Bediüzzaman'ın açık bıraktığı kapı

Hastalık acı çeken insanı manevî olarak kurtarabilir mi, yoksa bu düşünce acıyı haklı göstermenin bir yolu mudur?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Bediüzzaman Said Nursî'nin Kur'anî reçetelerinin modern insanın manevî yaralarına ilaç olduğunu iddia ediyor ve bir hasta örneğiyle bu tezi destekliyor. Hastalığın hikmetini anlamanın hastayı ruhsal olarak iyileştirebildiğini göstermek için çocuk amputasyonu ve diyaliz hastasının yaşadığı dönüşümü anlatıyor. Ancak bireysel manevi tecrübenin tıbbi acıyı gerçekten hafifletebiliyor mu, yoksa sadece algı değiştiriyor mu?

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri asrımızın problemlerine Kur'anî reçeteler sunan emsalsiz bir âlim.

Teknolojinin, fen ve sanatın gelişimine bağlı olarak dünyamızın son yüzyılda öncekilerden çok daha farklı olacağını dile getirenlerin başında bulunan bir isim. Eserleriyle insanlığa sunduğu Kur'ânî reçeteler, asrımın insanlarının manevî yaralarına alternatifi bulunmayan birer ilaç hükmündeler.

Bu hakikati Üstad Hazretleri Mektubat eserinde şu şekilde ifade ediyor: "Kendi nefsime kazandığım hakaik-ı imaniyeyi ve nefsimde tecrübe ettiğim manevî ilâçları, sair insanların eline geçmek için, o kapıyı açık bırakıyorum..."1

Dolayısıyla manevî sıkıntıların ve yaraların kıskacındaki günümüz insanının bu açık bırakılan kapıdan girmemesi ne büyük bir kayıptır. Bu hususta bir kardeşimizin, hasta bir arkadaşına Risale-i Nur Külliyatından 25. Lem'a olan "Hastalar Risalesini" ve onu şerhi mahiyetindeki doktorların yorumlarını iletmesi üzerine gerçekleşen manevî değişimi nazarlarınıza sunmak istiyoruz.

Elbistan'dan kardeşimiz uzun yazısında bizlere çok güzel hakikatleri aktardı. Yazının kısaltılmış bir kısmı şu şekilde: "....Hastalar Risalesi ve harmanlanmış yorumları şevkle okudum. Sonra hasta bir arkadaşım aklıma geldi. Uzun yıllardır şeker, tansiyon ve diyaliz hastasıdır kendisi. Yüksek şekerden dolayı ayak parmakları kesilmiş, haftanın iki günü diyalize bağlanan, evdeki yatağından diyaliz ünitesine mekik dokuyan, üç yıldır evden hiç çıkamayıp yatağa çakılı bu kardeşimize bu kitabı hediye ettim. Kendisi şunları ifade etti: 'Hocam, hayattan bıkmıştım, bunalımdaydım. Dayanacak halim kalmamıştı. Kolay mı hocam, yatağa çakılı kalmak. Yedi senedir ayakta çekiyordum, artık yataktan kalkamıyorum. Umudum tükenmişti. Bu kitap bana ilâç gibi geldi. ok acayip rahatladım. Sanki kuş gibi hafifledim. Nasıl rahatladım, bilemezsin. Hastalık sevilir miymiş Evet, manası ve hikmetini anlayınca hastalığın bir hediye olduğunu, sabredersem Allah'ın razı olacağını, günahlarımın temizleneceğini öğrendim. Şimdi kendimi daha moralli, daha umutlu görüyorum. Hayata bağlandım çok şükür. Bu sayede namaza da başladım..."