Suyu kesilen varsa elini kaldırsın

Mansur Bey konuşuyor, pürdikkat dinliyoruz.

"Ankara'da su sıkıntısı yok. Suyu kesilenler 2 milyon 600 bin abonenin çok çok altında. Suyu kesilen varsa elini kaldırsın. Ekranlarda konuşanların ne kadar su harcadıklarını biliyoruz. Bütün muslukları açıyorlar. Araba yıkıyorlar. Suyu tasarruflu kullanmıyorlar. Susuzluk çeken hemşerilerimiz haklarını helal etsin."

Mansur Bey konuştukça millet aydınlanıyor ama su sıkıntısı yoksa, helallik istemeye ne hacet

*

Başkan haklı olsa gerek. Geçenlerde Ankara'da bir lokantaya gittik. Dört kişiydik. Her birimize birer şişe su getirdiler. Birer çorba istedik, çorbalar da geldi. Demek ki çorba yapılabiliyor. Su olmasa nasıl çorba yapsınlar Ekranlarda bağıra bağıra konuşanlar haklı olsaydı, susuzluk sebebiyle lokantalar çorba yapamazlardı.

Yalnız, Mansur Bey konuşurken mecliste onu dinleyenlerin yüzlerine dikkat ettim. Hiçbiri inanmış, ikna olmuş görünmüyordu. Yüz ifadeleri mutsuz, üzgün, sıkıntılıydı.

*

Özgür Bey de konuya el attı.

Esti gürledi konuşurken.

Bakacağız, dedikleri gibi, su işleri belediyelerin sorumluluğundaysa, iktidara geldiğimiz zaman bu sorunu da çözeceğiz.

Vallahi bu söz üzerine mantık pes etti, iki seksen yere uzandı.

*

Kanun, suyu alıp getirmek konusunda açık.

Musluklara ulaştırmanın belediyelerin yetki ve sorumluluğunda olduğunu açıkça yazıyor.

Özgür Bey'in bundan haberi yok.

Şayet öyle iseymiş, çözecekmiş; ama ne zaman Reklâmlardan sonra değil, iktidara gelince.

Mantık, yerde debelenmeye başladı. Az sonra son nefesini verecek.

*

Özgür Bey, yağmur yağmasın diye dua edenlerden bahsetti bir de.

Sonra da çark etti. Meğer şaka yapmışmış.

"İnandılar, iyi mi" diyerek düzeltmeye çalıştı.

Yahu sen Ali Congun musun, Cem Yılmaz mısın

Bırak şakayı işin üstatları yapsın.

Zatı alinizin her sözü ciddiye alınır, bilmez misin