Prof. Dr. İsmet Emre

Prof. Dr. İsmet Emre

Milat
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 58 yazı 0 takipçi

Homo Metalicus

Aklın duygulara önceliği var. Dış dünyayla kurduğumuz bağ da içimize yönelik serüvenler de onun aracılığıyla gerçekleşiyor. Dünyaya onunla eklemleniyoruz. İçimize onunla dalıyor, dışımıza onunla çıkıyoruz. Başka insanlara, başka gezegenlere, geçmişe ve geleceğe, başka varoluş biçimlerine bizi aklımız ulaştırıyor. Varoluşumuzun ayaklarıdır akıl. O y

Rızaya razı edilme

Hepimizin, her yaşta hayattan belli beklentileri var. Bunların kimi gerçekleşir, kiminin yanına yaklaşır, otağı oraya kurar, buraya kadarmış der, onunla yetinir, sonrasını kovalamayız. Bazen de ve aslında çoğunlukla hayallerimizi unutur, kaderin elinde bir oyuncak misali o taraftan bu tarafa savrulur dururuz. Artık yorulup oraya geldiğimizde; irade

Toplumsal cehalet ve maarif

Maarifimiz ve Servet-i İlmiyemiz adlı eserinin daha ilk cümlelerinde Tüccarzade İbrahim Hilmi Efendi şöyle der: "Yalnız bizi değil, bütün İslam memleketlerini en şiddetli zelzelelerden, en vahşi harplerden, en müthiş kasırgalardan daha çok sarsan, daha çok tahrip eden şey, umumi cehaletimiz, eğitimsizliğimizdir." Yazar Osmanlı Devletinin kuruluşund

İdeolojilerin ölümü

"İdeolojiler toplumların deli gömleğidir" diyor Cemil Meriç. Bütün zamanları olmasa da son asrı betimleyen bu cümlenin günümüzde artık pek bir geçerliliği yok. Yitirdiğimiz sayısız değerin yanı sıra ideolojiler de artık nefes alıp veremiyor, bir anlamda komada. Anlık düşünceler fikirleri, fikir yoksunluğu ideolojileri ortadan kaldırdı ve bilinç art

Görev köleleri

Sorumluluk içeriden dışarıya yönelen bir içgüdü, görev ise dışarıdan içeriye hareket eden bir eyleyiş durumudur. Diğerleri görev alırlar, insan ise sorumlu davranır. Görev almak, dışarıdan gelen tazyike uymak, dışarının buyruklarına göre hareket etmek, ona boyun eğmektir. Sorumluluk ise içeriden dışarıya yönelen, hayata müdahale potansiyeli taşıyan

Fazlalıklara tahammül etmek

Düşüncesini yitiren insan olayların esiri oluyor, sanatı ve felsefeyi terk eden toplumsa kendini çöplüğe çeviriyorsa, gerçekten de bir karikatüre değil mi biz?

Kleptokratik Çağ

Dünya kleptokrasi ile idare ediliyor, hırsızlık bir yaşam biçimine dönüştü; peki bu sistemde bireysel ahlak savunması gerçekten bir direniş midir, yoksa sadece vicdani rahatlama mı?

Çirkin Adamlar

Güzellik varlık yaratmaktan, çirkinlik yok etmekten doğar; peki, savaş ve yıkım karşısında estetik tartışmak ahlaki bir lüks müdür?

Medeniyetin Cevherleri

Dünyayı delilere terk ettiğimiz sürece hayat deliliğin grameriyle yönetilecekse, Cevher Çocuk Projesi gibi girişimler bu kıyametiyye karşı yeterli bir direnç kurabilir mi?

Dünyayı Delilere Terk Etmek

Savaş insanın duygularını metallere dönüştürürken, acıya sessiz kalanların yüzü zaliminkinden daha mı karanlık görünüyor?

Kuşlar Jet Gürültülerini Kovacak

Bahar geliyor. Bulutların rengi değişti. Sular artık daha berrak akıyor, toprak yumuşuyor, yel hafifledi. Kuş sesleri dolduruyor kapıları, pencereleri. Doğa bir baştan ötekine gözlerini açıyor, etrafına bakıyor, dünyayı yeniden kurmanın planlarını yapıyor. Hayat güzün bıraktığı yerden yolculuğuna devam etmek istiyor. Dünyamız eski dünya, göğümüz es

Montaigne'in Öngörüsü

Amerika'nın Bulunuşu adlı yazısında Michel Montaigne kelimenin gerçek anlamıyla bugünün dünyasına, Amerika'nın onca okyanusu aşarak İran'ı işgal planlarına ışık tutuyor. Yazı, Amerika kıtasındaki yerliler üzerinden sadece Avrupa'nın tıynetini, öteki dünyaya ve coğrafyalara yönelik tutumunu değil, hayattan neyi anladığını da gözler önüne seriyor. Mo