Kantarın topuzu kaçtı

Ramazan Akgün
25.01.2025
6

"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın." Albert Camus.

Artık hepimiz hukukçu olduk; kimimiz avukat, kimimiz savcı, kimimiz yargıç!

Ülkede sorun ne ise hepimiz o sorunun uzmanı olarak çarşıdapazarda, kahvede, kafelerde, restoranlarda, parklarda, bahçelerde, köyde, hülasa vatanın her noktasında hazır ve nazır olarak bekliyoruz (!)

78 kişinin öldüğü otelde belediye mi, bakanlık mı sorumlu Öylesine bir tartışma ki, otel sahibinin sorumluluğunu hatırlayan olmuyor! Az kalsın Bolu Belediyesi bize ruhsat verecekti(!) demeye bile başladılar.

Sigara içen müşterilerine kıyak olsun diye kaç otelde duman dedektörü çalışır vaziyette

Konu uzmanı kişileri dinlemek yerine, mevzuat ve kanunu eğip bükebilen karakterleri tercih ediyoruz! Maşallah okuduklarımızı anlamamızı değil, onların ne anladığını anlamamızı istiyorlar! Bunun için güçlerini kullanmaktan asla çekinmiyorlar.

Siyaset, seçilenlerin diğer seçime kadar milleti, vatanı emanet alıp doğru karar ve kaynaklar ile yönetmek, mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşam hakkına saygı göstermek olmalı. 2010 sonrası ülkemize baktığımızda yaşam hakkına saygı duyan siyaset anlayışı git gide ufuklara doğru yol alıp gözden kayboluyor!

Eğer hiçbir gücünüz yoksa o zaman işiniz ahiret gününe kalıyor! "Hakkımı helal etmiyorum" diye herkes yazıpçizmeye, sessiz çığlıklar ile susmaya çalışıyor. Güçlü olanlar bunun keyfini çıkarıyor, kolay değil sıradan insanlara tutuklanma korkusu yaşatmak çok büyük emek istiyor!

Adalete kavuşmak için ölmek mi gerekiyor

Bu tablo sadece bir sektörde ya da bir olayda değil, toplumun her alanında karşımıza çıkıyor.

Hiç kimse hukuktan kaynaklanan haklarını ifade ederek yaşam hakkına sahip olamıyor. En çarpıcı örneğini siyasette görüyoruz. Ülkenin önemli partilerinden birinin lideri Sayın Ümit Özdağ, partisinin politikaları çerçevesinde yaptığı faaliyetler nedeniyle önce gözaltına alınıyor, sonra tutuklanıyor! Artık sıradan vatandaş, eleştirisini dile getirdiğinde başına ne geleceğini düşünmek zorunda kalıyor. Bu durum, susan bir toplum yaratma amacı taşıyor.

Adalet için, ölmek ve ahirete ulaşmak mı gerekiyor! Geçmişte hiçbir siyasi dönemde böylesine bir susturma politikasıyla karşılaşmamıştık. Şimdi, iktidarın hiçbir sorunda sorumluluk almadığı, her şeyi algı yönetimiyle yönlendirdiği bir dönemde yaşıyoruz.