İskender Öksüz

Karar

Değişmezler

Geçen yazılarımdan birinin başlığı şöyleydi: "Yapıyor çünkü yapabiliyor". O yazıdaki hüküm iç siyasete aitti. Şimdi aynı başlığı dış siyaset için de atabilirim ve kimse yadırgamaz. Yapıyor, çünkü yapabiliyor. Trump, Maduro ve Venezuela…Bazı çok bilmişler — aslında cahiller — sık sık eski günlerin geride kaldığını, birçok kavramın "çağımızda" artık

İnsanlar bizi kazıklar

1 Aralık 2025'te bir anket açıklandı. Pew Araştırma Şirketinin güven anketi. (https://bit.ly/pew-guven ) Yaklaşık on beş gün sonra bizim basınımızda da yer aldı. Öyle anlaşılıyor ki kamuoyunda pek ilgi uyandırmadı. Güven araştırmasıydı. Ekonomiye güven, yönetime güven falan değil. On yıllardır yapılagelen, insanların birbirine güvenini ölçen anket.

Sirenlerin çağrısı – Dikkatsizlik çağı

Ailemden, dostlardan mesaj var mı diye elektronik postamı açıyorum. Köşeden bir "bildirim" tıngırdıyor. Bir siyasi demiş ki... Ona dönüyorum. Tınnn. Bu sefer gazeteden bir bildirim. Gazeteyi açıyorum. Haberi tam okuyacağım, "Taichi yap rahat et!" diyen bir mesaj, ekranı kaplıyor. Sağlığım için şartmış ve başka yolu yokmuş… Derken telefondan anlamın

Yapay zekâ ile ısmarlama kitap

İnsan, icat edip kullandığı aletlerle insan. Hatta insanı "alet kullanan" diye de tarif edebiliriz. Etmişler de. Homo Habilis, becerikli insan demek, becerisi de aletten geliyor herhâlde.Aletlere kızmanın âlemi yok. Gerçi kızanlar var, mesela ABD'de yaşayan bir kısım Amiş. Otomobil kullanmıyorlar, işlerini at arabası ile görüyorlar. Telefon yerine

Meraklı zamanların tam ortasındayız

Azerbaycan'da "ilginç" yerine "meraklı" diyorlar. Ben de 'meraklı'yı öyle kullandım. Bir Çin bedduasını hatırlatarak gireyim: "Meraklı zamanlarda yaşayasın!" Çin felsefesi karamsar. Bu dilek bana beddua değil, dua gibi geliyor.Geçtiğimiz pazar günü Karar'da şöyle bir haber vardı: "Danimarka'da mektup dönemi kapanıyor, 400 yıllık posta geleneği sona

2010'da hazırlamıştık, şimdi nasipmiş

Ne yapmak istediklerini, nereye gitmek istediklerini bir türlü açıklamayan siyasiler, olan bitene kendilerinden biraz farklı yaklaşanlara hışımla saldırıyor. Bir türlü açıklamayan… Rotayı o kadar kirli sulara çevirmişler ki insanların tepkisinden korkuyorlar. Ne sorarsanız sorun cevapları: "Bu provokasyon!", "Terör yanlısı mısın" Küfür var, saldırı

Demokrasi, barış kardeşlik…

Max Weber, devleti şiddet tekeli diye tarif eder. Ülke sınırları içinde sadece devletin uyguladığı şiddet hukukidir.Siyasi tarihe bu bilgiyle bakarsanız, devletlerin, ömürleri boyunca bu tekellerini korumak için uğraştıklarını görürsünüz. Çeteler, mafya… Yerel güç merkezleri, aşiretler, ağalar, hep merkezî devletin şiddet tekelini ihlal çabasındadı

Dünyaya nizâmât verenler

Kime kızıyorum… Dünyayı kendi akıllarına ve illa kendi çıkarlarına göre tanzim etmeye çalışanlara.Bir devirde son zamanların zıpçıktı deyimiyle "reel sosyalizm" vardı. Şimdi Sovyetler Birliği demek apolitik herhâlde ki "reel sosyalizm" deniyor. Bu tabirin bir yararı da "bilimsel sosyalizm" çöktü demeden çöküşü kabul ve ilan etmeye imkân tanıması. B

Atsız: Zaman, mekân ve ruh

Edebiyat yalnız akılla yapılmıyor. Akla duygu da eklemek gerekiyor. Belki zor olan bu duygu bileşeni… Duygu yerine "ruh" da diyebilirsiniz. Galiba aynı manaya geliyor. Edebiyata ruhun katkısını bazen mistiklerin trans hâline benzetebilirsiniz. Hani dervişlerin mekân ve zaman değiştirmesi vardır ya… Bilhassa romancılar aynen öyle yapar. Bulundukları

Bilimsiz uçmak

Geçen Pazar Taha Akyol'un yazısının başlığı, "Türkiye Bilimin Neresinde" idi. Rahmi Koç Bilim Madalyası alan Prof. Ufuk Akçiğit'in tespitlerini anlatıyordu. Türkiye'de bilim üretim istatistiklerini, üniversitelerin bilim verimini veya verimsizliğini… Yani işin aslını. Akçiğit'in yaptığı gibi sayılara, ölçümlere dayanarak.Ben biraz daha yumuşak bir