Mehmet Şeker

Yeni Şafak

Yazarın vasiyeti

Bir şair/yazar ölünce, geriye yazdıkları kalır. Malı mülkü varsa, varisleri paylaşır. Yazdıklarının asıl varisi çoluk çocuğundan öte, okurlarıdır. Fakat merak ederim hep, hayalleri kime kalır Coşkun bir nehir gibi yaşayan aziz kardeşim Bülent Akyürek de dünyaya veda etti. Geride bıraktığı vasiyetini el yazısıyla yazmıştı. *"Ölürsem vasiyetimdir; Dü

Paris'i görmeyen

Beyaz Leke tiyatro grubu oyuncularından Cavit Akova anlatıyor: "Sene 1974, Adapazarı Melek Sineması'nda 'Çürük Elma'yı oynuyoruz. Rahmetli babamla annem de en önde izliyorlar. Oyunun bir yerinde tekst gereği ben diyorum ki, 'Paris'i görmemiş adam eşektir'. Selahaddin (Şimşek) Abi soruyor, 'Baban Paris'i görmüş müydü' Ben 'Hayır' diyorum. O 'O zaman

Aklın yolu çok şeritli otoban

İran'da ABD askerleri için beş bin mezar kazıldı. Psikolojik savaş kapsamında İran adına önemli bir adım sayılan bu haber, duyan her Amerikalının canını sıkacak türden. Sadece onların değil, vicdan sahibi herkes üzülür. Biz ise fazladan, ekli dosya mahiyetinde, Musa Eroğlu'nun sesini duyuyoruz o cümleden sonra. "Gönüle hasret yazıldı, Sevgiye mezar

İletişim, haberleşme yahut iletiş, haberleş

Araya mesafe girince haberleşmek bir mecburiyet hâline gelir. Uzaktaki sevdiğinin nasıl olduğunu bilmek, öğrenmek ister insan. Tek cümleyle de olsa, haber alıp haber göndermek ister.Hiçbir teknolojik vasıtanın olmadığı dönemlerden bugünlere nasıl geldik Rüzgârla, seher yeliyle sevdiğine haber salan ve ondan haber bekleyenler, türkülerde mi kaldı "S

Yılkı teröristleri

Sahibi, yaşlı atın kolanını çözdü, semerini ve altındaki keçeyi çıkardı, bir kenara koydu. Boynundaki yuları alıp çiviye astı. Atı araziye saldı. Fakat at hemen gitmedi. Yıllardır yoldaşlık ettiği ve huyuna suyuna alışkın olduğu sahibinden kolay ayrılacak gibi görünmüyordu. Adam iki kolunu birden atın üstüne doğru hızla kaldırıp gitmesi gerektiğini

Eceli gelen köpek, Türk bayrağına saldırır

O aşağılık hareketi bir futbol terimiyle özetlemek mümkün: Çalışılmış pozisyon bunlar. Talimli, talimatlı. Yine de kesin konuşmak risk barındırır. Belki öyle değildir, yanılıyoruzdur. En basit izahıyla, köşeye sıkışan kedi tavrıdır. Yapacak başka bir iş kalmayınca, çaresizlikten ve aşırı öfkeyle bayrağa saldırmışlardır. *Öyle ya… Kırk küsur sene bo

Bulanık bir çağda, duru bir gönül

Belli bir çevrenin, bölgenin veya ülkenin değil, bütün insanların ortak problemlerinden biri de kişinin eliyle ağzının uyumsuzluğudur. Söylediği ile yaptığının başka olması. Herhâlde bu yüzden "Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" sözü yaygınlaşabilmiştir. Yoksa bir defa söylendikten sonra bir daha kullanılmayan ve unutulan sözler arasına karışır

Suyu kesilen varsa elini kaldırsın

Mansur Bey konuşuyor, pürdikkat dinliyoruz. "Ankara'da su sıkıntısı yok. Suyu kesilenler 2 milyon 600 bin abonenin çok çok altında. Suyu kesilen varsa elini kaldırsın. Ekranlarda konuşanların ne kadar su harcadıklarını biliyoruz. Bütün muslukları açıyorlar. Araba yıkıyorlar. Suyu tasarruflu kullanmıyorlar. Susuzluk çeken hemşerilerimiz haklarını he

İran'da mesele ekonomi değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı

İran'da "Fiyatlar birden bire çok arttı. Dolar aşırı yükseldi. Ticaret yapamıyoruz" diyen esnaf kepenk kapatarak yönetimi protesto etmeye başladı. Ufak çaplı başlayan gösteriler çığrından çıktı. Sokaklar alev aldı. Olaylar şiddetlenip endişe verici boyuta ulaşınca esnaf kenara çekildi. İki hafta içinde 116 kişi öldü. *İngiliz kaynaklarına göreyse ö

Nasıl bir ilgi olabilir, kalbe dönmekle define bulmak arasında

"Kırk yaşındayım artık, şaka değil kırk yıllık koca bir ömür. Yaşlılığın ta kendisi. Kırkından fazla yaşamak ayıptır, aşağılılıktır, ahlâksızlıktır. Kim yaşar kırkından fazla (…) Aptallar, namussuzlar yaşar kırkından sonra. Bütün ihtiyarların, o ak saçlı, güzel kokular sürünmüş saygıdeğer ihtiyarların yüzüne karşı söylerim bunu." 1821 Moskova doğum