Yazar, Kahramanmaraş'ta silah saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül'ün cenazesine hiçbir bakanın katılmadığını eleştirerek, ülkede acının ve adaletin siyasi etiketlere tabi hale geldiğini ileri sürmektedir. Bu olayı, babası KHK'lı olduğu için çocuğun acısının "yeterli" sayılmadığını gösteren bir örnek olarak sunmaktadır. Merhamet ve adalet protokolü oluşunca, hak sahibine göre eğilip büküldüğü için, sistemin temelindeki sorun çok daha derindir; peki acı ve ölümün ülkemizde gerçekten haddi ve sınırları mı var?
Vaktiyle, memleketin birinde, mütekebbir bir paşa romatizma illetine tutulur. Paşanın kibrinden ve hışmından korkan doktoru, paşanın bu hastalığına "Hazret-i Romatizma" teşhisini koyar.
Bir bayram ziyareti için memleketine giden paşa, kardeşi ile sohbet etmektedir. Laf lafı açar ve konu paşanın hastalığına gelir. Hayatta hiçbir makam ve mevki sahibi olmayan köylü kardeşi, paşaya; "Biliyor musun" der. "Ben de senin gibi romatizmaya tutuldum..."
Paşa kaşlarını çatar ve şöyle cevap verir: "Sen zaten haddini bilmezsin..."
Bugünkü köşe yazımız Hazret-i Taziye hakkında olacak.
Kahramanmaraş'ın Oniki Şubat ilçesinde, bir okula düzenlenen silâhlı saldırıda hayatını kaybeden 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül'ün cenazesi geçtiğimiz günlerde düzenlenen tören sonrasında defnedildi.
Yusuf Tarık Gül'ün ailesini ziyaret eden İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan ömez, cenaze sonrasında sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı:
"1758 gün cezaevinde kaldı ve birkaç ay önce tahliye oldu KHK'lı Burak Gül. Cezaevine girdiğinde oğlu Yusuf Tarık 6 yaşındaydı. Baba Burak Gül, 5 yıl göremediği oğluna sadece birkaç hafta sarılabildi tahliye olduktan sonra.
Ve Yusuf Tarık, babasına doyamadan, nereden, neden ve nasıl geldiğini bilmediği acımasız mermilerin hedefi oldu ve hayattan koparıldı. Haberi alan babası korkuyla, panikle koştu oğlunun okuluna. Ve yıllarca ayrı kaldığı yavrusunun kan içinde kalmış bedenine son kez sarıldı.
Cenaze namazı babasının köyünde kılındı Yusuf Tarık'ın. O gün Kahramanmaraş'ta bulunan 6 bakandan ise katılan olmadı. Yusuf Tarık Gül hepimizin çocuğuydu. Diğerleri gibi."
ömez'in iddiası ve eleştirisi vahim ve üzerinde düşünülmesi gereken türden. Sırf babası KHK'lı ve hapse girmiş çıkmış birisidir diye, 11 yaşındaki bir çocuğun cenazesine, şehirde bulunan 6 Bakan'dan hiçbirisi katılmıyor ise ortada paşanın kibrinden daha büyük bir sorun var demektir.
Öyle anlaşılıyor ki ülkemizde acının ya da ölmenin dahi bir haddi ve usulü var. Acınızın kutsal ya da ayrıcalıklı sayılması; makamlara, dosya numaralarına ya da siyasî etiketlere tabi tutuluyor.
Şayet gerekli şartları taşımıyorsanız; kahramanlık ve şehitlik gibi makamlara lâyık bulunmuyor, acınız paylaşılmıyor ve bir taziye bile size çok görülüyor.

24