Yazar, babasının Dicle Köy Enstitüsü'nden aldığı vizyon üzerinden, Cumhuriyet'in eğitim devriminin ve köylüyü aydın kılma projesinin değerini anlatıyor. Bu kurumlardan yayılan ışığın hiç sönmediğini savunsa da, Türkiye'nin bu büyük hamlesi neden yarım bırakıldı sorusu açık kaldığında, mirası taşıma söylemi yeterli midir?
Önümde, zamanın yıpratıcı etkisinden nasibini almış, kenarları kıvrılmış, sararmış siyah-beyaz bir fotoğraf duruyor. Üzerindeki çizgiler ve lekeler, onun yalnızca bir kâğıt parçası değil, bir dönemin tanığı olduğunu haykırıyor. Bu kareye baktığımda, yalnızca toplu bir öğrenci fotoğrafı görmüyorum; bir ülkenin makus talihini "akıl ve üretimle" yenmeye ahdetmiş bir kuşağın, "insanlaşma devriminin" adsız kahramanlarını görüyorum. Ve bu kahramanlardan biri, en ön saflarda, umut dolu gözlerle geleceğe bakan babam, Resul Binici'ydi. O, 1946'da girdiği Dicle Köy Enstitüsü'nü 1952'de bitirdi. Dicle'nin kıyısında yükselen bu fotoğraf, muhtemelen 1950'lerin başlarında, Dicle Köy Enstitüsü'nün bahçesinde çekilmiştir.
Dicle'nin kıyısında yükselen o eğitim ocağı, bölgenin çocukları için hem bir okul hem de özgürlüğün, dayanışmanın ve bilimin rehberliğinin canlandığı bir yaşam merkeziydi. Hasan Âli Yücel'in evrensel vizyonu ve İsmail Hakkı Tonguç'un dehasıyla filizlenen bu kurumlar, köylüyü "efendi" kılmanın ötesinde, onu "aydın" kılmayı hedeflemişti.
Fotoğraftaki bu genç yüzlere iyi bakın. Her biri, elinde dünya klasikleri, sırtında tuğla, gönlünde yurt sevdasıyla bozkırı yeşertecek birer rönesans insanı adayıydı. Onlar, dogmalara hapsolmamış, özgür bir akıl ve emeğin kutsallığına olan sarsılmaz inançla yetiştiriliyorlardı. Babamın miras bıraktığı en değerli hazine de işte bu inançtı.
BİTMEYEN ÖĞRETMENLİKBabam Resul Binici, bu fotoğraftaki o heyecanlı gençlerden biri olarak, Dicle'den aldığı feyz ile bir ömür boyu Cumhuriyetin sancaktarlığını yaptı. Onun öğretmenliği ders ziliyle bitmezdi; köyün tarlasında, su kanalında, kütüphanesinde devam ederdi. O, yalnızca okuma yazmayı değil; toprağı işlemeyi, su getirmeyi, kooperatif kurmayı, hak aramayı ve "Köy Enstitülü öğretmen" olmanın gerektirdiği gibi, toplumu her alanda dönüştürmeyi öğretti.
IŞIK SÖNMEYECEK
2