İsmail Bingöl

Milat

Karlı Vakitleri Anlatır

"Sırf unutmak için, unutmak ey kış! Büyük yalnızlığını dünyanın." Ahmet Muhip Dranas'ın "Kar" adlı şiirinden iki mısra... Evden çıkmış yürüyorum; kışın getirdiği yalnızlık üzerine düşünerek... Bazı şeyleri unutmak, dünyanın yalnızlığına gömülmek istiyorum soğuğun yardımıyla... Bir ıssızlık, bir sessizlik çökmüş caddelere... Henüz sabah ve aynı zama

Ah O Şarkı...

Bir şarkıyla geldi akşam Bin sitemle indi bağrımıza gam Mihman oldu semtimize o şarkı Âşıkları dâra çekti o şarkı Geçtik sabânın tesiriyle kendimizden Düştük gülşende aşka Bade-î nûş ettik Olduk biz de yananlardan Ve birden kapladı içimizi Mevsim-i hazân Ah ettik ay yüzlülerin aşkıyla yananlara Ah ettik aşktan imtinâ kılanlara Sonsuzluğu seyreden

Gazetecilerin Ellerinin Arasındaki Hayatlar

Erzurum Devlet Tiyatrosu salonunda Peter Ustınov"un "Ellerimin Arasındaki Hayat" adlı oyununu seyrediyoruz. Gazetecilerle ilgili noktalar çoğunlukta olan oyun, bir kıza tecavüz ederek öldüren (daha doğrusu, gazetecinin iddiasına göre, kalbindeki rahatsızlıktan ölen) bir gencin idam mahkumiyetini hafifletmek için çabalayan bir gazeteciyle, bundan ti

Şehre Dair Düşünceler/Şehir Kültürdür, Kültür ise Medeniyettir.

İnsanoğlunun, içine doğduğu tabiatı hiç değiştirmeden, onun bir parçası olarak yaşama şansı yoktur. Barınma, beslenme ve korunma gibi temel ihtiyaçların çoğu tabiatın yardımıyla ve tabiatın imkânlarından yararlanılarak giderilerek karşılanır. Bu durum aynı zamanda, tabiatın olumsuzluklarını gidermeye ve çevreyi değiştirmeye yönelik mücadele kültürü

Şehre Dair Düşünceler-1

Şehir… Kişi an gelir yalnızlığını paylaşır onunla, an gelir; gecenin karanlığında kendine sohbet arkadaşı eder onu, mısralarla, cümlelerle, çektiklerini, yaşadıklarını, hissettiklerini, en koyu ıstırabını, sevincini anlatır ona, an gelir; seyrine meftun olduğu dağına, ovasına türkülerle seslenir, rahmet okur bu toprakları bırakanlara, Fatihalar gön

Sonbahar

Sapsarı yapraklar arasından yürüyorum. Her taraf sapsarı görünüyor gözüme... Kâînat sarıyla kaplanmış sanki... Süslerini kaybeden ve giderek çıplaklaşan ağaçların altında yürürken, sonbaharın adı geçtiğinde yüreği saran o duygu, yani hüzün kapladı içimi... Adı birlikte yazılmış sanki hüznün sonbaharla... Öyle olduğundandır ki, her ikisi de birbirin

"Beni de Koynunuza Alın Hatıralar "

Hatıraların pembeleştirdiği bir zaman kesiti, film şeridi gibi bir bir kafamdan geçerken, dilim ise geçmişten izler taşıyan şarkının yalvarış ifade eden mısraını mırıldanıyordu: "Beni de alın koynunuza hatıralar" Dilime nereden düşmüştü, şimdi tam çıkaramadığım, hepsi de birer rüya olan o günlerin, tatlı, munis ve muhabbetli vakitlerinde yaşananlar

Hazan Mevsimi

Zaman akıp gidiyor ve biz, zamanın bizde bıraktığı izlerle baş başa kalıyoruz. Zamanı durduramamanın çaresizliği içinde hem de... Şu dünyada kaç kişi vardır acaba, bu tükeniş karşısında duygulanmayan, yüreğinde hüzün rüzgarları esmeyen... Oldukça uzun yaşamış ve başından birçok olay geçmiş birine de sorsanız bu yaşa nasıl geldiğini, onun kolay kola

Yahya Kemal ve Erzurum

Divan Şairleri ile 20. Yüzyıl şairlerinin arasında duran Yahya Kemal Beyatlı, İstanbul'un taşına toprağına, her köşesine meftun büyük bir İstanbul şairidir. "Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel" mısraının sahibi şair, şiirlerinde İstanbul'u semt semt, sokak sokak mısralara nakşetmiştir. Bu şehri adeta ruhuna nakşetmiş, her bir köşesini haya

Yaşadığınız Şehri Ne Kadar Tanıyorsunuz

Yorgun bir anı gibi düşer şehir bazen içimize… Çorak topraklardan yükselen toz, duman ve çatlamışlık eşliğinde yandığını, kavrulduğunu, kurtulması, canlanması, eski haline dönmesi için suya ihtiyacı olduğunu bir türlü anlatamaz dilinden anlamayanlara ya da anlamamak için kendi menfaatleri uğruna bin bir şekle girip direnenlere… Günümüz şehirleri; ö