Yaşanan olayları Batı ve Siyonizm bakışıyla değerlendirmeyin artık!

Gençleri kurtarmak vatanı kurtarmak gibidir diye yazarken, bu 'kurtarış'ın Batı'ya karşı bir savaş olması gerektiğini düşünüyor; peki sınırları olmayan bu mücadele ideolojik kör noktalar yaratmıyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, gençlerin suça sürüklenmesinin temelinde eğitim sistemindeki değer boşluğunu görmekte ve aileden okullara kadar bir 'seferberlik' çağrısı yapmaktadır. Bu argümanı, Batı ideolojilerine karşı ideolojik ve dini bir mücadelenin gerekliliğiyle desteklemektedir. Ancak yazarın 'aktif iyi olmak' şiarı altında herkesin aynı ideolojik çerçevede 'dâvâ adamı' olmasını beklemesi, pluralist bir toplumun ihtiyaçlarıyla çelişmiyor mu?

Bu gelinen nokta sonuç. Bu sonuca götüren yapıyla mücadelede ne yapacağız Emniyet tedbirleriyle gençleri korumaktan önce aileden başlayan eğitim sistemimizde verilecek özlü, sözlü ve uygulamalı bir din eğitimin verilmesi şarttır. Bunu söylemek dahi zor. Gerçekleri örtbas etmekle hem hiçbir yere gidemeyiz hem de hiçbir meseleyi halledemeyiz. Aksine hâdise kangrene dönüşür ve içinden çıkılmaz hallere bürünür.

Aile, pedagoji ve geleneğe uygun bir şekilde ölçü ve sınır koymaya çalışacak. Aile, değer üretip çocuklarını bu değerlerin bir parçası haline getirmekten çekinmeyecek.

İlkokuldan başlayarak çocuklar sınav makinesi olmaktan çıkarılacak. Eğitim sistemimizde ortaokul aşamasına kadar çocuklara toplumsal değerler; saygı, sevgi öğretilip bu değerler uygulamalarla kazandırılmalı. Aidiyet duygusu, kendi değerleri verilmeli. Selam verme, merhaba deme, özür dileme, büyüklere saygı, aile sevgisi, kirlenmeme kirletmeme, yük olmama yük alma. Sorumluluk bilinci, vs. Listeyi daha da uzatabiliriz.

Devletler değer üretir ve toplumu bu değerlere uyma konusunda eğitir, örnek davranışları öne çıkarır. Bugün dünyamızda en faziletli olarak tanıtılanlar ne âlimlerdir ne öğretmenler ne akademisyenler ne de kültür insanlarıdır. Bu boşluğu "üsveyi hasene" örnek insanlarla doldurmalıyız. Bu ülkenin bütün çocukları Millî Eğitim Bakanlığı'nın, Aile Bakanlığı'nın, Kültür Bakanlığı'nın kendi çocuklarıdır. Böyle bakılmalıdır.

Bir seferberliğe ihtiyaç var. Fakat bu seferberlik; kalıcı, sistematik ve unutulmayacak bir seferberlik olmalıdır. Çünkü bir genci kurtarmak vatanı kurtarmak gibidir!

Batı'yla er ya da geç hesaplaşacağız. Bundan kurtuluş yok. Biz kararımızı bu hesaplaşmaya göre vermek durumundayız. Biz Batılı değiliz. Biz Avrupalı değiliz. O zaman hesabımızı ve çalışmalarımızı bu farklılık üzerine yoğunlaştırmak durumundayız. Bu mücadelede biz zaferden değil; seferden sorumluyuz. Rabbimizin,"Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla mücadele edin!"ilahi emri gereği takatimizin sonuna kadar bu emri yerine getirmek için mücadele etmeliyiz. Sekülerizmi, paganizmi, laikliği kutsal hâle getirenlerle mutlaka mücadele ve mücahede edilmelidir. Sadece şehit edilen öğretmen ve öğrencilerimize üzülmek, aileleriyle beraber kahrolup ağlamak yeterli bir mümin tavrı değildir.

Kinlerimiz, kıskançlıklarımız, kavgalarımız, kötülüklerimiz, kirli ve karanlık ilişkilerimiz, kasvetimiz, kabalığımız, körlüklerimiz, kuruntularımız, korkularımız, kuşkularımız, kaygılarımız, küskünlüklerimiz, kızgınlıklarımız, kibrimiz, komplekslerimiz, kurgularımız, kumpaslarımızın hâkim olduğu bu toplumda pasif iyi olmak yetersizdir.