Ataol Behramoğlu

Cumhuriyet

Ahmet Özer'i tutuklamak

Prof. Dr. Ahmet Özer'le karşılaşıp tanışmadık. Onu televizyon programlarında izledim. Görüşleri kadar ciddi, özgüvenli duruşu, tok sesi, sözcükleri vurgulayışıyla da dikkat çekiciydi. Bu konuşma, bu duruş Ahmed Arif'e benziyordu. Ahmet Özer'in kişiliğinde çok sevdiğim, çok özlediğim Ahmed Arif ağabeyimi bulmuş gibiydim. Fakat bu kez ağabey konumund

Modern edebiyatımız konulu kitaplar (1)

Son birkaç yıldır Türk edebiyatı (özellikle de şiirimiz) konusunda birbiri ardına önemli ve oylum olarak da kapsamlı kitaplar yayımlandı. İki hafta aradan sonraki bu ilk yazımda bunlardan görebildiklerim üzerinde durmak isterim.Doğu Batı yayınlarınca üç büyük ciltte yayımlanan "Modern Türk Şiiri" başlıklı kitaplar, modern şiirimize paha biçilmez bi

Çirkinlikler içinde güzellikler

Türkiye'miz yüzümüzü hiçbir zaman tam olarak güldürmedi.İçimiz sevinçle dolup taşarcasına mutluyuz diyemedik.Fakat kötülüklerin bu kadar birbirini izlediği, iç içe geçtiği, beterin beteri, utanç ve usanç verici, bıktırıcı, insanı ülkesinden ve insanından soğutucu böyle bir dönem de yaşanmadı.Buna karşılık bataklıkta açan çiçekler gibi güzellikler d

Susuzluğun şairine

Roman, öykü, anı ve tiyatro alanında ve her biri toplumcu edebiyatımızın en değerli ürünleri arasındaki 20'yi aşkın yapıtın yazarı Talip Apaydın'ı ben öncelikle şair olarak tanıdım ve belki de şair oluşumun bencilliğiyle zihnimdeki ve gönlümdeki yeri hep bir şair ve şiirde ustam olarak kaldı. 1956'da yayımlanan ilk şiir kitabı, aynı zamanda yayımla

Allah korkusu ve kuldan utanmak...

Bu söz aslında günlük konuşmada bir deyimdir ve böyle kullanıldığında felsefi ya da mistik bir anlamı yoktur. Günlük konuşmalarda ateist birinin bile "inşallah, maşallah, Allah Allah vb." demesi gibi. Yine örneğin, oldukça yakışıksız "Kulun kölen olayım" vb. deyimlerde de "kul" sözcüğünün mistik bir anlamla ilgisi yoktur. Fakat "Eğitimin amacı bili

Topluca alçalma

Topluca ve toplumca alçalıyoruz. Yurttaşı olduğumuz, uğruna canımızı feda etmeye hazır olduğumuz Türkiye toplumu, toplumca ve topluca alçalıyor. Bu gözle görülürcesine alçalmadan acı duyanların, buna karşı koymaya çalışanların çabaları, güçleri alçalmayı durdurmaya yetmiyor. Karamsar bir başlangıç, öyle değil mi! Gerçekten öyle. Çünkü durmaksızın b

Narin'i öldürmek

Yazıya başlarken geçen haftaki dalgınlık sonucu hatamı düzelteyim. Sevgili Dağlarca yaşıyor olsa yüz değil yüz on yaşında olacaktı.Bu satırları yazmakta olduğum sırada otopsi sonucu henüz açıklanmamıştı. Bu sonuç, şu anda karanlıktaki soruların aydınlanmasında kuşkusuz etkili olacaktır. Baro başkanının otopsi sırasında orada bulunması, açıklanacak

Erdal Atabek

Gözlerinden zekâ fışkıran, bakışları ile konuşan adam.Ağzından çıkacak her sözcüğü aklın ve mantığın süzgecinden, tartısından geçiren.Aynı anda soran ve yanıtlayan.Kırmadan, incitmeden, eleştiren ve öğreten.Bir yaşama ustası.Şakacı, nüktedan.Az rastlanabilecek, ender, özel, eşsiz bir insan.Tanımış olmakla, dostu ve kardeşi olmakla her zaman onur ve

Bir hafta sonu Sait Faik'le

Başlığı attım ama yazıyı nasıl sürdüreceğimi bilmiyorum.Ya da iyi bilmiyorum.Aklımda bazı düşünce kırıntıları yok değil.Hatta ilk cümle hazır:"Seninle hiç karşılaşmadık."İlk cümle yazıldı ya, sonrakiler çorap söküğü gibi gelecektir...Onları artık tırnak içine almayayım...Karşılaşmadık, zaten karşılaşamazdık.1954'te İstanbul'da öldüğünde ben küçük o

Kuyu dibinde olmak

Zulüm durmaksızın her biri bir öncekinden daha acımasız, daha insanlık dışı yöntemler bulmaktan, kötünün daha kötüsünü icat etmekten vazgeçmiyor, usanmıyor, utanmıyor.F tipi ve çeşitli tiplerde cezaevleri derken şimdi en "yeni"sini, en zalimce, en insanlık dışı olanını buldular: "Kuyu tipi" ya da kuyu dibi cezaevi.Yazının başlığı "kuyunun dibinde ö