Yazar, Adana'nın karnavalının şehrin kimliğini ve ekonomisini güçlendiren bir simge olduğunu vurgularken, gençlerin yerel lezzetleri koruma konusundaki hassasiyetinin sınırlı olduğunu gözlemliyor. Karnavalın 6,5 milyar liralık ekonomik katkısı ve el işçileri ile esnafı canlandırması başarısının sırrı, ancak turunç ağaçlarının artırılması ve geleneğin aktarılması konusunda ne kadar kalıcı bir etki yaratabilir?
Portakal çiçeği Adana'da sadece bir koku değil; şehrin iklimini, toprağını ve üretim kültürünü temsil eden bir simge. Türkiye'nin ilk ve tek karnavalı olan Adana Portakal Çiçeği Karnavalı'nın 14'üncüsü bu ayın başında organize edildi. Yine herkes sokaklardaydı, kent cıvıl cıvıldı. Portakallı Lezzetler Yarışması da aşçılık ve gastronomi okulu öğrencileriyle genç şeflerin katılımıyla gerçekleşti.
Başka illerin kıskandığı kadar var. Ne yemek festivalleri ne organizasyonlar gördük ama coşku olarak hiçbiri Adana Portakal Çiçeği Karnavalı'nın yerini tutamadı. Adana'daki karnavalın bu kadar öne çıkmasının en büyük sebebi ziyarete giden insanların orada hamuru bozulmamış bir hayata şahit olmaları. Şehre giden herkesi bu hayatın içine dahil etmeye gönülden hevesli, sıcakkanlı Adanalıları da unutmamak gerek.
Portakal Çiçeği Karnavalı'nın fikir önderi, Toyota Türkiye CEO'su Ali Haydar Bozkurt. Karnavalın artık bir marka haline geldiğini belirterek "Herkesin güven içinde, dostluk, kardeşlik ve birlik havasında eğlendiğini gördük. Bunun yanında esnafımızın morali yükseldi, ticareti arttı. Bu ekonomik canlanma küçük esnaftan başladı ve tüm Adana'ya yayıldı. El işleri satan kadınlarımız, yeme-içme sektöründeki insanlarımız, yani kısacası ekonomiyi oluşturan her unsurda karnavalla birlikte büyük bir ekonomik canlanma yaşandı" diyerek karnavalı özetledi. Eğlencenin yanında işin ekonomik yanı da bir o kadar önemli. Zira geçen yılki karnavalın kent ekonomisine yaklaşık 6,5 milyar liralık bir katkı sağladığı rakamlara yansımış.
Haberin DevamıMutlaka yerel ürün!
Adana Valisi Mustafa Yavuz basın toplantısında yaptığı konuşmada, tüm belediye başkanlarından sokaklara daha fazla turunç ve narenciye ağacı dikmelerini beklediğini belirterek "Gelecek yıl bir senede kaç ağaç dikildiğini öğrenmek istiyorum. Bu Adana için çok önemli" dedi. Bu cümle, karnavalın yalnızca bir etkinlik olmadığını, aslında bir hafıza meselesi olduğunu hatırlatıyor bizlere. Çünkü portakal çiçeği burada sadece bir koku değil; Adana'nın iklimini, toprağını ve üretim kültürünü temsil eden bir simge. Narenciye ağaçlarının korunup artırılması, bu coğrafyanın gastronomik kimliğini görünür kılmak anlamına da geliyor.
Bu yılki karnavalda 200'den fazla etkinlik vardı; sanat, spor ve kültür... Ama malum bizi daha çok ilgilendiren kısmı yeme-içme. Turizmci ve işletmeci Tayyar Zaimoğlu'nun ilk yıldan bu yana emek verdiği Portakallı Lezzetler Yarışması, aşçılık ve gastronomi okulu öğrencileriyle genç şeflerin katılımıyla gerçekleşti. Ben de ana yemek kategorisinin jüri üyesiydim. Gençlerin yerel ürün kullanmaya gösterdikleri hassasiyet beni mutlu etti. Bazılarının tabağında hikâye yaratma çabası hoşuma gitti; tabii anlamlı hikâye yaratanlar... Ama çoğunun tabağı, ne kadar çok malzeme kullanırsam yemeğim o kadar zenginleşir anlayışıyla hazırlanmıştı. Her zamanki yanılgı... Oysaki az malzeme ama doğru teknikle çok daha çarpıcı tabaklar hazırlanabileceğini öğrenmelerini isterim. Unutmadan, bu yılın kazananı ana yemek dalında yoğurtlu rezene eşliğindeki portakallı içliköfteyle Esra Tekin, geleneksel yemekler dalında turunç ekşili analıkızlıyla Şeyda Tuğal ve tatlı dalında 'narenciye galaksisi'yle Kuzeyhan Şahin oldu.
Haberin DevamıBu yıl damağımda iz bırakan iki yeni kebapçıyla da tanıştım. İlki Habib Usta. Mekânın ortakları Gökhan Mutlugüleş ve 14 yaşından bu yana mutfakta olan ustası Habib Altunkaynak. Hem okuyup hem de ailesinin ihtiyacı için kebapçıda paket serviste, üstelik de bugün kendi restoranının olduğu bölgede çalışmış. Babası kasap, beş erkek kardeşin beşi de kebap ustası olmuş. Eti babalarından öğrenmişler, en büyük abileri kebapçı olup hepsini yanında yetiştirmiş. 20 yaşında İstanbul'a gelip buradaki kebapçılarda çalışmış. 2021'de Adana'ya dönüp şehrin popüler bölgelerinden Ziyapaşa'da kendi yerini açmış. Başarısının sırrı her daim işinin başında olması ve herkesle tek tek ilgilenmesi. Bu şekilde Adana yerlisinin kalbini kazanmış. "Buranın insanı benim dürüstlüğümü ve yemeklerimi sevdi. Onlar her geldiğinde sanki ilk kez geliyorlarmış gibi karşılıyorum" diyor. Habib Usta'nın kebabı mideyi hiç rahatsız etmeyen türde. Lahmacunu incecik, çıtır çıtır. Adana patlıcanı ve parça etle yaptığı alinazikse dengeli ve akılda kalıcı.

5