Ömer Lekesiz

Yeni Şafak

Rabbine hasım kesilen insan!

Tartışma kabul etmeyen bir hakikattir: Yaratan yarattığı şeyi herkesten daha iyi bilir. Modernizmin tahrip etmek istediği ve kısmen başarılı da olduğu bu hakikati, küfürle yetiştirilmiş ya da Müslüman dünyadan devşirilmiş psikologlardan, psikiyatristlerden öğrenmeye kalkışanın ve daha da kötüsü bu hakikatin ancak onlardan öğrenebileceğine inananlar

'Mutlaka döneceğiz' ya da Nekbe'dir yaramızın adı

Bir İç Anadolu deyimidir: "Yaram dokunulmaya en yakın yerdir." Küçük ya da büyük olsun öyle bir büyür ki yara, değen ona değer, soğuk önce onu vurur, sıcak önce onu etkiler.Bu yüzden sürekli sızlar ve kanar yara; kendi hassasiyetine havale edilmez, kapanmasına ve unutulmasına fırsat verilmez. Yaranın bir sembole, mecaza, analojiye, teşbihe konu olm

Orta yol doğru istikameti gerektirir

"Her iş kendi karşılığını hak eder" sözünün bilmem kaç bininci kez doğrulandığı günlerden geçiyoruz. Kimi "İslam" tanımlı hizip, cemaat ve tarikatların olumsuz görülmenin de ötesinde bugünkü hayat anlayışı ve şartları bakımından aşırı bulunan bazı anlayış ve davranışları, aynı tarz ve yoğunlukta başka bir aşırılığa maruz kalıyorlar. Zira aşırılık

Yaralı coğrafyalarımızı konuşmaya daha yeni başlıyoruz

Rabbimizin nasip ettiği son Tunus seyahatimde, refikim Albayrak Medya Satış-Pazarlama Genel Müdürü Abdullah Hanönü ile yolumuzun önce Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın (TİKA) Tunus Koordinatörlüğüne uğraması, sefer maksadımızın sanatmimari esaslı olması bakımından adeta kaçınılmazdı. TİKA Tunus Koordinatörü Ali Fuat Cebeci ve kıy

Sîdî Ukbe Ulucamii Müslüman Batı dünyasındaki dini yapılarının atasıdır

Müslümanların ibadethanelerine, "secde edilen yer" anlamında "mescit"; "ibadet maksadıyla toplanılan yer" anlamında "cami" denilir. Her ikisi de Kur'an'daki ilk manası "birlemek, tevhit etmek" olan (bkz.: Yahya b. Sellâm, et-Tesârîf) "ubudiyet"e göndermede bulunması bakımından aynı derecede kullanım değerine sahiptir.Yine de Hac suresinin 40. ayeti

Zamanda ve mekânda bir uyanış: Sîdî Ukbe Ulucamii

"Batılılar bir bahçeye girdiklerinde oradaki bitkileri sayarlar. Doğulularsa o bahçedeki bitkilerin kokusuyla mest olmayı seçerler" şeklindeki meşhur söyleyiş, Batılıları zevkten, Doğuluları (Müslümanları) ölçüden ve ahenkten "yoksun" sayması nedeniyle problemlidir. Zira, inancı ne olursa olsun insanlığının farkında olan her fert bilgi ve tecrübe d

Bin Kayrevan'dan bir Kayrevan'a

Önceki yazımızda Hz. Ukbe b. Nafi'nin (ra), Tanca'yı da fethederek, serin dalgalarıyla atının ayaklarını ıslatan Atlas Okyanusu'na doğru "Rabbim, şayet önümdeki şu deniz olmasaydı ben bu ülkede senin yolunda cihat etmek üzere devam edip gidecektim" şeklindeki nidasını onun cihat konusundaki cehdine örnek olarak vermiştik.Cihat, İslam'ın en muhteşem

Ukbe b. Nâfi'nin cehdi

Peygamberimiz Aleyhisselam, kızı Hz. Zeyneb'i nübüvveti öncesinde Ebü'l-Âs b. Rebî ile evlendirmişti. Zeynep hemen Müslüman olmuş ancak kocası Ebü'l-Âs iman etmemiş; Mekkeli müşriklerin yoğun baskısına maruz kalmasına rağmen Zeynep'ten de ayrılmamıştı. Müşriklerin saflarında Bedir Savaşı'na katılan Ebü'l-Âs, Müslümanlar'a esir düştüğünde, diğer müş

İslâmî hareketten kavramlar savaşına

Yedi risalesinin "Buhranlarımız" adıyla kitaplaştırıldığı yıla (19181919) göre, Said Halim Paşa'nın -önceki yazımızda naklettiğimiz şekliyle- İslamlaşma İslamlaştır-maya yüklediği mana, fert olarak Müslüman kalma ve Müslüman ferdin çevresinde-kilerin Müslüman olarak kalması konusundaki açık bir "gayrete" işaret ediyor. Bu kelimelerine karşılık ola

İslâmcılık teriminin siyasî soykütüğü

İslamcılık terimi, 1972'de basılan Okyanus Ansiklopedik Sözlüğü'nde yer almadığı gibi, 6. Basımı 1981'de yapılan TDK Türkçe Sözlük'te de yer almaz.2000'li yıllarda basılan Türkçe sözlüklerin hemen tamamında cömertçe kullanılmaya başlanılan İslamcılık terimi, çok yeni olması nedeniyle siyaseten değilse de sözlük merkezli olarak bir soykütüğüne muhat