Enflasyon, yüksek fiyat, pahalılık

Enflasyon, hayat pahalılığı, yüksek fiyat; bu üç kavram, günlük yaşantımızda çoğu kez eşanlamlı, anlamdaş olarak kullanılmaktadır. Ancak anlamları farklıdır. Enflasyon, bir süreç, genel fiyat seviyesinin yükselme sürecidir. Yüksek fiyat görece bir kavramdır, hangi kritere, ölçeğe göre yüksek veya düşük olduğunun belirtilmesi gerekir. Hayat pahalılığı ise bireyin reel geliri ile ilgilidir.Ekonomide fiyat yükselişi, tavan fiyat düşüşü de hedeflenemez, istenmez. Nitekim 2007-2008 krizi sonrası gelişmiş ülkelerin merkez bankaları, ekonomilerin enflasyona sürüklenmemesi için yüzde 2.0 enflasyon hedeflemiş, günümüzde de etkileri görülen genişletici para politikası izlemişlerdir.Yüksek fiyat görece kavramdır. Bazı ortamlarda, koşullarda yüksek olarak nitelendirilen fiyat, değişik ortam ve koşullarda düşük olarak nitelendirilebilir. Örnek olarak "deve bir pula, deve bin pula" hayali öyküsü anlatılır. Deveyi satmak isteyen kişi pazarda devesini bir pula dahi satamamış. Aradan zaman geçtikten sonra devesini tekrar pazara götürüp satılmayacağından emin olarak fiyat soranlara bin pula yanıtını vermiş. Birisi derhal alıcı olmuş bin pula getir deveyi demiş. Deve bir pula pahalı, bin pula ucuz olabilir. Pahalılık ucuzluk görecedir. Geniş bir resim için ekmeğin 5 TL olması pahalıdır. Bir kesim için de istiridyenin tanesinin 300 TL olması ucuzdur.Yüksek fiyat, kişinin alım gücü varsa reel geliri artıyorsa hayat pahalılığı doğurmaz. Emekçilerin, sabit gelirlilerin gelirleri gerçek enflasyon oranında artsa, TÜİK yüzde 7.2 oranında büyümesinden pay alsalar da hayat pahalılığı yakınması bu denli olmaz; bu kesim artan reel geliriyle yüksek fiyata karşın gereksinimlerini karşılayabilirler de. Reel gelir azalışı, hayatı pahalılaştırır.Ekonomi pusulasız, dümen kontrolü de kaybolmuş olarak akıntıya kapılmış