Nehirler tersine akar mı Akar, niye akmasın! Bunca zaman yokuştan aktılar, bu sefer de yokuşa aksınlar. Kemal Bey'i en fazla eleştirenler şimdi onu savunuyor. Sular da şu günlerde tersin tersin gidebilir.
Son kurultay şaibe gerekçesiyle iptal edilecek ve Kemal Bey tekrar partinin başına geçecek diye bir telaş, bir endişe başladı ki Bu ihtimalden fena hâlde rahatsız olanlar görülmemiş bir baskı yapar oldu.
"Git savcıyla konuş, şunu şunu söyle, davayı kapatsın."
"Eğer mızıkçılık yaparsan, ben de bütün bildiklerimi anlatırım ha!"
Düne kadar kapısında bekleyenler, bugün dört cenahtan hücum ediyor.
Hakaretler toptan fiyatına. Neredeyse maliyetine.
Tehdit edenler bile olduğunu söyledi Kemal Bey. Ölüm tehdidi hafife alınacak bir konu değil.
Kimi elektrik direğine asalım, kimi silahla vuralım, kimi yakalım, kimi de taşlayalım diye fikir (ne fikir ama) atıyormuş orta yere.
Eskiler kırk katır ile kırk satır arasında seçme hakkı tanırdı. Bunlar iyice abartmış.
Tabii o zamanlar elektrik yok. Elektrik olmayınca direği de yok. Tüfek icat olmamış, mertlik bozulmamış; katırla satır arasında kalmışlar.
Bu nasıl bir kafadır ki on üç yıl partinin genel başkanlığını yapmış birine ağza gelmeyecek, kaleme sığmayacak hakaretler yağdırıyor, ölümle tehdit ediyor, linç kampanyası başlatıyorlar.
Hiç mi hatırı yok
Hiç mi vefa kalmadı
Hepiniz mi Brütüs kesildiniz
Kasetle gelen kasetle gider diye düşünüyorduk. Öyle olmadı. Kumpasla gitti. Kurultay görünümlü bir tezgâhtan söz edildiğini cümle âlem öğrendi.
Yeşil yolda olan yeşil yolda kalır. Fakat anlaşılan o ki mavi yoldan da görünürmüş.
Sırf "Çalanın yüzüne tükürülür, ben çalmadım" dediği için mi hedef tahtası yaptınız
Konuş konuş diyenlerin, Kemal Bey açıklama yapınca daha fazla rahatsız olduklarını gördük.
Fonlanan gazetecilerden söz etti Kemal Bey. Fonlanan akademisyenlerden, fonlanan siyasetçilerden
Havada uçuşan milyonlar, göçmen kuşlardan bağımsız.
Fon da fonmuş ha!

87