Prof. Dr. Mustafa Tekin

Prof. Dr. Mustafa Tekin

Milat
Yaşam / Din 86 yazı 0 takipçi

İslam'ı Yeniden Düşünmek

Kur'an-ı Kerim'i dikkatle okuduğumuzda "sosyolojik ilke" diyebileceğimiz anlatımlar karşımıza çıkmaktadır. Bu anlatımlar bize tarihin nasıl okunması gerektiğine dair bir perspektif önerirken diğer yandan bu okumanın bugün ve geleceğe nasıl bir projeksiyon geliştireceğine dair doneler sunmaktadır. Kur'an-ı Kerim Hz. Adem'den (AS) başlayarak tarih iç

Yeni Yol Ayrımında İslamcılık

Gözlemleyebildiğim kadarıyla Türkiye'nin yaklaşık son yetmiş yılında ekonomi-politik bağlamında paradigma açıdan pek değişen bir şey yok. Fakat dini-kültürel düzlemde (ki bu alt toplumsal alanlar aslında hep birbirleriyle ilintilidir) bazı değişimlerden bahsedilebilir. Bir kere 2000'li yıllara gelinceye kadar Türkiye'de varlık gösteren bulunan ideo

"Yeni" Olan Nedir

Söylemlere dikkat kesildiğimizde insanlar her dönemde kendi zamanlarının farklılık arzettiğini ifade etmektedirler. Bu farklılıkların bir çok değişimi zorunlu kıldığını belirtirken aynı zamanda kendilerine "geçmişten farklı davranma" anlamında imtiyazlar tanınmasını da zımnen düşünürler. İçinde yaşadığımız dünyada insanlar açık ve örtük biçimde bun

İslam Düşüncesinin Gelecek Projeksiyonu

"İslam Düşüncesi" üzerinde niçin duruyoruz Öncelikle bunun bir ideolojik takıntıyla ilintisinin olmadığını belirtmeliyiz. İnsanlığın bugün yaşadığı çok boyutlu krizler göz önüne alındığında gelecek ne üzerinden ve nasıl kurulacak sorusuna verilecek cevap "İslam Düşüncesi" şeklinde çıkmaktadır. Elbette böyle bir iddianın altının doldurulması gerekme

Krizi İbn Haldun'da(n) Okumak (2)

Müslümanların post/modern dünya karşısındaki başarısızlıklarının sebebi; Tanrı, insan ve evrenle kurdukları ilişkide ilkelerinin olmaması, bu ilişkileri püre metafizik alana taşıyarak sorunlarını konuşulamaz ve tartışılamaz hale getirmeleridir. Böylece sürekli bir kaos durumu kendisini göstermektedir.Bu durum gündelik hayatı orta ve uzun vadede yaş

Krizi İbn Haldun'da(n) Okumak

"Bugün müslümanlar ne yapamadı da başarılarını kaybettiler" sorusunu cevaplarken "gerçeklikten kopuş" ve "metafizikleştirme" gibi iki niteliği öne çıkarmıştık. Şimdi bu krizi kendi zamanında farkeden İbn Haldun üzerinden okumaya çalışalım. İbn Haldun'a dönmemizin sebeplerinden birisi, İslam düşüncesinin krizini 1300'lere kadar geri götürmek gerekti

İnsanı Telkine Ye(n)dirmek

"Telkin" kavramı bir inancı ya da düşünceyi muhatabın kabulü için sunmayı tanımlamaktadır. Dini literatürde önemli bir yeri vardır. Bu bağlamda ölmek üzere olan kişiye kelime-i tevhidi tekrar etmesi için teşvik etmektir. Muhatap burada zorlanmaz. Aynı şekilde insan ölüp de defnedildikten sonra cevaplaması gereken soruların cevaplarını hatırlatma da

İslam düşüncesinin krizleri (3)

"Müslümanlar neyi yapamadı da teori ve pratikte hakimiyetlerini kaybettiler" sorusuna cevap aramaya devam ediyoruz. Bu sorunun ilk elden cevabı "içinde yaşadığı çağdaş dünyaya cevap üretemediği" şeklinde verilebilir. Bunun sebebi sorulursa, gerçeklikten kopuş ve metafizikleştirme şeklinde birbiriyle ilintili iki madde sıralanabilir. "Gerçeklikten k

İslam Düşüncesinin Krizleri II

İslam düşüncesinin krizleri söz konusu olduğunda alt temalara doğru bir analiz gerçekleştirmek gerekmektedir. Belki şöyle bir soru etrafında bir okuma yapmak daha açımlayıcı cevapları gündeme getirebilecektir: "Müslümanlar neyi yapamadı da hem düşünsel hem de pratikler olarak egemenliklerini kaybettiler" Daha çok siyasi hakimiyeti ifade eden bu sor

İslam düşüncesinin krizleri

İslam düşüncesine dair krizleri analiz etmeden önce belki cevaplandırılması gereken bir dizi soruyu gündeme getirmek lazımdır. Öncelikle İslam düşüncesi gerçekten krizde midir Bunun tezahürlerini nerede okumak lazımdır İslam düşüncesi, üzerinde krizi konuşulacak derecede önemli midir İslam düşüncesinin krizleri nelerdir Kriz kavramının tanımına bak

Tefekkür Soruyla Başlar

İslam düşüncesi modern zamanlarda Batı ile bir karşılaşma yaşadığı andan itibaren "kendi"sine yeniden bakmak zarureti hissetmiştir. Bu durum zaten epeydir yolunda gitmeyen işler ile buna mukabil daha önce "küffar" olarak görülen bir coğrafyanın içinden çıkan bir düşünce/yaşam karşısında zaafiyetin belirginleşmesini birlikte getirmiştir. Bu tür mede

Eski ve Yeni Arasında İslam Düşüncesi

"Değişim" çokça zikredildiği üzere insanlığın değişmez bir gerçekliğidir. Bizzat insanın kendisi hayatı boyunca çevresiyle kurduğu etkileşim ve iç süreçlerinde yaşadığı tecrübe sonucunda hem fikirsel, hem zihinsel hem de şekilsel olarak değişmektedir. Değişimin gerektirdiği şey ise, bir yandan insanın çevresine adaptasyonu ise, diğer yandan gerçekl