Mehmet Şeker

Yeni Şafak

Ne olacak bu partinin hâli

Parti yönetimine karşı CHP içinden itirazların yükselmesi, genel başkan yardımcısının hakarete maruz kalması, "Partiyi şantiye şeflerine bıraktınız" gibi ağır eleştirilerin yapılması karşısında hayrete düşenler parmak kaldırsa, havaya kalkan el sayısı üç beş kişiyle sınırlı kalır. "Ne olacak bu partinin hâli" cümlesi, elli seneyi aşkın zamandır kla

Ciddi bir tespit

Kuyruğundan yakalanan maymun çok fazla çırpınır. Onu yakalayan tuzak da olsa, aslan da olsa fark etmez. Durmadan debelenir, kurtulabilecekmiş gibi. Son zamanda yalnızca belgesel kanallarında değil, haber kanallarında bile bunun örneklerine rastlıyoruz. İlk bakışta komik geliyor ama aslında son derece üzücü, acı, kekre. HAYALÎ İSTİHDAM Fransız siyas

Bir sen kaldıydın

Keloğlan yolda hızlı hızlı yürürken Nasrettin Hoca'ya rastlamış. Hoca onun telaşlı hâlini görünce merak etmiş, nereye gittiğini sormuş. "Siyasete girmeye gidiyorum" diye cevaplamış Keloğlan. Göbeğini tutarak gülmüş Hoca. "Bir sen kaldıydın" demiş "bir de ben".Doğruya doğru. Masal ve çizgi film kahramanları kendi sınırlarını aşmaya başladı. Tarihî ş

Saraçhane'den iki fotoğraf

Neler gördü şu İstanbul... İki Saraçhane fotoğrafına bakalım. İlki 15 Temmuz 2016 gecesinden. Diğeri 20 Mart 2025 tarihli.Birinde hain darbecilere direnen, ölümü göze alan ve orada şehit olanlar var.Diğerinde ise gel deyince koşup gelen ve söktüğü kaldırım taşıyla, baltayla, ateşe verdiği çöp konteynerleriyle, havai fişekle, yetmeyince asitle polis

Ülkeyi yönetmeye talip kadroya bakın

Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok. Elbette masumiyet karinesi her sanık için geçerli. İspat edilene kadar sadece iddialar üzerinden bakmak mecburi.Masumiyetin bir de müzesi var. Pek alakalı gibi görünmese de insan belirtmek ihtiyacı duyuyor.Kesin olan bir şey var ki ülkenin vakti ve enerjisi çalınıyor şu günlerde. Bunun için mahkeme kararı

Dudak değmez, değerse kan çıkar

Tayyip Atmaca'nın yönettiği aylık şiir dergisi Hece Taşları'nın 121. sayısı Tacettin Şimşek'in "dudak değmez" tarzındaki şiiriyle başlıyor. Önce Dr. Mohammad Razzaghi'nin kısa açıklamasına, sonra şiire bakalım. "Lebdeğmez veya dudak değmez, halk edebiyatında, atışmada icra edilen bir söz sanatıdır. Dudakların birbirine değmesiyle çıkan harfleri kul

Anlat dedi Yusuf Abi

Ne zaman bir yerde 'Yusuf' ismi geçse, aklıma kuyu macerası ve sonrası gelir. Ah o kanlı gömlek yok mu Neler anlatır neler. Ve diğer gömlekleri Yusuf kuyudan nasıl çıkarıldı Çünkü çıkması gerekiyordu. Kaderin ağları öyle örülmüş. Kuyuya niye atıldı Birçok sebebe dayansa da çıkması için, öncesinde atılması gerek. Her Yusuf'un bir kuyusukaderi varsa,

Hayale sınır yok

Hayaller hep büyük. Kimse küçük kalmaya razı değil. Fırsatını bulan, genişleyebildiği kadar gitmek niyetinde. Boyuna posuna, çapına çevresine bakmadan Yeter ki imkânlar elversin. Atın nefesi nereye yeterse Çatlayasıya.Fakat birinin hayali, diğerininkiyle çelişiyor. Hayatın gerçekleri, hayale set.Bugüne kadar ve hâlen büyük ülke hayali kuranlar aras

Emperyalistlerin çözemediği soru

Nasıl olur da bizim karıştırdığımız, kaos çıkardığımız, tozu dumana kattığımız, altını üstüne getirdiğimiz bir ülke parçalanmaz Nasıl olur da bize direnir, inatla bütünlüğünü korumayı hedefler Akla, mantığa aykırı. Bizim yaptığımız matematiğe, çizdiğimiz planlara aykırı. Yaptığımız onca masrafı nasıl göz ardı edelim, harcadığımız emekleri nasıl yok

En büyük tehlike: Aptallar

Aptallık üzerine kafa yoran İtalyan akademisyen Cipolla (1922-2000) insanları dört kategoriye ayırır: Çaresiz, haydut, zeki ve aptal. Yazara göre iki insan arasındaki herhangi bir normal etkileşimde, çaresiz kişi bir kayıp yaşarken diğeri kazanır. Haydut, diğerini zarara uğratırken, kendine bir fayda sağlar. Zeki kişi kazanırken diğer kişinin de ka