Lütfi Albayrak

Lütfi Albayrak

Takvim
Yaşam / Magazin 754 yazı 1 takipçi

Marka takıntısı: Etiketle yaşamak sanatı

Marka takıntısı olanları hepimiz biliriz. Onları tanımak için özel bir radar cihazına ihtiyacınız yok; zaten kıyafetlerinin üzerinde kocaman yazan logolar size uzaktan göz kırpar. Onlar için hayat, bir etiket koleksiyonudur. Tişörtün kumaşı pamuk mu polyester mi, ayakkabı rahat mı dar mı hiç önemli değildir. Önemli olan, üzerinde o sihirli kelimeni

Çabuk sinirlenen insanların hayatı kolaylaştırma yöntemleri

Adaletsizliği anında fark ederler: Market kasasında sıra kaydırmaya çalışanı şıp diye yakalar. Sınırlarını net çizerler: Otobüste omzuna kafasını yaslayan yolcuya "Yanlış adrese park ettin kardeş" bakışı atar. Cesaretlidirler: Restoranda yanlış sipariş geldiğinde "Ben bunu ısmarlamadım" diyebilen nadir türdür. Patavatsız değil, dürüsttürler: "

Çayın buharından beslenen gizemli tür: Yancı

Kahvehane, aslında bir ekosistemdir. Çaydanlık volkan gibi kaynar, okey taşları yağmur gibi şakırdar, maç spikeri gök gürültüsü gibi bağırır. Ve bütün bu tabiatın içinde, görünmez ama hissedilen bir tür yaşar: Yancı. Yancı, kahvehanede kendi başına hiçbir şey yapmaz. Ama masaya oturduğunuzda mutlaka bir şekilde yanınızda biter. Çayı sizinle içer, m

Otlakçı türleri

Yemek otlakçısı: "Abi bir çatal alayım ya, tadına bakmak için..." der, tabağını senin tabağınla eşitler. Sigara otlakçısı: "Dumanını içsem olur mu" noktasına kadar ilerleyebilir. İnternet otlakçısı: "Wi-Fi şifresini ver" der, seninkinden daha çok kullanır. Ev otlakçısı: Kendi evi yokmuş gibi sürekli senin koltuğunu işgal eder. İçki otlakçısı: Masan

Yazın bitişi

Deniz şortu hâlâ nemli ama dolapta kabanın yanında asılı. Klimalar "Benim görevim bitti" deyip sessizce köşeye çekiliyor. Güneş kremi bitmiyor, kapağı kayboluyor. Plaj şemsiyesi kış boyunca balkon köşesinde "Ben burada ne yapıyorum" diye sorguluyor. Flip-Flop terlikler, kışlık çorapların yanında yetim kalıyor. Dondurma kutuları yeniden kuru fasulye

Sakal: Yüzdeki kıllardan fazlası

Sakal, erkeğin yüzünde rastgele çıkan kıllar değil; hayatla girdiği bir tür pazarlıktır. Kadınlar makyajla, erkekler sakalla "ben buyum" der. Ama işin komik tarafı, sakal aslında erkeğin karakterinden çok, tıraş olmaya üşenip üşenmemesiyle ilgilidir. Sakal, Çene Photoshop'udur Kimileri çenesini kare göstermek için spor salonuna gider, kimileri sak

İşi düşünce arayanlar

Canıııımcı: – "Canııım nasılsın yaa" diye başlar, ama sohbetin devamı mutlaka bir istektir. Bayram kuşu: – Yılda iki bayramda bile aramaz. Ama iş çıkınca gece 03:00'te bile rahatsız eder. LinkedIn'ci: – Yıllardır ses etmez, birden mesaj atar: "Sen hâlâ orada çalışıyor musun Birini bana önerir misin" DM'den yürüyen: – Paylaşımlarına sessizdir. A

Dedikodunun dedikodusu

İLK ÇAĞLARDA: Dedikodu aslında bir tür "survivor" bilgisiydi. Kabilede biri diyordu ki: - Aman dikkat, mağaranın arkasındaki Korkut geçen gün avı çaldı. Bu bilgi kulaktan kulağa yayılıyor, hırsız da topluluktan dışlanıyordu. Yani dedikodu, ilkel dönemin Twitter bildirimiydi. ANTİK DÜNYADA: Yunanistan'da halk tiyatroları vardı ama kulis dedikodusu d

Akrabalar & Akbabalar

İnsanoğlu dünyaya yalnız gelmez. Daha ilk nefesinde, yanında görünmez bir kalabalık belirir: akraba ordusu. Bu ordu bayramlarda, düğünlerde, taziye evlerinde ve elbette miras davalarında ortaya çıkar. Ancak bu kalabalığın içinde, farklı bir tür vardır: akbabalar. Bunlar da akrabaların içinden çıkar, ama kan bağına değil, mal bağına bağlıdırlar. Ak

Kadınların süper güçleri

Çorap bulma gücü: Evde kaybolan çorabı kokusundan tanıyabilir. Kumanda dedektörü: Koltuğun arkasında mı, halının altında mı anında bulur. Detay mikroskobu: Saçını 1 cm kestirsen "Sen kestirdin mi" diye sorar. Hava durumu hissi: "Üşürsün" der ve gerçekten üşürsün. Telepati mesaj okuma: "Sorun yok" yazılan mesajın yüzde 100 sorun içerdiğini çöze

"Ben sana layık değilim"

İlişkiler tarihi boyunca en fazla kullanılan, en fazla içi boşaltılmış, en fazla "yalan olabilir" kategorisine giren cümlelerden biri şüphesiz ki: "Ben sana layık değilim." Bu cümle aslında bir "aşkın KDV'si" gibidir: Ödemenizi yaparsınız ama tam olarak nereye gittiğini asla bilemezsiniz. CÜMLENİN EVRENSEL ÇEVİRİLERİ "Ben sana layık değilim" = "Sık

Dünyada hesap ödeme şekilleri

TÜRKİYE: Hesap gelince "garsonu köşeye çekme" sporu başlar. Kazanan, kartı gizlice verendir. ABD: "Split the bill" kültürü. Herkes kendi yediğini öder. "Ben sana 2.35 dolar borçluyum" ayrıntısı bile olur. JAPONYA: "Warikan" sistemiyle herkes eşit öder. Kimin ne yediği tartışılmaz. ÇİN: Hesap kavgası ciddi prestij işidir. Bazen arkadaşlıklar bu yüzd