçbir şeye inanmadığından emin olmaktır. Artık hak ile batıl ayırt edemeyen bir halk, doğru ile batıl arasındaki farkı ayıramaz. Ve böyle bir halk, düşünme ve yargılama gücüne sahip olmayan, bilmeden ve istemeden tamamen yalanın hükmüne tabidir. Böyle insanlarla ne istersen yapabilirsin." (Hannah Arendt)

Böyle bir şeyler mi istiyoruz veya isteniyor

Oysa hayatımızı hakikatler ve idealler için yaşamıştık.

Zamanın bir dilimini anı (saatin bir hareketlik sarkacı) düşünün

Zaman, bir anın aslında milyarlarca kişiye bölünmesi gibi değil mi

Aynı anda milyarlarca farklı anhayat yaşanıyor.

Anı (hayatı) konfor ve sorumluluklar ile sürdürüyoruz! Milliyetçilik ortak değer olduğunda, konforu değil sorumluluğu ve o sorumluluğun getirdiği hayatı yaşıyorsunuz. Kendiniz için değil, değerler için yaşamak; maddi değil, manevi bir konfor yaratıyor!

Milyarlarca hayatın içinden, yaşadığımız hayata kattığımız anlam "Türk Milliyetçiliği, ülkücülük"

Ülkücülük manevi konfor alanımızdan uzaklaşmaya başladı!

Çünkü ülkücülük, Türk milletinin içinde adanmışlık duygusu idi, örselediler!

Siyaset söz konusu olduğunda kimliğinden uzaklaşarak mevki elde etmenin adı mı oldu ülkücülük..

Kendine bir mevki, makam bulduğunda doğrularından vazgeçmek ile elde edilen bir etiket midir ülkücülük..

Makam ve mevki buldukça kabından taşıp liderini kutsamak ve kimsenin onun kadar olamayacağını haykırmak mıdır..

Beka sorunu var deyince otomatik taarruza geçip! beka sorunu yok iken; tarla, bahçe işlerinde "ırgatlık" yapmak mıdır

Hayattayken şüpheli; hain!

Ölünce şehit olmak mıdır ülkücülük

Her bir siyasetçinin iddiasına bakıp, kendi iddialarından vazgeçmek; iddiasız olmak mıdır

Davası sadece yetkili organlar tarafından ifade edilen, kendisi yetkili organlara biat eden midir