Cevher İlhan

Yeni Asya

Terörist başının "aktörleştirilmesi"

"İmralı karmaşası"nın perde arkası tartışılmaya devam ediyor.Gerçek şu ki aylardır "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nda dayanışma ve kardeşliği güçlendiren demokratik ve hukukî düzenlemeye dair hiçbir adım atılmazken, "çözüm"ün terörist başının onayına bağlanıp ziyaretine indirgenmesi "süreç"i akamete uğratıyor. Zira Saray iktidar

Yanlış politikaların yüklü mâliyeti

TESBİTTürkiye şehidlerine ağlarken, Silâhlı Kuvvetlere ait C-130 kargo uçağının Azerbaycan dönüşü Gürcistan hava sahasında düşmesinin sebepleri tartışılıyor. Uçağın teknik arıza, hava savunma sistemi müdahalesiyle parçalanması, mühimmat patlaması, sabotaj, havada başka bir hava aracıyla çarpışma ya da pilotaj hatası veya hava ve mevsim şartları ben

"Suriye'nin İsrail'e teslimi"

ABD'nin "Colani" olarak üzerine on milyon dolar "ödül" koyduğu ve Trump'un arka kapıdan Beyaz Saray'a alıp gönderdiği Şara'dan kopardığı "stratejik tâvizler" tartışılıyor.Anlaşılan daha önce "cesur, yakışıklı, savaşçı" diye methettiği Şara'dan çok vahim tâvizler koparmış ki, Trump "onunla vakit geçirmek bir onurdu, çok güçlü bir lider" diye övgüler

"Süreç"te devletlûlerin tereddüdü…

Vakıa şu ki AİHM'in üçüncü kez "hak ihlâli" kararının süresinin dolmasına bir gün kala Adalet Bakanlığı'nın 2016 yılından bu yana hapiste tutulan Demirtaş'ı "tahliye kararı"na itirazı ve mahkemenin "kararı"nı kesinleştirmesine rağmen iktidardakilerin tahliyeye ayak sürümeleri ile ilk sinyal çakıldı.Doğrusu, Bahçeli ile Cumhurbaşkanı'nın teminatları

Hukukun iktidardakilerin insafına bırakılması!

Yargının "siyasetin sopası" haline getirildiği "tek kişilik hükûmet"li Saray iktidarının son vetirede AİHM'nin ve Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) başta Selahattin Demirtaş'la siyasî tutukluların tahliyesi kararları karşısındaki kırılganlığını ifşa ediyor.Hukukçular, ilk kez 20 Kasım 2018'de tutukluluğun "hak ihlâli" olduğu kararını bildiren, ardından 2

"Rey-i vâhid-i istibat" devleti taşıyamıyor

VAZİYETBilindiği gibi AKP iktidarında, "tek kişilik hükûmet"te sürekli müdahaleyle yürütme ve yasamanın yanısıra yargı siyasî otoritenin bir "aparatı" haline getirildi. Baştan beri Cumhurbaşkanı, "yargıya gereken tâlimatlandırmayı yaptık", "Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına saygı duymuyorum ve uymuyorum!", "AİHM kararları bizi bağlamaz, karşı ham

"Rey-i vâhid-i istibdat" devleti taşıyamıyor

VAZİYETBilindiği gibi AKP iktidarında, "tek kişilik hükûmet"te sürekli müdahaleyle yürütme ve yasamanın yanısıra yargı siyasî otoritenin bir "aparatı" haline getirildi. Baştan beri Cumhurbaşkanı, "yargıya gereken tâlimatlandırmayı yaptık", "Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına saygı duymuyorum ve uymuyorum!", "AİHM kararları bizi bağlamaz, karşı ham

"Siyasî fetret", "tek adam otoriter rejimi"dir

Cumhurbaşkanı'nın "İstanbul'da bir fetret devri daha yaşamasına gönlüm razı değil" çıkışı, "siyasî fetret dönemi" tartışmalarını tetikledi. Ve demokrasinin, hukukun, hak ve hürriyetlerin ketmedilip kesintiye uğratılması "siyasî fetret"ini gündeme getirdi.Zira "siyasî fetret"in iktidar belediye başkanları hakkında kamuyu yüzlerce milyar zarara sokan

Yine "biz yaptık" çarpıtması

İç ve dış gündemin yoğunluğunda Cumhurbaşkanı'nın geçen hafta "Sizi 25 yıl önce ülkemizde bir toplu iğne üretemiyorduk" iddiası, algı operasyonunun vardırıldığı noktayı ortaya koydu. (gazeteler, 29.10.25)Vakıa şu ki Cumhurbaşkanı, daha önce de Türkiye'de ilk toplu iğne fabrikasının 1951'de 74 yıl önce kurulması ortada iken "Bu ülke toplu iğne ürete

"Süreç" demokrasi ve hukukla olur

"Süreç"in en başta gelen handikapının, topyekûn demokratikleşme ve hukukun hâkimiyeti kapsamında ele alınmayıp "terörsüz Türkiye" sloganıyla terörist başı ve terör örgütüyle pazarlıklar üzerinden kotarılması geliyor.Bir yandan "dayanışma", "birlik" ve "kardeşlik"ten dem vurulurken, diğer yandan muhalefete operasyonlarla seçilmiş belediye başkanları