Zülal Kalkandelen

Cumhuriyet

Cumhuriyet Yürüyüşü!

2025 yılında, Cumhuriyet Devrimi'nin 102. yıldönümünde Türkiye'de cumhuriyetçilere düşen önemli görevler var. ünkü bir asırı bitirip ikinci yüzyıla başlayan ülkemizde laik Cumhuriyete hem içeriden hem de dışarıdan saldırılar çok yoğun bir şekilde sürüyor. "Türkiye Yüzyılı" sloganını kullanan iktidar, 1923 Cumhuriyetine darbe üstüne darbe indiriyor.

Cumhuriyeti kuranlar!

Geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaşanan rezalet, ülkenin içine sokulduğu durumun vahametini tam olarak gözler önüne serdi. DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Meclis'te yaptığı konuşmada, "Alçaklık nedir biliyor musunuz Ülkeyi birlikte kurduktan sonra dönüp Kürt'ü yok sayanlar alçaktır!" dedi. Sözleri çok tepki çekince de yanlış a

Siyasetçilerin anayasayı çiğneme özgürlüğü mü var

Başlıktaki soruyu sormak zorunda kalmamın sayısız nedeni var. Gün geçmiyor ki bir siyasetçi anayasanın bir maddesini çiğnemesin ya da çarpıtmasın. Bu durum, özellikle AKP döneminde adeta bir alışkanlık halini aldı. ünkü bakıyorlar ki anayasayı çiğneseniz de iktidar açısından sorun yaratmıyorsa, hiçbir yaptırımı olmuyor ve böylece devam ediyorlar an

Alçak düzenin resmi!

ABD Başkanı Trump, 13 Ekim'de İsrail Parlamentosu'unda ayakta alkışlandığı bir konuşma yaptı. "Bibi" diye seslendiği Netanyahu'ya, muhalefet liderini kastederek "O iyi bir adam. Artık biraz daha nazik olabilirsin Bibi, çünkü artık savaşta değilsin!" diyerek İsrailli milletvekillerini kahkahalara boğdu. Savaşın nasıl bittiğini açıkladığı cümleler is

Paçalardan akan 'demokrasi' yalanı!

"Sayın Öcalan, bu son görüşmede çok rahatsız olduğu bir mesele üzerinde durdu. Örneğin medyanın diline dönük çok ciddi eleştirileri var. Hâlâ birçok kanalın ve yorumcunun geçmişteki düşmanca dili sürdürdüğünü özellikle belirtti ve o çevrelerin derdinin çözüm olmadığını, kardeşlik ve barış olmadığını, hamaset ve düşmanlık olduğunu açık bir şekilde i

Selam olsun Kubilay'lara!

Cuma günü yazımı şu satırlarla bitirmiştim: 7 Ekim'de TBMM'de yaşanan rezalete seyirci kalan siyasi partiler ve siyasetçiler meşruiyetini kaybetmiştir. Bu artık çukurun en dibidir! Tek kurtuluş yolu, Kuvâ-yi Milliye ruhunu diriltecek antiemperyalist, laik, kamucu ve emekten yana bir örgütlenmedir. O gün genç bir okurumdan bir e-posta aldım. Yazdıkl

Habur'dan beter bir rezalet!

7 Ekim 2025, Türkiye'nin tarihine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde terörist başı Abdullah Öcalan için "Biji serok Apo" yani Türkçesi ile "Önder Apo çok yaşa" anlamına gelen sloganların atıldığı gün olarak geçti. TBMM'de bu rezalet daha önce de yaşanmıştı ama bu kez farklı olarak kürsüde DEM Partisi Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit vardı. Ö

CHP yerine AKP'yi yalnızlaştırsanıza!

Ayakta karşıladılar, hayran hayran baktılar, etrafına dizildiler, yanına oturup gülümsediler; toplumdan tepki görünce de seçmenleri suçlayıp tehdit savurdular. 1 Ekim'de TBMM'nin açılışında muhalefet partilerinin Erdoğan'la birlikte verdiği görüntülerden söz ediyorum. Ama bu kadarla da kalmadı muhalefet; örneğin DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babac

Böyle medya varken Trump'a ne gerek var ki!

İktidar yandaşı medyanın halini anlatmaya pek gerek yok. Bilinen bir durumun son günlerde su yüzüne çıkmasıyla iyice dibe vurduklarını gördük. Erdoğan'ın uçağına alınan medya çalışanlarının soracakları soruların önceden onaylatıldığını Faruk Bildirici ortaya koydu. Dolayısıyla yaptıklarının gazetecilik olmadığı bir kez daha kanıtlandı. Muhalif oldu

180 derece savrulanlar!

2024 yılının 1 Ekim gününden 2025'in 1 Ekim gününe kadar geçen tam bir yılda Türkiye'de siyasette büyük bir kasırga yaşandı ve zemini sağlam olmayanlar 180 derece savruldu. Bahçeli'nin TBMM'nin açılışında daha önce kapatılmasını istediği DEM Parti sıralarına gidip partinin eşbaşkanlarıyla el sıkışması, siyaset sahnesini allak bullak etmişti. Ardınd