İbrahim Aktaşcı

İbrahim Aktaşcı

Yeni Asya
Gündem 30 yazı 0 takipçi

Şehirlere bombalar yağardı her gece!

Vaktiyle, zalimliğiyle nam salmış bir Vali, Anadolu Vilayetlerinden birine görevli gelir. Vilayetin önde gelenlerinden Hacı Ağa, Valiyle arasını iyi tutmak ister ve Valiyi ayağının tozuyla ziyafete davet eder. Bir de planı vardır:Hacı Ağa; marabası Mehmet'i, uzun bir zamandır aranıp da yakalanamayan, devlet düşmanı bir katilin yerine, -sanki oymuş

Güleyirum halına "katıla katıla"

Vaktiyle, memleketin birinde, bir kadın bitpazarından aldığı ikinci el bir kıyafeti arkadaşına göstermektedir. Kıyafetin fiyatını duyan arkadaşı şaşırır: "Yahu bu para bu elbiseye fazla değil mi Hem baksana yedi sekiz yerinde yama var."Kadın şöyle der: "Yama var ama yamalara hiç dikkat ettin mi Hepsi yepyeni kumaştan..." Aile müessesesi tüm dünyada

Muhtar aldı tabancamı vermedi

Vaktiyle, İstanbul'da askerliğini yapan bir genç, vapurda bir köylüsüyle karşılaşır. Sevinçle sorar: "Ooo Hasan Baba, İstanbul'da ne işin var"Hasan Baba cevap verir: "Sorma, bizim akrabalara mektup getirdim..." Şaşkın asker, "Yahu PTT ne güne duruyor" der. "Postaya verseydin ya..." Hasan Baba, genç hemşehrisinin merakını giderir: "Posta memuru bir

Yanlışım varsa yanlışın vardır

Vaktiyle, memleketin birinde, bir devlet büyüğü, rica ve minnetle bir devlet dairesine müdür yaptığı yeğenini ziyarete gider. İltimaslı müdür yeğen, ziyaretine gelen büyüğüne kurumu gezdirmektedir."Efendim, burası özel kalem müdürümüzün odasıdır, kendisi dairedeki yanlışları tasnif eder. Hemen karşısı, müdür yardımcımızın makamı, kendisi ufak tefek

Nato Mermer, Nato Democracia: İşte Potemkin, İşte Türkiye!

Vaktiyle, memleketin birinde, bir işportacı battaniye satmaktadır: "Birinci kalitee, yün battaniyee..."Battaniyeyi beğenip satın alan bir kadın, çok geçmeden geri gelir ve işportacıdan parasını geri ister: "Sen kimi kandırıyorsun, bu battaniye yünse, etiketinde niye pamuk yazıyor" Uyanık işportacı, kendini şöyle savunur: "Etiketinde yün yazsaydı, g

Bahse "tutuşmak"

Vaktiyle, memleketin birinde, bir mahkemede, müşterek bir su kuyusunun davası görülmektedir. İki tarafın da avukatları ateşli savunmalar yapmakta, keşif, tedbir ve teminat gibi taleplerde bulunmaktadır.Şaşkınlığını gizleyemeyen hâkim dayanamaz ve "yahu ne kadar abarttınız böyle" der. "Alt tarafı bir su kuyusu, ne kıymeti var sanki." O memleketin ye

Acının hiyerarşisi!

Devlet protokolüne göre belirlenen acı ve merhamet: Bakan'lar silah saldırısında ölen çocuğun cenazesine neden katılmadı?

Schrödinger'in ruhsatnamesi!

Vaktiyle, memleketin birinde, bir zât, o memleketin nam sahibi ressamlarından birine, bir cami resmi sipariş eder.Ressam, cami resmini bitirir. Sipariş sahibi tabloyu beğenir fakat şöyle der: "Tabloda neden kimsecikler yok" Burnundan kıl aldırmayan ressam, "Cemaat öğle namazını kılmak için camiye girdi..." der ve tablonun parasını ister. Altta kal

Olmayacak duaya âmin diyenler

Vaktiyle, memleketin birinde, yaşlı bir karı-koca, alışveriş yapmak için çarşıya giderler. Yaşlı kadın, alışverişin tam ortasında elindeki poşetleri yere bırakır ve ellerini başına götürerek, "tüh" der. "Ben ütüyü prizde unuttum."Kocası, tüm soğukkanlılığıyla kadını şöyle teselli eder. "Yangından hiç endişe etme, ben de banyonun musluğunu açık bıra

Sızma zekânın iddianameleri!

Vaktiyle, memleketin birinde, adamın birisi, evdeki papağanın küfür ettiğini duyunca soluğu oğlunun yanında alır. "Oğlum" der. "Bu hayvan, bu küfürleri senden öğreniyor olmasın..."İnkârın fayda etmeyeceğini anlayan ufaklık şu tevilli savunmayı yapar: "Şey... Dün papağanla biraz atıştık da. Fakat vallahi önce o bana küfür etti..." Bugünkü köşe yazım

Korkma, ben de Beyazıt'tanım!

Vaktiyle, İstanbul Beyazıt'tan meteliksiz bir genç, bir sirkin etrafında dolaşırken beklemediği bir iş teklifi alır.Sirk müdürü, gence, "Bir gecede yarım aylık kazanmak ister misin" diye sorar. "Benim aslanlardan biri öldü, sana onun postunu giydireceğim, bu gece aslan yerine sen gösteriye çıkacaksın." Meteliksiz genç bu cazip teklifi kabul eder. G

Av avlanmadan, tav tavlanmadan!

Vaktiyle, memleketin birinde, avcının biri nesli tükenmekte olan bir boz kartalı vurur, bir güzel pişirir ve mideye indirir. Avcı kürdanla dişlerini karıştırırken, Millî Park Polisleri adamı yakalarlar ve avcı mahkemeye sevk edilir.Uyanık avcı, mahkemede; "çok açtım sayın hâkim" der. "Günlerdir mideme tek lokma girmemişti." Avcının açlık ve zaruret