Yazar, 19. yüzyıl şairi Genci Abdal aracılığıyla tasavvufi geleneğin insanı 'gaflet uykusundan' uyandırma misyonunu vurgular. Şiirlerde vahim uyarılar yapan Abdal, insanların nefis köleliğine düştüğünü, iç hayatları ile dış davranışlarının çeliştiğini söyler; ama bu çelişkiyi tespit etmek yeterli mi, yoksa çağdaş okuyucuya ulaşmak için farklı bir dilbilim gerekir mi?
Bazen sözün bittiği yerde; şairler, edipler, bilgeler konuşur. Onların bu dünyadan bir beklentileri yoktur. Ülküleri, hedefleri, emelleri insanca yaşamak ve söylemektir.
Onlardan birisi de Genci Abdal mahlaslı şairdir.
Asıl adı bilinmeyen ve 19. yüzyılın yarısında, İstanbul'da Sultan Abdülaziz devrinde dört ay Sadrazamlık yapanYusuf Kamil Paşa'nınkâtibi iken tasavvufa yönelip, Eskişehir'e yerleşen Genci Abdal meramımızı anlatsın.
•
Gaflet uykusunda yatar uyanmaz
Can gözü kapanık gafilan çoktur
Hak sözü dinlemez, asla inanmaz
Kalbi çürük sofu cahilan çoktur
• • •
Mürşidi kâmile vermez özünü
Gaflet uykusundan açmaz gözünü
Taştan beter, katı söyler sözünü
Bed amelli fasid sofiyan çoktur
• • •
Nefs atına binmiş gezer boşuna
Haksız olanların Hakta işi ne
İblis gibi düşmüş Halkın peşine
Şeytan dolabına aldanan çoktur
• • •

24