İsmail Kılıçarslan

İsmail Kılıçarslan

Yeni Şafak
Gündem 250 yazı 7 takipçi

İki dağ arasında

Şöyle olmuştur büyük ihtimalle. Küçük kardeş, denk getirdiği bir kamyonla yahut bir ciple şehir merkezine gitmiştir ilkin. Üç saati bulan bu yolculuk, sonraki safhalarda yaşayacağı yorgunluğun önsözü gibi olmuştur onun için. Şehrin otogarına gitmiş, daha önceden kararlaştırdığı şekliyle Ankara'ya giden ilk otobüse bilet almıştır. Coğrafya yeşilden

"Ya kezzabi ya a'milil Amrikani yallah irhal ya Sisi"

Nefret! Mısır'ın diktatörü Sisi'ye karşı hissettiğim şeyin tam adı, tam tamına nefret! Binlerce gül yüzlü kardeşimizi katletmiş, binlerce gül yüzlü kardeşimizi zindanlarda çürütmüş, çürütmeye de devam eden, Amerika başta olmak üzere bilcümle emperyalistin "İhvan çizgisini yok etmek" isimli ajandasını takipten başka bir vazife bilmeyen Sisi'den nefr

Adalet gereği yazılmış bir yazı

Türkiye'nin Paris Olimpiyatları'nda yaşadığı kıyafet krizi ve sportif başarısızlık üzerinden Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'a yönelttiğim eleştirilerin ardından çok sevdiğim bir arkadaşım, "sen hep eleştiri işiyle mi iştigal edeceksin abi" diye sordu. Ben de yaptığım işin doğasının bu olduğunu, "yolunda gitmeyenin tespitinin ve tahlilinin y

Bu da var işte

Sebil'in orada, birisi tarafından yaşı sorulduğunda havaya üç parmağını kaldırıp "beş" diyen ve aslında henüz iki yaşında olan o kız, her seferinde yakalamak, ele geçirmek kastıyla yalpalayarak da olsa güvercinlerin peşine düşüyor, yakalayamadığında her seferinde hayret ediyor, her seferinde üzülüyor, her seferinde duraksıyor, ancak ardından enerji

Düşmanı denize döktük mü cidden

Elbette döktük. Mustafa Kemal ve yoldaşları, Anadolu'nun baldırı çıplak, karnı aç, paltosu soğuk geçirir yorgun halkıyla, Yozgat'tan, Çankırı'dan, Erzurum'dan, daha bilmem nerelerden gelen yiğit adamlarla 30 Ağustos'ta "Yunan gavuru"nu hakkını vere vere, eze eze denize döktü hem de. Ona şüphe yok.O halde niçin soruyorum bu soruyu değil mi Niçin "dü

Kamalizm'i de ikmal ettik Elhamdülillah

Uzun uzun anlatacak değilim. Kısadan söyleyeyim: Bugün Türkiye'yi a noktasından b noktasına selamet içerisinde, toplumsal barış içerisinde, bir arada yaşama kültürü içerisinde götürmek isteyen her sağlıklı politik hareketin tek, bir tek ajandası olmalıdır: "Bir akıl dışılık ideolojisi, bir akıl tutulması olan Kamalizm'i bertaraf ederek Türkiye'ye t

Seyir var seyir içinde

"Gözlerinde saklamaya çalıştığı neyse insanın, belki de asıl meselesi sadece odur" dedim mi yoksa bu cümleyi kurmayı aklımdan mı geçirdim, hatırlamıyorum doğrusu. Cümlenin bana ait olup olmadığını bile hatırlamıyorum. Hatırlamadığım bir başka şey de aydınlıktan karanlığa doğru mu yoksa karanlıktan aydınlığa doğru mu yürüdüğümüz. Sanki dünya bu şaşk

Güneşi balçıkla sıvayalım mı

Ümit Özdağ'ın faşist yavruları, FETÖ'nün iğrenç taktiklerini kullanarak "FETÖ ile aynı merkezden yönetiliyor" izlenimi vermeseler aslında çok eğlenceli insanlar. Kendi sanal hakikat düzlemlerinde, bir bakıma "bir başka Türkiye'de" olanca cehaletleriyle, olanca yobazlıklarıyla tuhaf, balçık rengi bir lunaparkta eğleniyorlar. Bu tuhaf toplulukla son

Bu yazıyı iki yılda bir mecburen yazıyorum

Bildiniz. Mesele yine İslamcılık. Hani şu hakkında "ağzı olanın konuştuğu", bilumum sağcıyı, muhafazakarı, devletçiyi falan İslamcı sayan cahil cühelanın "nokta atışı tespit" diyerek diğer cahil cühela eliyle alkışlandığı, körlerin fili tarifinden bile berbat tariflerle karnımıza ağrıların girdiği İslamcılık. Yahu öyle bir hale geldi ki mesele, bır

Kaan'dan öğrendiklerim

Ofisimizin tam yanında, yani çaycı Vehbi abinin dükkanı ile aramızda küçük bir dükkan daha var. Tek katlı. Eskiden mobilyacıymış. Şimdi, bir hurdacının geniş deposunun bir parçası haline gelmiş.Bu tek katlı binanın çatısı en son yirmi yıl önce falan aktarılmış olmalı. Yağmur yağdığında su aşağıya akmasın diye aralarına duralitler hatta suntalar kon

Konuşulamayan şey hakkında susmak gerekir mi

Biliyorsunuz, AK Parti, kuruluşunun 23. yılını kutladı hafta içerisinde. Bu 23 yılın 23'ünü de iktidar koltuğunda geçiren AK Parti, Türk siyasi tarihine kelimenin gerçek anlamıyla "altın harflerle" yazdırdı adını. Hiçbir siyasi partiye nasip olmayan bir başarı ve ikbal yakaladı. Elbette, iktidar ömrü bu denli uzun olan bir siyasi partinin biriktird

Paris Olimpiyatlarının teopolitiği

"Teopolitik" dedim evet. Çünkü Paris Olimpiyatları'nın dünyaya en net mesajı kabaca "inancadine dayalı politika üretmek" anlamına gelen teopolitik düzlem üzerinden verildi. Burayı kurcalayacağım bugün ama gelip geçen olimpiyatlarla ilgili olarak Türkiye açısından iki çift kelam edeyim önce. Türkiye'nin sporcu katılımının en yüksek olduğu bu olimpiy