Yazar, Milli Eğitim Bakanı'nın Fulbright gibi uluslararası raporları reddetmesini takdir ederken, Mehmet Şevket Eygi'nin tarihî eğitim felsefesini yeniden gündeme getiriyor. Eğitim sisteminin ideolojik olduğu, kültürel derinliğin kaybedildiği ve Osmanlıca gibi yazı sistemlerinin önemli olduğunu savunuyor. Peki, geçmiş eğitim modellerine dönüş, modern dünyada istihdam ve rekabet gücünü artırır mı yoksa nostaljik bir çıkmaz mı?
FULBRİGHT'A MÜDAHALE Mİ EDİLİYOR!!!
Sayın Tekin yine böyle bir komisyonda önüne gelen sözde Türkiye'nin pekçok yerinden gelmiş, çağrılmış, fikirleri alınmış gibi imzalanmış gibi olan bu raporları reddetmiştir! Yukarıdan gelen teklifleri karşı duruşu ve milletin oylarıyla iktidara gelmiş Cumhur İttifakı'nın İkinci Türkiye Yüzyılı'na yakışır bir şekilde kendi yolunu belirlemesi! Kendi ipini kendisi kesmesi kararınoktayı koymuştur diye düşünüyorum!!!
İnşallah bundan sonra Türkiye'nin binlerce yıllık şanlı tarihine yaraşan bir milli eğitim politikası tarihinden edebiyatına, Osmanlı Türkçesinin yeniden ihyasına kadar bu milleti cehaletten kurtaracak politikalar uygulanması geç kalınsa da; yeni adımların mutlaka atılması gerektiğinin bir kere daha altını çizerek bir eğitimci olarak ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için sonuna kadar gereğinin yapılması için Sayın Bakana başarılar diliyoruz! Ben de bu çalışmalara destek olması için benim de birkaç defa Türkiye Edebiyat Vakfı'na çıkarıp, pek çok vakıfta dinleyip dinlemesine vesile olduğum ve yine bana göre Türkiye'nin büyük mütefekkirlerinden; Merhum Mehmet Şevket Eygi'nin maarif modeliile ilgili olan olarak eski Milli Eğitim Bakanı Yusuf Ziya'ya yazdığı fakat bugüne kadar netice alınmadığı metinden önemli kısımlarını aynen katılarak yazarak, Türk milletinin sesi olmak istiyorum!!!
Sayın Bakanımızın mutlaka dikkate alacağını; Türkiye yüzyılının önünü açar diye düşünenlerdenim!
Sayın Millî Eğitim Bakanımız yerine Yusuf Tekin beyefendinin dikkatlerine,
-Yük beygirine bol miktarda arpa, fındık, fıstık yedirseniz yine de yarış atı olamaz.
-Kalitesiz, vasıfsız bir elemanın maaşını iki, üç misline çıkarsanız, ondan iki üç misli hizmet ve randıman alamazsınız.
-Kavak ağacından mobilya, ev, kapı pencere yapılmaz.
-Tahtası kıymetli olan gençler lisede ve üniversitede okutulmalıdır; Meşe, gürgen, kestane, tek ağacı, ceviz, akaju, abanoz.
-Kaliteli yün kumaş ile patiska veya kaput bezi bir olmaz. Patiskadan veya basmadan, terzi çok mahir de olsa güzel kostüm dikilmez.
-İlköğretimden sonra, okutulmaması gereken gençlerini lisede ve üniversitede okutan bir toplum iflah olmaz, necat bulmaz, yükselmez. Almanya'dan ibret alalım. (Almanya'da herkesin üniversite okuması teşvik edilmez! Ustalık sistemi ön plana çıkarılır..)
-Bir ülkenin, bir devletin, bir milletin istikbali eğitime bağlıdır.
-Eğitim iyi ise gelecek parlaktır, eğitim kötü ise gelecek karanlıktır.
-Kapısına okul tabelası asmakla bir bina okul olmaz.
-İhtişamlı okul binası iyi ve vasıflı okul olması için yeterli değildir.
Okulu okul yapan dört temel unsur şunlardır: Vasıflı öğretmen ve idareci kadrosu... Uygun ve üstün bir eğitim sistemi... Mükemmel ders kitapları... İstidatlı vasıflı, kumaşları kıymetli öğrenciler.
-Japonya'yı Japonya yapan yazısının çok zor, okullarının mükemmel olmasıdır. Kolay alfabeler ve imlalar geriletir, tembelleştirir. Arabi harflerle (Türkçe) yazılan Ders kitapları terakkiye mani değildir!
Bu ülkenin ismi Türkiye'dir, lisanı Türkçedir; liselerinde zengin edebî yazılı Türkçe öğretemeyen eğitim sistemi ve okullar boştur koftur, bir işe yaramazlar.

25