Hepimiz sorumluyuz...

Şiddet sarmalına sürüklenen gençliğin sorumlusu sadece diziler midir, yoksa sosyal medyanın daha tehlikeli içerikleri görmezden gelmek çözümün yarısını mı kaçırıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, son dönemdeki gençlik şiddetinin nedenini araştırırken, televizyon dizilerinin suçlanmasının yüzeysel bir açıklama olduğunu savunuyor. Sivil toplum, akademisyenler ve sanat insanlarının şiddeti tetikleyen tüm unsurları sistematik olarak incelemesi gerektiğini belirtiyor, ancak sadece ulusal kanallara odaklanmanın, YouTube gibi platformlardaki çok daha radikal içerikleri görmezden gelme riski taşıdığını vurguluyor. Sosyal medyanın kontrol mekanizmaları olmayan işler barındırırken, dizileri suçlamak gerçekten sorunun köküne inebiliyor mu?

Her ne konuda yazarsanız yazın, ilgi alanlarınız ne olursa olsun "biz ne zaman bu hallere düştük, gençlerimiz çocuklarımız nasıl ve neden sonsuz bir şiddet sarmalına kapıldı, acımasızca arkadaşlarını, öğretmenlerini hangi duygularla öldürebiliyor" diye düşünmemek ve tepkisiz kalmak mümkün değil.

Sosyal medya kanallarında, arkadaş gruplarında şiddet içeren, hatta kutsayan dizilerin bu duruma yol açtığı ve acilen yasaklanması gerektiği tartışılıyor.
Ancak önce harekete geçmesi gereken sivil toplum.
Yazarlar, çizerler, sosyologlar, psikologlar, üniversiteler, ilgili dernekler ve vakıflar devreye girmeli, son birkaç günde yaşadığımız şiddetin neden sonuç ilişkisi doğru kurulmalı.
Şiddeti teşvik eden, tetikleyen her türlü unsur için tüm taraflar sorumluluk almaya davet edilmeli.
Özellikle son yıllarda televizyon kanallarında rating rekorları kıran dizilerin yapımcıları, senaristleri, yönetmenleri, oyuncuları ve tabii ki izleyicileri kendilerine sunulana karşı hassas olmalı, tepki vermeli.
Ama sadece dizilere bakarak da sorunun çözüleceğini ummak yanlış olur.
Sosyal medyada, YouTube'da daha manyakça işler varken ulusal kanallardaki dizileri suçlu göstermek kolaya kaçmak olmaz mı.

Haberin Devamı

ZARİF VE FONKSİYONEL

Yerel üzümlerin geçmişten günümüze tartışıldığı, konuşulduğu 'Kök Köken Toprak' konulu konferanslar dizisinin kurucusu, dünyada natürel şarapların gelişimi konusunu yakından takip eden, eğitimler veren Sabiha Apaydın Gönenli yeni bir projeye imza attı.


Bu kez profesyonel servisin çok yönlü tasarım beklentilerini kullanım kolaylığıyla buluşturan üç parçalı seri, kadeh ve su bardağını bir bütünlük içinde ele alarak fark yaratacak bir seri tasarladı.
Hafifliği, dengeli formu ve günlük kullanıma uyum sağlayan yapısıyla Sabiha'nın zarif ve narin kızı Sera'nın adını taşıyan bu koleksiyonun hem profesyonel hem de ev kullanımında büyük bir ihtiyaca cevap vereceğini düşünüyorum...

TULUM 10 YAŞINDA

18 yıl kadar önce, çok erken aramızdan ayrılan Esra Muslu'yla birlikte hayata geçirdikleri Moreish adlı restoranlarında tanıdığım Coşkun Uysal, zamanının öncüsü olan projeleri kapılarını kapatmak zorunda kalınca Avustralya'ya giderek Melbourne kentinde Tulum adlı restoranını açmıştı.


Şef dokunuşlu Türk mutfağının en iyi temsilcilerinden olan Tulum bu yıl 10'uncu yaşını kutluyor. Avustralya'nın en önemli şefleri ile etkinlikler dizisi planlamış. İlk konuk ünlü şef Christine Manfield olacakmış.
Ama bu süreçte özellikle ilk yıllar çok zorlu geçmiş. Nedeni de büyük ölçüde yurt dışındaki Türk mutfağı algısı. Gelenler alışkın oldukları mezeleri ve kebapları bekliyormuş, ama o pes etmemiş.

Haberin Devamı


"Para kaybettim, müşterilerimi kaybettim, sağlığım bozuldu, depresyonla mücadele ettim; eve dönerken ağladığım geceler oldu. Ama vizyonumdan asla vazgeçmedim. Sıkı çalışma ve disiplinle bir gün insanların yaptığımız işi anlayacağını biliyordum" diyor.
Birçok ülkede olduğu gibi Avustralya'da da çok ciddi ekonomik kriz ile karşı karşıya olunduğu, en iyi ve eski restoranların maliyetlerden dolayı kapandığı bir dönemde kapılarını hala açık tutuyor olması bile önemli. Daha nice 10 yıllara sevgili Coşkun Uysal...

LEZZET AVCILARI

"En taze meyvelerin, en taze sebzelerin yetiştiği lezzet ülkesindeki en ünlü şeflerin çalıştığı lezzet restoranında müşteriler bir türlü yemeklerin lezzetinden memnun olmuyorlarmış. Dünyanın en ünlü tadım uzmanları gelmiş. Ama ne eksik bir türlü bulamamışlar. Bunun üzerine lezzet ülkesinin kral ve kraliçesi ne eksik bulmaları için ünlü lezzet avcıları Ela ve Emir adlı ikiz kardeşleri görevlendirmiş. Lezzet avcıları, tadım uzmanlarının aksine eksikliği yemeklerde değil, yemeklerin yapıldığı mutfakta aramaya karar vermişler..."