Mehmet Ocaktan

Karar

El uzatmadan barış ve normalleşme çıkar mı

1 Ekim'deki Meclis açılışıyla başlayan bir süreç var. Bu yeni dönem, sonu barış ve normalleşmeyle bitecek yeni bir siyasi iklim midir, yoksa yalancı bir bahar mıdır, doğrusu karar vermekte güçlük çekiyorum.Zira son yıllarda Türk siyaseti öylesine kutuplaştırıcı bir iklim yaşıyor ki doğal olarak 'normalleşme' ve 'barış' gibi kavramlara daha temkinli

Her şeyimiz bu kadar mı sahte olur

Epey bir süredir sokaklarımızda yürek paralayıcı olaylar yaşanıyor, kadınlar katlediliyor, sokak ortasında genç kızlara, çocuklara cinsel saldırı girişiminde bulunuluyor.Hepimizi utanca ve aynı zamanda öfkeye boğan şu yaşananlara bakar mısınız Geçen hafta sonu bir kadın Beyoğlu'nda sokakta önce bir köşeye sıkıştırılıp taciz ediliyor, sonra sokak or

Führer'den korkan bir ülke olmak bize yakışır mı

Son günlerde özellikle iktidar medyasının, etrafa İsrail korkusu yaymaya çalışan hezeyanlarını görünce üzülsem mi, endişelensem mi bir türlü bilemedim. Ve doğal olarak, "Acaba kıyıda köşede kalmış bir Afrika ülkesinde yaşıyoruz da ben mi farkın değilim" diye sormadan edemiyorum.Biz ki yedi düvele karşı İstiklal mücadelesi vermiş ve sayısız badirele

Kurtulmuş: Yeni anayasayı bütün partilerle uzlaşarak yapmalıyız

Türkiye modern demokrasi anlamında ciddi eksiklikleri olan ama aynı zamanda önemli tecrübelere sahip bir ülke. Şekilsel anlamda da olsa demokrasimizin en görünür fotoğraflarından birisi, hiç kuşkusuz her yıl 1 Ekim'deki Meclis açılış oturumundaki konuşmalar ve resepsiyonunda yaşanan çok renkli siyasi görüntülerdir.Eğer gözlemlerim beni yanıltmıyors

"İslam'ın gecesi" ya da geri kalış hikayemiz

Müslüman toplumların tarihinde başarılı ve parlak yıllar olduğu gibi, hüzün verici yanılgılar ve mağlubiyetler de vardır.Bugün itibariyle baktığımızda, Müslüman toplumların halihazırdaki durumunu belki de "İslam'ın gecesi" olarak tanımlamak gerekiyor. Bu kavramı, esas itibariyle İslam'ı değil, Müslümanların içinde bulunduğu içler acısı hali tanımla

CHP merkez siyaset ihtiyacını karşılayabilir mi

Türkiye'de siyasetin ve özellikle de siyasi partilerin toplumla olan ilişkilerinin nasıl bir seyir izlediğini doğru analiz edebilmek için, çok partili hayata geçiş sonrasındaki sürece bakmak gerekiyor.Kuşkusuz bu bakış açısı, tek parti dönemini görmezden gelmek anlamını taşımıyor. Kabul edelim ki 'tek parti' dönemi, normal bir siyaset analizinin ko

Yazın kederi ya da sulara akan gözlerin şiiri

Sonbahar gelirken hep bir telaş olur gözlerde Kimi kışın soğuk yüzünden korkar, kimine ise hatıralardaki gözlere veda etmek zor gelir. Her zaman bütün yazlara zor veda ederiz, bize hep güzel şarkılar söyleyen güneşin saltanatı hiç bitmesin isteriz ama günü gelince yaz da biter ve bu ayrılığı da kabullenmek zorunda kalırız. Bu yüzden de küçük hüzünl

Adaleti kaybettik vicdanlarımız rahat mı

Akılları ve vicdanları zorlayan olaylar yaşanıyor bu ülkede. Hala biraz olsun vicdan sahibi olanlar için tahammülü zor öylesine derin bir kirlilik ve yozlaşma hali var ki isyan etmemek, hatta çıldırmamak mümkün değil.Neredeyse memlekette her gün bir çocuk katlediliyor, bebekler tacize uğruyor, kadınlar öldürülüyor, devletin sokaklarımıza saldığı sa

Demokrasiden kaçıp BRİCS'e sığınınca zafer mi kazanacağız

Son günlerde, demokrasiden kaytarıp BRİCS'e sığınma hikayeleri dinliyoruz bol bol. Malum BRİCS'e üye olacağımızı, iktidar yetkililerinden önce ebedi dostumuz(!) Putin'den öğrenmiştik Sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan resmen açıkladı. Buna da şükür, üyeliğimizin kesinleştiğini de yine Putin açıklayabilirdiAslında bu BRİCS hikayesi çok da önemli bir

Lider kutsayan sloganlara itirazım var

Genetik kodlarımızdan kaynaklanan bir durum mudur bilemem ama devletin kurucu liderlerine, parti liderlerine, tarikat ve cemaat liderlerine kutsallık atfetmekten bir türlü kurtulamıyoruz.Malum geçtiğimiz günlerde Harbiyeli genç teğmenlerin mezuniyet töreninde "Atatürk'ün askerleriyiz" sloganıyla başlayan tartışmalar, her gün başka bir boyutta karşı