Olacak o kadar
Yasalara uymayan zenginler kamuoyunun takdirini kazanırken, devlet suçlanıyor—peki medeniyetin temelini kuran nedir: kurumlar mı, yoksa vicdanı güçlü bireyler mi?
Yazar, bir toplumun medeniyet düzeyinin yasalara gönüllü uyma kültürüne bağlı olduğunu savunuyor. Kamu arazisine yapılan kaçak inşaatlardan ÖTV'siz otomobil almaya kadar her kesimin kanunu çiğnemesini ve bunun kamuoyunun onayı görmesini örnek veriyor. Medeniyet medeniyeti oluşturması gerekiyorsa, sorumlu olan kişilerdeki vicdan mı, yoksa yapıları güçsüzleştiren devlet mi?
Eskiden "menafi-i devlet" yani "devlet yararı" ile "amme menfaati" veya "menafi-i umumiye" yani "halkın yararı" diye iki ayrı deyim vardı. Bugün genellikle "kamu yararı" diye tek bir deyim kullanılıyor. Kamu, amme kelimesinin eşanlamlısıdır. Kafa karıştıran husus, "kamu" sözcüğünün, bazen "devlet" bazen "halk" anlamına gelmesidir. Halbuki devlet ile halk aynı şey değildir. ıkarları da çatışabilir. Her ne kadar devletin asli görevi, halkın yararını gözetmek de olsa, bazı hallerde "devlet" denen "kurum" kendi kurumsal çıkarını kollarken halkın yararını gözetmeyebilir. İşin daha kötüsü, seçimle veya darbeyle devlete hâkim olan "gerçek kişilerin" kamu yararı kamuflajı altında, bireysel ve yandaş zümre menfaatini kollamasıdır. Toplum indinde böylesi bir kanaat yaygınlaşırsa, millet ile devlet arasında "güven" bunalımı çıkar. Yasa dışı iş yapmayı huy edinenler, halkın çıkarlarını gerçekten korumak için yürürlüğe konan yasaklara uymamakta kendini haklı görmeye başlar. Ahlak felsefesi profesörü ve iktisat biliminin öncüsü Adam Smith'ten bu yana geçen 230 yıldır, iktisatçılar "Hangi sebeplerle bazı milletler diğerinden daha zengin olmuştur" sorusuna yanıt aramaktadır. Bulunan yanıtlardan biri de, az gelişmiş toplumlarda halkın, devlete ve birbirine güvenmediğidir. Bir toplumda güven (trust) duygusunun güçlü olduğunun somut göstergesi, ihtilaflarını yargıya gitmeden çözebilmeleridir.
MEDENİYET
Medeniyet kelimesi, Medine kentinin adından türetilmiştir. Medine, Arapçada "dinin egemen (hâkim) olduğu yer" demektir. Hicretten önce adı Yesrip olan ve Yahudiliğin hâkim olduğu bu beldeye, Hz. Muhammed, zaferden sonra İslam dininin hâkimiyetini tescil için bu adı vermiştir. Din kelimesinin kök anlamı yasadır. Yasa ve yasak aynı şeydir. Musa'ya gelen "On Emir" aslında "On Yasak"tır. Batı medeniyetinin olmazsa olmaz şartı "Yasaların Hakimiyetidir". (Rule of law) Bizde buna "Hukukun Üstünlüğü" deniyor. Olaya bu pencereden bakılırsa, "medeniyet ile hukuk" arasında güçlü bir bağ olduğu görülür. Ancak, bir ülkeyi medeni yapan, yasalar değil, yasalara ve yasaklara gönüllü olarak uyan vatandaşlarıdır.

17